100 yıllık Ergenekon

Sevgili okuyucular, ?100 Yıllık Ergenekon? derken, Türklerin 2000 yıllık o muhteşem ?Ergenekon Destanı? ndan bahsetmiyorum.

Sevgili okuyucular, ‘100 Yıllık Ergenekon’  derken, Türklerin  2000 yıllık o muhteşem ‘Ergenekon Destanı’ ndan bahsetmiyorum. Artık Mete Hanlar , Oğuz  Kaanlar , Kürşadlar , demir dağları eriten dev yürekli demirciler, kahraman bir milletin yüzakı alpler, yiğitler, bozkurtlar yok... Ortalıkta sözde ulusalcı, darbe tetikçisi çakallar dolaşıyor...
Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki dostlar, Nasreddin Hoca ’nın dediği gibi, taşları bağlamışlar, köpekleri salıvermişler...

İlk Çeteciler: İttihatçılar
Efendim, ikide bir kazan kaldıran yeniçeri ortalarını, Kabakçı Mustafa , Patronalı  Halil  gibi erazili saymazsak, tarihimizin ilk Ergenekoncuları , İttihat  ve Terakki Partisi ’nin çetecileriydi. Hükûmet darbesine bayılırlar, Galata Köprüsü ’nde muhalif gazetecileri temizlerler, Bâb-ı Âlî ’yi basıp nazırları öldürürlerdi. Bir kolları yeraltında, diğer kolları ordunun içinde, gözleriyse iktidardaydı.
İkbale, makama, mevkiye meraklıydılar ama şimdiki Ergenekonculardan  farklı olarak mafya tipi ilişkileri yoktu. Evelallah, hepsi de ‘vatan kurtaran aslanlar’ dı; lâkin birkaç sene içinde vatanı batırmalarına kimse mâni olamadı.
Atatürk , bu tepeden inmeci çetecileri yakından tanıdığı için, Millî Mücadele  ve Cumhuriyet  ekiplerine yaklaştırmak istemedi. Ancak, TBMM ’deki muhalif ‘İkinci  Grup’ u tasfiye için de, CHF ’deki ‘Merkez-i Umumî Cuntası’ için de bu İttihatçı  kalıntıları, aynı 1909 ’daki gibi arz-ı endâm eylemişlerdi.
Bir taraftan, Atatürk ’e İzmir Suikastı ’nı düzenleyip idam edilirlerken, diğer taraftan aynı zihniyetle CHF ’yi idareye devam ediyorlardı. Bir ara, şimdiki çetenin ayakçısı rolündeki o devrin kabadayısı Topal Osman, Atatürk ’ü bile öldürmeye kalkmıştı.
1924’te, Millî Mücadele  kahramanlarının kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet  Fırkası ’nı dokuz ay sonra ‘irtica’ karalamasıyla kapatanlar da; 1930’da Atatürk ’ün, yakın arkadaşı Ali Fethi Okyar ’a kurdurduğu partiyi kapattıranlar da, aslında Cumhuriyet ’in ilk dönemindeki İttihatçı  kalıntısı Ergenekon ’un bir versiyonuydu. 

Millî Şeflik’ten 27 Mayıs’a
Efendim, bana sorarsanız, Atatürk ’ün vefatından sonra başlayan Şeflik  Dönemi ’nde Ergenekon ’un ‘1 Numarası’ , faşist-nazi karışımı bir zihniyete sahip olan Recep Peker ’di. Tek parti ideolojisinin kurduğu neo-despotik yönetimde, hukuk tamamen askıya alınmış ve devlet Ergenekon Çetesi ’nin şeflik dönemi versiyonuna teslim edilmişti.
Cumhuriyet Gazetesi ’nin o zamanki Nazi  sempatizanı yayınları (Şimdi de ‘Ulusalcı’  despotizmden yana), ele geçilirmiş devleti yönlendiriyor; solcu ve sağcı gazeteler yakılıyor, öğretim üyeleri üniversiteden atılıyor; sanatçılar hapishanelerde çürütülüyor; milliyetçilere tabutluk işkenceleri yapılıyordu.
1946 seçim komedisinden sonra, Batı ’nın mecbur bırakmasıyla 1950 seçimlerinde demokrasiye geçildi. Ancak, dizginler hâlâ İttihatçı  zihniyetli jakoben bürokrasinin elindeydi. Merhum Menderes  bunu, ‘İktidar olduk ama muktedir olamadık’  sözleriyle
itiraf edecekti.
27 Mayıs 1960 Darbesi , yeni Ergenekon Çetesi  olan Millî Birlik Komitesi  ile işbirlikçisi CHP ’nin demokrasiye karşı bir tertibidir. Yassıada Mahkemesi  ise, yargının iflâsının resmidir. ‘Yeni İttihatçılar’ , hiçbir hakları olmadığı hâlde, hukuku çiğneyerek çetecilikle devlete hâkim olmuşlardı.

Darbeler Ülkesinin Çetecileri
12 Mart Muhtırası , güya 9 Mart’ta sosyalist darbe yapacak olan Baasçılara  karşı düzenlenmişti. Lâkin, iktidara, bu zihniyetin bir parçası olan sosyalist ‘11’ler Hükûmeti’  geldi. Yani Ergenekoncular  gene muvaffak olmuşlardı.
12 Eylül , tam bir militarist İttihatçı  darbesidir. İttihat-Terakki ’nin üçlüsüne karşılık, ‘bizim oğlanlar’ ın ‘beşibiryerdesi’  devleti ele geçirmiş; bunu yaparken de yeraltındaki Ergenekon Gladyosu ’ndan yararlanmıştı. Yani, darbe öncesi ortamın hazırlanmasında Ergenekoncular  elhak iyi çalıştılar. Sizin anlayacağınız, üstte darbeci generaller, altta da taşeron çeteciler vardı.
28 Şubat ’ta, artık çeteciler açıkça TSK  içinde yuvalanmışlardı. ‘Batı Çalışma  Grubu’ , darbeci bir cunta/çete ekibiydi. Bu arada, ‘Mesut Onbaşı’  ile ‘Süleyman  Çavuş’  da, ‘bin yıl sürecek’  ‘ebedÓ’ 28 Şubat’ ı desteklemeyi ihmal etmediler.
2002’nin sonunda AK Parti İktidara  gelince, 28 Şubatçılar , eski Batı Çalışma  Grubu  üyeleri, Çevik Bir  ve arkadaşı Deniz Baykal  gibi değerli devletlûlar, Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcıları  dizisi, A.N. Sezer  ve Encümen-i Dâniş  heyeti ve de bilcümle Teşkilât-ı Esasiye Mahkemesi  ile Şûra-yı Devlet  âzâları, bu dini bütün halk çocuklarını bir türlü içlerine sindiremediler...
Önce, TSK ’da, ‘Erenler’  adı altında, 28 Şubat ’a benzer bir darbeci grup kuruldu. Bunlar deşifre edilince, bu defa ‘Ay Işığı’  ve ‘Sarı Kız’  kod adlı darbe çeteleri teşkil edildi. Bunların içyüzü, Özden Örnek Amiral ’in hâtıratı ile bütün teferruatına kadar ortaya çıktı.
Lâkin bu grupların ilişkide olduğu, aşağıda bir de taşeron ekip vardı. Bir ucu ADD ’de, diğer ucu Kuva-yı Milliye ’de olan, eski askerler, emniyetçiler, istihbaratçılar, mafyacılar ve saz arkadaşlarından müteşekkil bu ayakçı takımı, suikastler düzenlemek, bombalar patlatmak, hâsılı ortalığı karıştırarak darbe ortamını hazırlamakla görevliydiler. Paranın tadını da almışlardı...
Bu ekip, tek bir Danıştay Suikastı  ile dahi, az kalsın darbe yapılmasına yol açıyordu.
***
Görüyorsunuz ya sevgili okuyucular, biz bu filmi tam 100 senedir seyrediyoruz... Vatan kurtaran darbeci zabitler, mafyayla sarmaş dolaş taşeron çeteciler, hukuku istedikleri gibi eğip bükmeye çalışan zorba jakobenler ve bir türlü halkın oylarıyla sandıktan çıkamayıp Ergenekoncuların  sırtından iktidara gelmeye çalışan haris politikacılar...
Lâkin bu defa yağma yok! Zira, sadece yargı değil, millet de artık bunların peşini bırakmayacak...