'14 Şehit Anıtı' ve Sarkozy

25 Aralık, Gazian-tep'in kurtuluş günüdür. 'Antep Müdafaası', Türk Milleti'nin istiklâl ve hürriyet şuurunun tarihe geçen bir destanıdır. Bu savunma 11 ay devam etmiş ve bu zaman zarfında tam 6317 Antepli şehit...

25 Aralık, Gazian-tep'in kurtuluş günüdür. 'Antep Müdafaası', Türk Milleti'nin istiklâl ve hürriyet şuurunun tarihe geçen bir destanıdır. Bu savunma 11 ay devam etmiş ve bu zaman zarfında tam 6317 Antepli şehit düşmüştür. O yıllarda Gaziantep'in Türk nüfusunun 25 bin civarında olduğu düşünülürse, şehrin dörtte birinin ve kadınlarla çocuklar dışında kalan nüfusun büyük çoğunluğunun şehit edildiği anlaşılmaktadır. Antep halkı, 'Fransız esiri olmaktansa şerefli bir ölüm daha hayırlıdır' diyerek kanının son damlasına kadar savaşmış; Fransız ve Ermeni zulmüne asla baş eğmemiştir.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa halkı da aynı kahramanlığı göstermiştir.
Bu 25 Aralık'ta, Gaziantep halkının çok sevdiği, başarılı Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey tarafından yaptırılan '14 Şehit Anıtı' açıldı. Şehrin turistik merkezinde, kalenin karşısında inşa edilen
bu anıt, Fransızların tıynetini ve Antep Müdafaası'nın hangi şartlar altında yapıldığını göstermesi bakımından çok isabetli olmuştur.
Anıt'ın hikâyesi şöyledir: Kilis yolunda Fransız işgal kuvvetlerine karşı savaşan Kuvayı Milliye Komutanı Şahin Bey ve arkadaşlarına yiyecek getiren Antepli çocuklar, karanlık bastırınca Dokurcum Değirmeni'nde geceyi geçirirler.
28 Mart 1920'de Şahin Bey, Elmalı Köprüsü'nde kahramanca savaşarak şehit düşer. Fransızlar Köprü civarındaki Değirmen'e gelirler. Yaşları 12-14 arasında değişen 14 çocuğu kurşuna dizerler. Daha sonra hırslarını alamayıp çocuk şehitlerin vücutlarını süngüleyerek delik deşik ederler.
Başkan Güzelbey, sözde Ermeni soykırımı için ilk anıtın yaptırıldığı Marsilya Belediye Başkanı ile Erivan Belediye Başkanını da '14 Şehit Anıtı'nın açılışına davet etmiş. Ancak bu davete icabet eden olmamış.
Güzelbey, bu anıtın düşmanca duygularla yapılmadığını, ancak tarihin bilinmeyen bir yüzünün de gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.
***
Fransızlar, önce, 850 yıl boyunca Türklerle kardeşçe yaşayan Ermenileri kışkırttılar. Sonra da, Türkleri soykırım yapmakla itham ettiler. Ermenilerin mâruz kaldığı sorunların temelinde, Osmanlı'yı parçalamak isteyen emperyalist devletlerin ve bunların başında da Fransa'nın büyük payı vardır.
Fransız tarihi, yüz kızartıcı katliamlar ve soykırımlarla doludur. 1572'de St. Bartelemi yortusunda mezhep taassubu yüzünden bir gecede 50 bin Protestanı kesen; Fransız İhtilâli'nde binlerce kişiyi idam eden; 19. asır boyunca sömürgelerinde milyonları katleden; daha dün denilebilecek kadar yakın bir zamanda, 1954-1962 yılları arasında 1,5 milyon civarında Cezayirli'yi soykırıma tâbi tutarak katleden Fransızların, Türkleri 'soykırımcı' ilân etmesi ironik bir iddiadan öteye değer taşımaz.
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin 45 yıl önceki Cezayir soykırımı için 'Tarihçilere bırakalım' derken, 92 yıl önceki Ermeni tehcirini 'soykırım' ilân etmesi ne derece çifte standartlı ve riyakâr ise, Türkiye'nin AB'ye girmesi konusundaki tutumu da o derece ikiyüzlüdür.
Türkiye'yi 'Küçük Asya' (Asia minor) olarak nitelendiren Sarkozy'nin, Türkiye için Akdeniz ülkeleri birliği gibi, AB yerine geçmeyecek sun'î tekliflerde bulunması, aslında artniyetinin dışavurumu olarak okunmalıdır. Sarkozy'nin liderliğindeki Fransa'nın, Türkiye'nin AB üyeliğini engelleyeceği açıkça görülmektedir.
Biz hiçbir ülkeye ve kişiye düşmanca bakmayız. Ülkelerin ilişkilerinde karşılıklı menfaatlerin dengelenmesi esastır. Türkiye'nin AB üyeliği, Fransa'nın ya da diğer AB üyelerinin âtifeti olarak görülemez. Bu üyelik AB'ye, Türkiye'ye sağladığından daha fazla fayda getirecektir. Lâkin ille de Türkiye'nin üyeliği istenmiyorsa, Türkiye kendi yoluna devam edecektir.
***
Dokurcum Değirmeni'nin suları 14 çocuk şehidimize ninniler söyleyerek akmaya devam ediyor. '14 Şehit Anıtı', Türk Milleti'nin istiklâli ve hürriyeti için göze aldığı fedakârlıkları gösteriyor.
Sarkozy'nin entrikaları ise umurumuzda bile değil...