19 Mayıs 2009'da manzara-i umumiye

Atatürk 'Nutuk'ta, '1919 senesi Mayısı'nın 19. günü Samsun'a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye...' diyerek devam eder.

Atatürk ‘Nutuk’ta, ‘1919 senesi Mayısı’nın 19. günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye...’ diyerek devam eder. Daha sonra, düşünülen kurtuluş çârelerini anlatır. Bunlardan birincisi ‘İngiltere himayesini talep etmek’ ; ikincisi, ‘Amerika mandasını talep etmek’, üçüncüsü ‘Mahallî halâs çâreleri’dir. Atatürk, bu kararların hiçbirinde isabet görmediğini söyler ve kendi kararını şöyle açıklar: “Efendiler,
bu vaziyet karşısında tek bir karar vardır. O da hâkimiyet-i millîyeye müstenit, bilâkaydüşart
müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek!”
İşte büyük lider Atatürk’ün Millî Mücadele önderliğindeki asıl rolü ve değeri de budur...
***
Hiç düşündünüz mü? Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktıktan sonra niçin Amasya Tamimi’ni göndermiş; Erzurum ve Sivas Kongrelerini toplamıştır? Kâzım Karabekir Paşa’nın da emrine girmesiyle aslında Anadolu’daki bütün ordu birlikleri kendisine tâbi olmuşlardı. 23 Nisan 1920’de topladığı Meclis de göstermelik bir meclisten ibaret olabilirdi.
Halbuki Atatürk, Millî Mücadele’yi tamamen ‘irade-i millîye’ esasına oturtmuş; ‘hâkimiyet-i millîye’yi aslâ dilinden düşürmemiştir. Millî Mücadele ’nin milletin tamamı tarafından benimsenmesinin sırrı da buradadır.
***
Atatürk, Cumhuriyeti kurduktan sonra da millet egemenliği esasına önem vermiş; ancak, bir taraftan CHF’nin dayatmaları, bir taraftan 1930 krizi, bir taraftan da Avrupa’daki konjonktürün tesiriyle çok partili demokratik sistem denemeleri sonuçsuz kalmıştır. 1930’daki bizzat düzenlediği Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesinin akamete uğrayışından ne derece üzüntü duyduğu bilinmektedir.
Atatürk, ordunun siyasete müdahale etmesini istememiş; bu konuda İttihatçıların yaptıklarını tenkit etmiştir. Cumhuriyet döneminde de askerlerin üniformalarını çıkarmadan siyasetle meşgul olmalarına karşı çıkmış ve orduyu siyasetten uzak tutmuştur.
Atatürk, fikirlerinin dogmatik kalıplara dökülmesini ve ‘Kemalizm’ adı altında doktrinler icat edilmesini de istememiştir. Atatürk’ün ‘Çağdaş uygarlık düzeyi’ hedefi, aynı zamanda fikirlerini dinamikleştiren ve güncelleştiren bir ölçüdür.
***
19 Mayıs 2009’da yani Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından tam 90 yıl sonra vaziyet-i umumiyeye bakacak olursanız Türkiye’de çok değişik bir tabloyla karşılaşırsınız:
* Bir defa ortalığı ‘irade-i millîye’ ve ‘hâkimiyet-i millîye’ düşmanları doldurmuştur.
* Atatürkçü olduğunu iddia eden dogmatik Kemalistler, bir yandan Atatürk’ün fikirlerini dondurmaya uğraşmakta; diğer yandan da Atatürk’ü kullanarak antidemokratik görüşlerini dayatmaya çalışmaktadırlar.
* ADD, ÇYDD gibi bir takım paramiliter örgütler, demokrasiye ve cumhuriyete karşı
‘Cumhuriyet Mitingleri’ düzenlemekte; bu mitinglerle TSK provoke edilmeye çalışılmaktadır. 
* Millî İrade düşmanları, siyaset adamlarına ve siyaset kurumuna saldırarak oligarşik bir despotizm kurmaya çalışmaktadırlar. 
* Terör ve cinayet çeteleriyle elele vermiş jakoben ulusalcılar, bağımsız yargıyı etkisiz hâle getirmek ve darbe provokasyonu yapmak için yoğun bir çaba içindedirler.
* Devletin bazı yüksek yargı organları, demokrasi yerine jüristokrasiyi devam ettirmek
için uğraşmaktadırlar.
***
Bu manzara, 19 Mayıs’tan 90 yıl sonra Atatürk’ün mücadelesini verdiği millî egemenliğe ve gençliğe emanet ettiği Cumhuriyete uygun bir manzara değildir.
Türk Gençliği, jakoben oligarşinin yalanlarına aldanmayarak çağdaş uygarlık yolunda, modern Cumhuriyet ve Demokrasi ölçülerinde yoluna devam edecektir.