ABD gezisindeki muamma

Başbakan Erdoğan'ın ABD gezisi, birbirinden çok farklı şekillerde yorumlanabilir.</br>Evvelâ olumlu açıdan değerlendirelim:

Başbakan Erdoğan'ın ABD gezisi, birbirinden çok farklı şekillerde yorumlanabilir.
Evvelâ olumlu açıdan değerlendirelim:
1. Erdoğan, sınır ötesi operasyon kararlılığını devam ettirmiş ve bu konuda -PKK'ya yöneltilmiş belirli hedeflerle sınırlandırılmış olmasına rağmen- bir bakıma ABD Başkanı'nın da onayını almıştır. Böylece, ABD hükümranlığındaki bir toprakta askerî operasyon yapmanın doğuracağı sorunlar da bertaraf edilmiş olmaktadır.
2. Bush, PKK hakkında daha önceki 'terörist' kabulünün ötesine geçerek, PKK'yı ABD'nin ve Irak'ın da 'düşmanı' olarak nitelendirmiş ve kendisini dünya kamuoyu önünde bağlamıştır. Bundan böyle, düşmanına el altından da olsa yardım ve desteği sürdürmesi kolay olmayacağı gibi, PKK ile mücadelenin dışında kalması da mümkün değildir.
Bu arada, Bush'un bu beyanı peşmergeleri de bağlayacaktır.
3. ABD'nin yüksek teknolojik imkânlarını kullanarak ânında istihbarat sözü vermesi de, PKK'nın terör eylemlerini engellemesinde ve tesirsiz hâle getirilmesinde etkili olabilecektir.
4. Nihayet, Türkiye ve ABD'nin Genelkurmay 2. Başkanları ile Irak'taki ABD Komutanı'nın PKK ile mücadelede harekât için görevlendirilmesiyle, hem ilk olarak en üst seviyedeki muvazzaf komutanların irtibatı sağlanmış, hem de ABD ile müşterek bir operasyon konusunda önemli bir adım atılmıştır. Ayrıca, Irak Merkezî Yönetimi ile Kuzey Irak'taki Kürt Yönetimi'nin bu konuda dışlanması da dikkat çekicidir.
Bütün bunların dışında, bir yan ürün olarak ortaya çıkan diğer bir olumlu gelişme de, Başbakan Erdoğan'ın, askeri karar almada görevlendirmesiyle aradaki buzların erimesinin sağlanmasıdır. Bu hususta Büyükanıt Paşa'nın gayretlerini de kaydetmek gerekir.
***
Olumsuz açıdan yapılan bir değerlendirmede ise şu sonuçlara ulaşılabilecektir:
1. Bu görüşmeyle Türkiye'nin sınır ötesi harekâtı 'güdümlü' duruma getirilmiş; ABD'nin onayına ve verdiği istihbarata bağlanmıştır.
2. ABD Başkanı, Türkiye'nin sınır ötesi harekâtını engellemiştir. Nitekim, bazı yabancı yorumcular bu görüştedir. Bush'un beyanları, yeni bir 'oyalama süreci'ni başlatmıştır.
3. ABD'nin ısrarla üzerinde durduğu 'sınırlı operasyon', kış şartlarının hâkim olmaya başlaması ve teröristlerin Irak'ın iç kısımlarına çekilmesiyle tesirsiz hâle gelecektir.
4. Bu görüşme neticesinde, Türkiye'nin, Kerkük'ün Kürt Bölgesi'ne bağlanmasına ve kuzeyde bağımsız bir devletin kurulmasına rıza göstermesi karşılığında ABD ile peşmergelerin PKK'yı koz olarak kullanması planının uygulamaya geçirildiği ileri sürülebilecektir.
***
Başbakan'ın ABD gezisi hakkında doğru değerlendirmenin yapılabilmesi için iki husustaki muammanın açıklığa kavuşmasını beklemek lâzımdır:
Önce, Erdoğan ile Bush'un bir saate yakın bir zamanda başbaşa neler görüştüğünü bilmemiz gerekir. Bu görüşme, PKK terörüyle mücadelenin ötesine geçerek iki ülkenin Irak ve Ortadoğu konusunda menfaatlerini senkronize eden bir mutabakata ulaşmışsa, bu takdirde Türkiye-ABD ilişkileri 1 Mart Tezkeresi neticesinde meydana gelen çöküntüyü telâfi edecek yeni bir açılıma girmiş demektir. Başbakan Erdoğan hakkındaki hüsnüzanımızı devam ettirerek bu neticeyi bekliyoruz.
İkinci muamma ise, ABD'nin gene Türkiye'yi oyalayıp oyalamadığı konusundadır. Eğer ABD, Türk istihbaratçılarının da zaten bildiği birkaç nokta hakkında sûreta bilgi aktararak Türkiye'nin kapsamlı
bir sınır ötesi operasyonunu engelleyip bu bâdireyi atlatma hesabını yapıyorsa, bu durum kısa zamanda ortaya çıkacak ve muamma çözülecektir.
***
Önemli olan, her türlü ihtimali gözönüne alması gereken Türkiye'nin, rehavete kapılmadan ve ABD'den onay (hatta istihbarat) beklemeden sınır ötesi harekâtı gerçekleştirmesidir. Bu safhada 'kördüğümü' çözecek olan İskender'in kılıcıdır. Aksi takdirde, Cumhuriyet Bayramı'ndaki gösterinin anlamı kalmaz.