ABD'nin Kürt oyunu

Yazının başlığına 'Batı'nın Kürt oyunu' da diyebilirdik. Ancak, AB'nin Türkiye'yi istismar ederek Kürt konusundaki dayatmalarını saklı tutmak şartıyla...

Yazının başlığına 'Batı'nın Kürt oyunu' da diyebilirdik. Ancak, AB'nin Türkiye'yi istismar ederek Kürt konusundaki dayatmalarını saklı tutmak şartıyla, son dönemde ABD'nin Kürtler üzerindeki oyunlarının daha fazla ön plana çıktığı söylenebilir.
Hep yazıyoruz: Aslında Kürtler Amerikalıların umurunda bile değildir. Onlar için önemli olan, petrol kuyularının başına ucuz jandarmalar dikmek ve Ortadoğu'da İsrail'e Araplara karşı müttefik kazandırmaktır. Nitekim, İsrail subaylarının Kuzey Irak'ta peşmergeleri nasıl eğittikleri ve ABD ile İngiltere'nin Kerkük petrolleri üzerindeki hesapları açıkça ortaya çıkmıştır.
60'lı yıllarda 'barış gönüllüleri' adıyla Güneydoğu'da çalışan Amerikan servis elemanlarıyla, 'Çekiç Güç'ün şemsiyesi altında Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren 'NGO'ların birbirinden farkı yoktur. Ortadoğu petrollerinin peşinde, Anglosakson ve Fransız emperyalizminin Lawrence'i, Binbaşı Noel'i ne ise, çuvalcı Albay Mayville de odur. Esasen, 1990'lı yıllarda iki kutuplu dünyanın sona ermesiyle birlikte, boşta kalan bütün Batılı istihbaratçıların Türkiye'ye ve Ortadoğu'ya gönderildikleri, bizzat eski CIA Başkanı'nın itirafıdır.
Kırk yıl önce Molla Barzani'ye kucak açan ABD ile Mesud Barzani'yi Beyaz Saray'da ağırlayan ABD'nin oynadığı 'Kürt kartı' hiç değişmemiştir. 1991 Körfez Krizi'nde kendisini kayıtsız şartsız destekleyen Özal'ın Kuzey Irak harekâtı teklifine karşı sırtını dönen baba Bush ile 2003 Irak İşgali'nde peşmergelerin hâmisi kesilen oğul Bush arasında hiçbir zihniyet farkı bulunmamaktadır.
* * *
Bütün bu tarihî hakikatleri bilerek 1 Mart Tezkeresi ile Türkiye'nin, önüne çıkan tarihî fırsatı değerlendirememesi, ABD'ye 'Kürt oyunu'nu geliştirme imkânı tanımış ve Türkiye'nin elini kolunu bağlamıştır. Halbuki, Türkiye'nin Irak'taki askerî mevcudiyeti, ABD'nin bu oyununu engellemenin tek yoluydu.
Tezkere'nin reddinden sonra ABD, Türkiye'nin kendisini aldattığı gerekçesiyle 'Kürt oyunu'nu hızlandırmış; Irak'ta 34. paralelin kuzeyinde Türkmen bölgesinin de bulunduğu kesimi tamamen peşmergelere teslim etmiş ve Türkiye'yi Irak'ın ve Ortadoğu'nun dışında bırakmıştır. Türkiye'nin ilan ettiği 'kırmızı çizgiler'i peşmergelere çiğneten ve Türk askerinin başına çuval geçiren ABD, Türk yöneticileri tatlı-sert politikalarla uyutmasını bilmiştir.
İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında, iyice kuduran PKK'ya karşı bir 'sınır ötesi harekât'a hazırlanan Türkiye; PKK'nın ateşkese(!) yöneltilmesi Bush'un ve Rice'ın telefonları ve 'koordinatörlük' aldatmacasıyla uyutulmuştur. ABD'nin PKK konusundaki vaatleri bir yana, bilakis Talabani ve Barzani ile birlikte perde arkasında PKK'yı desteklemesi, 'Kürt oyunu'nun bir parçası hâlinde değerlendirilmelidir.
* * *
ABD'nin 'Kürt oyunu'nu bozmanın çaresi, buna karşı cesur, atak ve inisiyatifi elde tutan bir politika uygulanmasıdır. Bu konuda Türkiye 'nin manevra kabiliyeti sanıldığının çok üzerindedir. Hemen birkaç hususu sıralayalım:
1. Başbakan'ın Grup Konuşması'nda belirttiği 6 noktadaki görüşleri, ABD'ye resmen bildirilmelidir.
2. Bu görüşler çerçevesinde Türkiye, taraflar nezdinde temaslarına başlamalıdır.
3. Türkiye, terör koordinatörlüğünün netice vermediğini bildirerek bu mekanizmayı sonlandırmalıdır.
4. Türkiye, Türkmen varlığının korunması ve Anayasal teminat altına alınması noktasından taviz verilmeyeceğini; aksine gelişmeleri müdahale sebebi sayacağını ABD'ye ve kukla Irak yönetimine iletmelidir.
5. 'Sınır ötesi operasyon' gerçekleştirmeli ve PKK yuvaları temizlenmeye çalışılmalıdır.
Bütün bunlardan daha önemlisi ise, Türkiye'nin ABD ile temasa geçerek Irak'ta düzeni sağlama konusunda talepte bulunmasıdır.
Son olarak şu hususu altını çizerek kaydedelim ki, Başbakan'ın bu konuşmasından sonra Türkiye gene olaylara seyirci kalmaya devam ederse, artık hiçbir itibarı kalmayacak ve kendi sınırlarını dahi korumaya muktedir olamayacaktır.
Genelkurmay'a da, artık 'irtica safsatası'nı ve 'Lokmacı Kapısı'nı bir yana bırakıp Türkiye'nin millî güvenliği ve menfaatleriyle ilgili konularla meşgul olmasını tavsiye ediyoruz.