Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül

Bugün Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti'nin '11. Cumhurbaşkanı' olarak seçiliyor. '10. Cumhurbaşkanı' Ahmet Necdet Sezer ise Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılacak.

Bugün Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti'nin '11. Cumhurbaşkanı' olarak seçiliyor. '10. Cumhurbaşkanı' Ahmet Necdet Sezer ise Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılacak. Yapılacak oylamada Abdullah Gül'e 340'tan fazla oy verileceğini tahmin ediyorum. Böylece Gül, tarihî liderleri ve asker cumhurbaşkanlarını saymazsak, Özal, Demirel ve Sezer'den daha fazla oy alarak Cumhurbaşkanlığı'na seçilmiş olacak.
***
Ahmet Necdet Sezer, içine kapalı, halka sırtı dönük, şekilci, müdahaleci, demokrasiye ve kişi haklarına önem vermeyen, militarizme açık bir Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanlığı döneminde alenen AK Parti'ye karşı tavır aldı ve CHP'yi tuttu. İdeolojik peşin hükümleriyle ayrımcılık yaptı.
Sezer, sadece TSK, yüksek yargı kuruluşları ve YÖK ile irtibat halinde oldu. Devletin başı olmayı, milletin başı olmaya tercih etti. Kapısı, toplumun hemen her kesimine kapalıydı. İş dünyasına, ADD ve ÇYDD haricindeki sivil toplum kuruluşlarına hiç yüz vermedi. Yurtdışına ve milletlerarası ilişkilere uzak durdu. Fevrî çıkışlarıyla, başta 2001 Krizi olmak üzere birçok olayda menfî tesirleri oldu. Bu arada 1 Mart Tezkeresi'ndeki olumsuz etkisinin altını çizmeliyiz.
Buna mukabil Sezer, ciddî ve devletin menfaatlerini kendince korumaya çalışan bir Cumhurbaşkanı'ydı. Köşk masraflarını kısması, tasarruflu tutumu, sadeliği ve gösterişten hoşlanmayışı olumlu puanlarıdır. Eşinin ve ailesinin mütevazı hâlleri, isimlerinin hiçbir yanlışlığa karışmamış olması da takdire şayandır. İleride onu, asık suratı, yalnızlığı ve ciddiyetiyle hatırlayacağız.
***
Abdullah Gül'ü tam 38 yıldır yakından tanıyorum. O, benim 'Kırk yıllık dostum'dur.
Bu zaman zarfında onun tek bir yanlışlığını görmedim. Gül ve muhterem eşi, Kayseri'nin köklü ailelerine mensuptur. Kendileri gibi pırıl pırıl çocukları vardır. Oğlu Ahmet, geçen yıl geçirdiği bir trafik kazasında, babasına laf gelmesin diye kimliğini gizleyecek kadar düşüncelidir.
Abdullah Gül'ü, gençliğindeki öğrenci derneklerinden, üniversitedeki yıllarından, ekonomi uzmanlığından, Devlet Bakanlığı'ndan beri tanıma fırsatını buldum. Güzel ahlâkına, edebine, tevazuuna, dostluğuna şehadet edebilirim.
Abdullah Gül, her şeyden önce bir 'halk çocuğu'dur. Menderes-Özal-Erdoğan zincirinin bir halkasıdır. Gül, Türkiye'nin çok zor bir döneminde Başbakanlık yapmış; yüzünden eksilmeyen tebessümü, mütevazı hâlleri, ılımlı ve müşfik tavrı, nezaketi ve zarafeti ile milletin gönlüne taht kurmuş; Türk Milleti Gül'ü sevmiştir.
Abdullah Gül, merhum Fatin Rüştü Zorlu'dan sonraki dönemde, en başarılı ve en çok tanınan Dışişleri Bakanı olmuştur. Bugün Türkiye'nin bütün dünyada en çok bilinen iki devlet adamından biri Başbakan Erdoğan, diğeri ise Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Gül'dür.
Siyasî hayatındaki bütün basamakları başarıyla çıkan Gül, Devlet Bakanı, Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı, Başbakan olarak görev yaptıktan sonra artık Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak hizmetini sürdürecektir.
Gül'ün Cumhurbaşkanlığı'nın arkasında, Türk Milleti'nin demokrasi şuurunu ve Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin fedakârlığını ve vefakârlığını görüyoruz.
***
Artık Çankaya'da 'Gül Devri' başlıyor.
Bu, gerçek demokrasiye ve millî hâkimiyetin tesisine geçişin de başlangıcı olmalıdır.
11. Cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül'e bütün kalbimle başarılar diliyorum.