AK Partili dostlara önemli bir tavsiye

Hayatımın hiçbir döneminde kötümser olmadım. Ayaş Cezaevi'nin altmış santimlik taş duvarlarının arkasında suçsuz olarak yatarken bile, büyük ve muhteşem bir Türkiye'nin hayallerini kurdum.

Hayatımın hiçbir döneminde kötümser olmadım. Ayaş Cezaevi'nin altmış santimlik taş duvarlarının arkasında suçsuz olarak yatarken bile, büyük ve muhteşem bir Türkiye'nin hayallerini kurdum.
Şimdi de kötümser değilim. Bir yanda muhtıra vermiş darbecinin tetikte beklediğini; diğer yanda ideolojik peşin hükümlü sözde hukuk adamlarının, Türkiye'nin en büyük partisini kapatmak için dosyalar hazırladığını bilmeme rağmen...
Allah saklasın, bu rezaletler olduğu takdirde Türkiye'nin hâl-i pür melâlini düşünebiliyor musunuz?.. 'Laik Cumhuriyeti' korumak ve kollamak adına, Türkiye'yi bir anda yarım asır geriye, Tutsi hâkimiyetindeki Ruanda'ya döndürmek isteyenlerden bu Aziz Millet hiç hesap sormaz mı zannediyorsunuz?
* * *
Lâkin dostlar, çuvaldızı başkalarına saplarken, hiç değilse iğneyi de kendimize batırmalıyız. Bu rezaletleri önleyici tedbirleri de almak lâzımdır.
Bir defa, kötü niyetli demokrasi düşmanlarına koz vermemek icap eder. Politikada, yerine göre kavga da gerekir, 'suhulet' de... Ancak, kolaylıkla halledilebilecek meselelere kavgayla girişmenin lüzum yoktur. Ana muhalefetin bu tabiri nasıl istismar ettiğinin farkındayız ama 'zıtlaşma' yerine 'uzlaşma', daima daha iyi sonuç verir. Malum meseldir, iki yumurtayı çarpıştırınca, birisi kırılırsa, diğeri de çatlayacaktır. Siyasî ortamın gerginleşmesi, muhalefetten ziyade iktidara zarar verir.
* * *
İkinci olarak, merkez-merkez sağ parti olmanın tek bir yolu vardır: Gerçekten böyle olmak. AK Parti'nin lideri ile Başkanlık Divanı, MKYK üyeleri, Grup yöneticileri ve Bakanlar Kurulu'nun tamamına yakın kısmı, eski MSP-RP-FP çizgisinden gelmektedir. Bu çizgi, siyasette dini ön planda değerlendiren ve en fazla yüzde 10'luk bir tabanın tercihlerini aksettiren bir misyonu ifade eder. Halbuki, normal şartlarda Türk seçmeninin dörtte üçü merkez-merkez sağ tabanda yer almaktadır. Bu durumda, yüzde 10'luk bir tabanın temsilcileriyle yüzde 75'lik bir tabana hitap etmek mümkün değildir. Diğer taraftan, AK Parti iktidarı döneminde bürokraside de 'dar kadroculuk' anlayışının hâkim olduğu görülmüştür.
Başbakan Erdoğan'ın, ne kadar vefakâr bir siyaset adamı olduğunun, kendisini zor durumda bırakan arkadaşlarını dahi feda etmek istemediğinin farkındayız. AK Parti Grubu'nda çok değerli milletvekillerinin bulunduğunu da biliyoruz. Lâkin, 5 yıla yakın istikrarlı bir iktidar döneminden sonra, bu grup ve kadro dışında da, koskoca Türkiye'de demokrasiye inanmış, ehliyetli ve merkez sağ hüviyetli yeni kadrolara açılmanın artık tam zamanıdır.
Aksi takdirde, 'eski hamam eski tas' politikasına devam edilirse; hem 'laiklik karşıtı' iftirasıyla atılan çamurların izi kalabilir, hem de başta DYP-ANAP olmak üzere, merkez-merkez sağ kanat diğer partiler tarafından doldurularak AK Parti'nin oyu azalabilir.
* * *
Aday listelerinin hazırlanması, AK Parti için değerlendirilmesi gereken önemli bir fırsattır.
Türkiye'de demokrasi ve millet iradesi üzerindeki bu yoğun dayatma ve zorbalıkların önünün alınabilmesi için, AK Parti de üzerine düşeni yapmalıdır.