Aykırı bir 19 Mayıs yazısı

Sevgili Okuyucular, dün '19 Mayıs' idi. 'Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladık. Millî Mücadele'nin lideri, Devletimizin kurucusu Büyük Atatürk'ü bir defa daha andık.

Sevgili Okuyucular, dün '19 Mayıs' idi. 'Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutladık. Millî Mücadele'nin lideri, Devletimizin kurucusu Büyük Atatürk'ü bir defa daha andık. Eski bir Gençlik ve Spor Bakanı olarak 19 Mayıs Bayramı benim için unutulmaz hatıralarla doludur.
Bugün Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da ayak bastığı Samsun'da, artık 'CHP Mitingi' haline getirilmiş 'Cumhuriyet Mitingi' yapılıyor. Değerli yazar Engin Ardıç'ın 17 Mayıs günü Akşam Gazetesi'nde yayımlanan harikulade yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Ardıç şöyle diyor: 'Şöyle Bandırma gibi bir vapur olsa, azgın dalgalarla boğuşa boğuşa... Deniz
Baykal bir güneş gibi doğsa...
Gözleri çakmak çakmak...'

Atatürk'ü Anadolu'da ilk karşılayanlar
Efendim, siz şu satırlarımı okurken, Samsun meydanında dindar vatandaşlarımız ve din adamlarımız 'irticacı' olarak nitelendirilip yerden yere vurulacak. 'Laiklik' perdesi altında Atatürk üzerinden siyaset yapılacak ve Türkiye ikiye bölünmeye çalışılacak. Kim bilir, belki gene milliyetçi geçinen bazı ehl-i hamakat ile ne hazindir ki CHP'lileşmeye başlayan bir kısım DYP'liler ve müzeye kaldırılan ANAP iltihakçıları, sırf AK Parti düşmanlığı uğruna bu 'sol kakafoni'ye iştirak edecekler. Sanki aksini isteyen varmış gibi, 'Türkiye laiktir, laik kalacak' diye bas bas bağıracaklar...
Sevgili okuyucular, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'da Mustafa Kemal Paşa'yı kim karşıladı bilir misiniz? Belediye Meclisi'nden Hacı Molla...
25 Mayıs 1919 akşam üstü Havza'ya geldiğinde de Atatürk'ü ulemadan Hacı Mustafa Efendi ve arkadaşları karşıladı. Amasya'ya geldiği 15 Haziran 1919 günü de kendisini karşılayanların başında Müftü Hacı Tevfik ve Vaiz Abdurrahman Kâmil Efendiler bulunuyordu. Mustafa Kemal Paşa'nın kurmay başkanı Hüsrev Gerede karşılamayı şöyle anlatmaktadır: "En gönülden ve coşkun karşılama Amasya'da oldu (...) Saraydüzü'ndeki bu merasim Paşa'nın gözlerini yaşarttı. Müftü Efendi, itimat telkin eden beşuş ve nuranî çehresiyle ilerleyerek Paşa'ya yüksek seda ile; 'Paşam! Bütün Amasya emrinizdedir. Gazanız mübarek olsun' dedi. Asla beklemediğimiz bu hitap, aynı zamanda istikbalin teşhisi idi. Peşinden elini uzatan bu mübarek insanın elini öpmek ister gibi eğildi. O, üzerinde üniforması olan Anafartalar Kahramanı'nı muhabbetle kucakladı ve yanındaki zevatı birer birer tanıttı. Millî Mücadele'de ilk defa bütün bir şehir, safhalarını öğrenme ihtiyacı duymadan, çetinliği besbelli olan vatan kurtuluşu mücadelesini, bayrağını açma kararlılığındaki bir evladının safına katılıyor ve bunu, muteber bir din adamının rehberliği, delaleti, öncülüğü ile yerine getiriyordu."

Her yerde hep onlar vardı
Şimdi, atılan sloganlardan ruhları muazzep oluyor mudur bilinmez; lâkin Millî Mücadele'nin ön saflarında hep o, birilerinin hor gördüğü, mürteci
kabul ettiği din adamları vardı. Zira onlar halkın önderleriydi.
Atatürk'ü Erzurum'da karşılayanlar arasında, 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, Vali Münir Bey ve Vilayât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Erzurum Şubesi Başkanı Raif (Dinç) Hoca vardı.
Sivas'ta, O'nu Müftü Abdurraif Efendi karşıladı. Müftü Efendi,
parlak bir karşılama yapabilmek için cübbesinin eteklerini toparlayarak ev ev, dükkân dükkân dolaşmıştı. Atatürk'ün kalacağı eve konulacak eşyayı da kendi evinden taşımıştı. Ayrıca, Hacı Bektaş Tekkesi'nden Cemaleddin Efendi, Postnişin ve Türbedar Salih Niyazi Baba da O'nun yanında yer almışlardı.
Erzurum ve Sivas Kongreleri delegeleri ile ilk Büyük Millet Meclisi üyelerinin önemli bir kısmı da din adamları ve ulemadan oluşuyordu.

Demir ve çelik alaylar
Millî Mücadele'de din adamları, ellerinde silah beldelerini de korumuşlardır. Isparta'da Hafız İbrahim Efendi 'Demiralay', Afyonkarahisar'da Hoca İsmail Şükrü Efendi 'Çelikalay' ismi altında gönüllü alayları teşkil etmişlerdi. Düzenli ordunun kurulması üzerine Çelikalay 68. Alay içinde yer almıştır. Demiralay da 'Mürettep Alay' olarak 57. Tümen kuruluşu içine dâhil edilmiştir.
Daha yüzlercesini, binlercesini saymak mümkün... Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk, 24 Eylül 1924 tarihinde Amasya'yı ziyareti esnasında yaptığı konuşmada, "Efendiler! Bundan beş sene evvel buraya geldiğim zaman (...) birçok zevatla beraber Kâmil Efendi Hazretleri'yle görüştüm (Atatürk Kâmil Efendi'ye 'Baba' derdi). Efendi Hazretleri halka dediler ki: 'Milletin şerefi, haysiyeti, hürriyeti ve istiklâli hakikaten tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak için icap ederse vatanın son bir ferdine kadar ölmeyi göze almak lâzımdır (...) Yegâne kurtuluş çaresi halkın doğrudan doğruya hâkimiyeti ele alması ve iradesini kullanmasıdır'. İşte Efendi Hazretleri'nin bu aydınlatıcı vaaz ve nasihatinden sonra herkes çalışmaya başladı. Bu münasebetle, Müftü Kâmil Efendi Hazretleri'ni takdirle yadediyorum.
Ve genç Cumhuriyetimiz bu gibi ulema ile iftihar eder" (Daha fazla bilgi için bknz. Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Türkler, 15. cilt, s. 935-948)
***
Sevgili okuyucular, niyetimiz Millî Mücadele'yi tamamen din adamlarının inhisarına bırakmak değil. Başta değerli komutanlarımız askerlerimiz olmak üzere milletimizin her ferdi bu mukaddes mücadelede elbette hak sahibidirler.
Lâkin, sanki Millî Mücadele'yi dine karşı yapılmış gibi göstermeye çalışan ve şehitlerimizin kemiklerini sızlatanlara karşı, onlara göre 'aykırı' bir 19 Mayıs yazısı yazalım dedik.
Bu Millet, neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.