Barzani ve PKK konusunda ne yapmalı?

Kuzey Irak'taki oluşumlar ve ırkçı-bölücü terör eylemleri, Türkiye'nin millî menfaatleri, güvenliği ve birliğiyle ilgili hayatî önemi haiz sorunlardır.

Kuzey Irak'taki oluşumlar ve ırkçı-bölücü terör eylemleri, Türkiye'nin millî menfaatleri, güvenliği ve birliğiyle ilgili hayatî önemi haiz sorunlardır. Bu sorunları sadece PKK'nın terör eylemleriyle sınırlı kabul ederek bütünü görememek, Türkiye'nin Ortadoğu'daki dış politikasını kısırlaştırır ve bu eksende pazarlığa açık hâle getirir. Esasen, PKK'nın terör eylemlerinin arkasında Irak'taki peşmerge yönetiminin bulunduğu gün gibi aşikârdır. PKK'yı terör örgütü olarak ilan eden ABD'nin de bu konuda samimiyetsiz olduğu; bir taraftan stratejik müttefik kabul ettiği peşmergeleri kırmamak, diğer taraftan da Türkiye'yi Kerkük ve İran konusunda köşeye sıkıştırmak için PKK'yı koz olarak kullanmak istediği anlaşılmaktadır.
Türk dış politikasını yönetenlerin, ilk olarak 'şifahî kırmızı çizgiler' söyleminin ötesine geçerek Irak'a yazılı bir nota vermesi, olumlu fakat yetersiz bir gelişmedir. MGK toplantısı sonucunda yayınlanan bildiri ise doyurucu olmaktan çok uzaktır. Ancak, biz de diğer siyasî yorumcular gibi, bildirideki 'diğer yaklaşımlar' ibaresine ümidimizi bağlamış durumdayız. Aslında, buna benzer durumlarda sözden ziyade yapılanlar önemlidir.
* * *
Barzani'nin beyanları ile son birkaç günde PKK terörünün azması konuları, birbiriyle ilgili olmakla beraber, uygulanacak tedbirler bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Barzani konusunda şu tedbirler alınmalıdır:

    1. Habur sınır kapısı önce geçici olarak, daha sonra gerginlik devam ettiği takdirde devamlı olarak kapatılmalıdır. Suriye üzerinden Ovacık sınır kapısı açılmalı; Amerikalılar buna razı olmazsa, Türkiye üzerinden karayoluyla lojistik hizmetler durdurulmalıdır.
    2. Irak'a ekonomik ambargo uygulanmalıdır. Mersin Serbest Bölgesi'nde Irak ile ilgili ticarî faaliyetler dondurulmalıdır.
    3. Kuzey Irak'a elektrik verilmesi uygulamasına ambargo konulmalıdır.
    4. Irak'a uygulanacak ekonomik ambargo neticesinde zarara uğrayacak Türk firmalarına tazminat verilmelidir.
    5. KDP ve KYB'nin Türkiye'deki büroları kapatılmalıdır.
    6. Barzani'nin Güneydoğu'da propagandasını yapan Hizbullah ve türevleri mahiyetindeki din istismarcısı bölücü terör örgütlerinin üzerine gidilmelidir.

PKK konusunda şu tedbirler alınmalıdır:
    1. Terörle Mücadele Kanunu'nda değişiklik yapılarak, ırkçı-bölücü terör örgütlerine münhasır kalmak şartıyla, güvenlik güçlerinin yetkileri arttırılmalıdır.
    2. Güvenlik güçlerinin Türkiye içindeki terör mücadelesi daha yoğunlaştırılmalı; jandarma ve poliste uzman personelin sayısı süratle arttırılmalıdır.
    3. Sınır Ötesi Operasyon, daha fazla geciktirilmeden yapılmalı ve öncelikle hava harekâtıyla Kuzey Irak'taki PKK kamplarının imhasına çalışılmalıdır. Başlangıçta askerî operasyonla kesin sonuç alınmayabilir. Ancak önemli olan, böyle bir harekâtın yapılabileceğinin gösterilmesidir. Aksi halde, PKK'nın ve Barzani'nin Güneydoğu üzerindeki aleyhte propagandası kırılamayacaktır.

Sınır Ötesi Operasyon, daha önce müteaddit defalar yazdığımız gibi, Türkiye'nin hukukî hakkıdır. Zira;
    a) BM Antlaşması'nın 51. maddesine göre, devletlerin 'meşru müdafaa' hakkı vardır. Günümüz dünyasında bu hak, özellikle sınır ötesinden gelen terör saldırıları için geçerlidir.
    b) BM Genel Kurulu'nun 28 Eylül 2001 tarih ve 1373 Sayılı Kararı'na göre, terör örgütüne sağlanan her türlü desteğin önlenmesi gereklidir.
    c) BM Genel Kurulu'nun özellikle Irak için aldığı 8 Haziran 2004 tarih ve 1546 Sayılı Kararı'na göre, Irak'tan komşu ülkelere yönelen terörist faaliyetlerin önlenmesi hükme bağlanmıştır.
    d) Uluslararası hukuktaki 'sıcak takip' uygulaması da bilinen bir teamüldür.

* * *
Türkiye, hem Irak Hükûmeti'nden, hem de hâkim güç olan ABD'den, defaatle PKK terör yuvalarının kurutulması için resmî ve hukukî taleplerde bulunmuş; ancak buna karşılık elle tutulur bir cevap alamamış ve oyalanmıştır. Bu durumda, PKK'nın son haftadaki kudurganlığı ve Barzani'nin açığa çıkan tehditkâr beyanları karşısında, Türkiye'nin nota vermekten ve politik lafazanlıktan başka bir şey yapmaması, millî menfaatlerimize zarar verecektir.