Baykal'ı alkışlıyorum

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bu haftaki grup konuşmasındaki şu sözlerini alkışlıyorum:</br>'Milliyetçilik bu toplumun ana çimentosudur; milliyetçiliğin varlığından kimse korkmasın.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bu haftaki grup konuşmasındaki şu sözlerini alkışlıyorum:
'Milliyetçilik bu toplumun ana çimentosudur; milliyetçiliğin varlığından kimse korkmasın. Milliyetçilik duygusunun varlığından kimse korkmasın; milliyetçiliği de kimse suçlama konusu yapmasın. Elbette milliyetçi olacağız; elbette milletimizi seveceğiz. Milletin kimliğinden onur duyacağız. Hepimizi, kimseyi dışlamadan, herkesi bu milletin parçası olarak kabul edeceğiz. Bizim milliyetçiliğimiz bütünleştirici milliyetçilik; ayırıcı değil, parçalayıcı değil, dağıtıcı değil, dışlayıcı değil, kapsayıcı milliyetçilik. Herkes var bunun içinde, hepimiz var, bu topraklarda yaşayıp bu ülkeyi seven herkes bu milliyetçilik tarifinin içinde. Kimse, milletin onuruyla, kimse milletin şerefiyle oynamasın; kimse milletin gururuyla oynamasın, kimse bu milletin temel değerlerine saygısızlık yapmasın. Bunu talep etmek herkesin hakkıdır; herkes bu dikkati göstermek zorundadır.'
Baykal'ın bu sözlerine hiç tereddüt etmeden imzamı atarım. Baykal, medyanın estirdiği havayı kastederek, 'Ay o öyle yaptı, vay sizin yüzünüzden oldu, vay milliyetçilik yükseliyor, vay bilmem ne, bu hesapları da bırakın' diyor. Baykal'ın konuşması, milletin vatan sevgisini törpülemeye çalışan haymatlosları susturacak en güzel cevap olmuştur.
***
CHP'nin 'milliyetçilik oku'nu -bir hayli gecikerek de olsa- hatırlamasını şükran ve takdirle karşılıyorum. Biliyorum, bazıları bu sözlerin, CHP'nin milliyetçi halk kitlelerinin oyunu olmak için söylendiğini ileri sürecektir. Bu iddiada haklılık payı bulunsa da, bu durum, CHP'nin millî duyarlılıklar konusunda aldığı tavrın değerini azaltmaz.
Bu tavır dolayısıyla CHP'nin 'sağa kaydığı' iddiası da doğru değildir. Bunu ileri sürenler, milliyetçiliğin ve vatanseverliğin sadece sağcılara mahsus bir özellik olduğu görüşünde midirler? Niçin bir sosyal demokrat da bir muhafazakâr kadar milliyetçi olmasın?..
Tabiî, sözün burasında Türk Milleti'nin milliyetçiliği vatanseverlik olarak algıladığını; Batı'da olduğu gibi, iki dünya savaşı arasındaki ırka ve ayırımcılığa dayanan 'nasyonalizm' ile hiç bir ilişkisini kurmadığını altını çizerek belirtmeliyiz. Esasen, Baykal da konuşmasında bunu açıkça işaret etmiştir. Baykal bu tutumuyla, tepeden inmeci ve devletçi Şeflik Dönemi CHP'sinin ideolojik milliyetçilik anlayışından
farklı şekilde, ilk olarak halkla bütünleşmiş bir milliyetçilik anlayışı sergilemektedir.
***
Türk Milleti'nin 'mukaddesatı' denilince iki grup kavram akla gelir: Birincisi, vatan, millet, bayrak sevgisi gibi 'millî değerler'dir. İkincisi ise, din, Allah, Peygamber, ezan sevgisi gibi 'manevî değerler'dir. Bu memlekette siyaset yapanların bu değerlere saygılı olması ön şarttır. Çok partili demokratik sisteme geçildiğinden beri sandıklardan sağ partilerin çıkmasının gerçek sebebi, milletin CHP'yi ve sol partileri bu değerlerin karşısında görmesi veya en azından bu değerlere yeterince sahip çıkmadıklarını düşünmesidir. Bu vakıa, sağ partilerin oyların en az üçte ikisini kolaylıkla toplamasına sebep olmuştur.
CHP'nin son dönemde millî değerlere sahip çıkan politikası, yüzde 15'lere kadar düşen oylarının, 2002 oy oranını da geçerek yüzde 22-23'lere kadar tırmanmasını sağlamıştır.
Şimdi CHP'nin daha zor bir değişimi geçirmesi gerekiyor. CHP'nin ve Türk Solu'nun halkın manevî değerleriyle barışmasının da zamanı gelmiştir. Bunun için dindar görünmeye veya laiklikten vazgeçmeye lüzum yoktur. Münferit aşırılıkları 'irtica yaygarası'na dönüştürmemesi ve başörtüsü gibi takıntıları bir yana bırakması, bu zıtlıkları ortadan kaldırmaya yetecektir. Baykal'ın torunlarıyla beraber Bayram Namazı'na gitmesi bile halkın sempatisini kazanmaya yetmiştir.
CHP'nin manevî değerlere saygılı olduğunu göstermesi, ona bir taraftan iktidarın yolunu açarken, diğer taraftan da toplumdaki bu
temel huzursuzluk kaynağını ortadan kaldıracak ve din istismarı, her iki ucun marjinal ve tesirsiz gürültüsünden ibaret kalacaktır.
Son olarak, CHP'nin demokrasi konusunda da inandırıcı bir tavır alması ve militarist müdahaleler karşısındaki tavrını açıkça ortaya koyması lâzımdır.
CHP'deki bu değişim, ayağı yere basan projelerle desteklenebilirse, hem Türkiye yeni bir iktidar alternatifine kavuşabilir hem de yarım asırlık çatışma ortadan kalkmış olur.