'Ben böyle demokrasinin...'

Yeni Türkiye Dergisi'nin yazıhanesinde gençlerle beraber televizyonda Deniz Baykal'ın basın toplantısını seyrediyoruz.

Yeni Türkiye Dergisi'nin yazıhanesinde gençlerle beraber televizyonda Deniz Baykal'ın basın toplantısını seyrediyoruz.
Deniz Bey gene formunda, bol bol atıyor. TBMM'de kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle alay ediyor. Meclis'te AK Parti'nin 352, CHP'nin ise 151 milletvekili var. Lâkin ne gam... Deniz Bey'in umurunda bile değil. Çoğunluk da neymiş?
O, sırtını muhtıracılara, Devlet Başkanı'na ve Anayasa Mahkemesi'ne dayamış. Torpili kuvvetli yerden... Birtakım 'göbeğini kaşıyan adam'larla hiç ilgilenmiyor. O'nu, zinde güçler, YÖK'çüler, profesörler tutuyor. O, azınlığın çoğunluğa tahakkümünün bir simgesi...
TBMM, AK Parti'nin 352 oyuna, bir de ANAP'ın 20 oyunu ilave edip Cumhurbaşkanını halkın seçmesini kararlaştıran Anayasa değişikliğini yapmış amma ve lâkin, bu 'göbeğini kaşıyan adamların' sıradan temsilcilerinin dediği hiç olur mu? Beyler, paşalar, yüksek bürokratlar ve CHP jakobenizmi ne güne duruyor?...
Deniz Bey, zafer kazanmış kumandanlar edasıyla haykırıyor ve 'AK Parti, Meclis çoğunluğuna rağmen Cumhurbaşkanı seçemedi' diyor muzafferane... Helâl olsun size bu muhtıralar, bu AYM kararları, damadı CHP adayı Devlet Başkanımız!... Danıştaylar, Yargıtaylar, YÖK'ler helâl olsun! Nazar değmesin diye poponuzu kaşıyın e mi? 'Poposunu kaşıyan adamlar' , 'göbeğini kaşıyan adamlara' 1-0 galip...
Derken, bizim şoför Kadir dayanamayıp 'Ben böyle demokrasinin içine...' diye sunturlu bir küfür savuruyor.
* * *
Deniz Bey haklı. Bu Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi zor. Çünkü, önce cumhursuz Cumhurbaşkanı Sezer, aguşunu açmış Anayasa değişikliğinin kendisine ulaşmasını bekliyor.
15 günlük süreyi sonuna kadar beklettikten sonra, şöyle ters bir vole vuracak ve kanunu fukara 'Kuzu Hoca'ya doğru keyifle savuracak. Sonra, TBMM tekrar kabul edip gönderince, soluğu doğru Anayasa Mahkemesi'nde alacak. 367 konusunda hukuk tarihimize bir kara leke olarak geçen o malum karardan sonra, herhalde kendi atadığı üyelerin çoğunluğundaki AYM de değişikliği 'şeklî' (!) bakımdan inceleyerek bozacak...
* * *
Biz bu faciayı tam 60 yıldır yaşıyoruz. Deniz Bey'in partisel dedeleri, 1946 Seçimlerinde DP kazanmasın diye hiç sıkılmadan 'Açık oy, gizli tasnif' kararı çıkarıp jandarmayla sandık kaçırtmışlardı. 27 Mayıs 1960'ta cuntacılarla birlikte DP iktidarına karşı darbe yaptılar.
12 Mart 1971 muhtırasının altında da bunlar vardı. 12 Eylül'de Meclis'i tıkadılar. 28 Şubat, bir CHP-BÇG işbirliği sonucudur. 27 Nisan Muhtırası da, bunların tahriki neticesinde verilmiştir.
1961 ve 1982 Anayasaları, CHP'nin ve CHP bürokrasisinin eseri olan gayrımeşru darbe anayasalarıdır. 1961'de, Meclis'in üzerine, bir kısmı darbecilerden ve bürokratlardan oluşan Senato'yu koydular. Yasamanın üstüne AYM'yi, yürütmenin üstüne Danıştay'ı, Devletin üstüne de MGK'yı jandarma olarak diktiler.
Türk Milleti'nin egemenliğini kullanmasına bürokrasiyi ortak yaptılar.
1982'de YÖK'ü Anayasa kurumu yapıp demokrasinin başına bela ettiler.
Hasılı, Devleti CHP azınlık oligarşisine göre tasarladılar. Şimdi de kalkmış, çoğunluğu küçük görerek 'Yeter, söz devletindir!' diye bağırıyorlar.
Buna bir de 'demokrasi' diyeceğiz, öyle mi?!...
* * *
Ben de Kadir, ben de...