Bir Kâmil insan: Sabahattin Zaim

Dün, kelimenin tam mânâsıyla bir 'insan-ı kâmil' i, Hocaların hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim'i toprağa verdik. Sabahattin Hoca, hayatım boyunca...

Dün, kelimenin tam mânâsıyla bir 'insan-ı kâmil' i, Hocaların hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim'i toprağa verdik. Sabahattin Hoca, hayatım boyunca tanıdığım her bakımdan mükemmel birkaç insandan biriydi. Daima mütebessim, nurlu, güzel çehresini yaşadığım müddetçe unutmayacağım.
O, başlı başına bir mektepti. Allah ve vatan sevgisinin âdeta tecessüm etmiş hâli gibiydi. Aziz ve mübarek sıfatlarını hak etmiş bir güzel adamdı...
O'nu dinlerken büyük bir milletin şanlı mâcerasını yaşar gibi olurdunuz. Mostar'da Bulagay Tekkesi'nde yatan Sarı Saltuk, Prizren'de bir müderris, Üsküp'te bir Akıncı Beyi sanki karşınızda yeşil, çocuksu, gülen gözleriyle size bakardı. O 'evlâd-ı fatihân'ın timsaliydi.
Hemşehrisi Yahya Kemal'in tasvir ettiği gibi;
'Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum
Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum'
Zaim Hoca, bugünkü Makedonya'nın İştip kasabasındandı. Dedelerinin zeameti olduğu için soyadlarının 'Zaim' olduğunu söylerdi. Rumeli'den 8 yaşında ayrılıp İstanbul'a gelişlerini, çekilen sıkıntıları her zamanki mütevazı hâliyle anlatırdı.
Zaim Hoca'yı yakından tanıma mazhariyetine erenler, vatan sevgisinin imandan geldiğini O'nun şahsında idrak ederlerdi. Vardar boylarındaki bir Akıncı Beyi olarak yaşadı ve bu sıfatıyla Hakk'a yürüdü.
Mülkiye'yi bitirdikten sonra, Anadolu'nun çeşitli ilçelerinde idealist bir kaymakam olarak çalıştı. Bana özellikle Kâhta Kaymakamlığı sırasında yaşadıklarını anlatır, Kâhtalıları hep sevgiyle anardı.
Sonra sıra, İstanbul İktisat Fakültesi'ndeki efsanevî öğretim üyeliğine geldi. Merhum Sabahattin Hocamız'ın mübarek elleriyle yetiştirdiği fidanlar büyüyüp Osmanlı Çınarları gibi, genç Türkiye Cumhuriyeti'ne hizmet verdiler. Ben de, naçizâne son yarım asırlık devrede O 'nun rahle-i tedrîsinden geçenlerden olduğum için kendimi şanslı addediyorum.
Prof. Dr. Sabahattin Zaim'in yetiştirdiği fidanlar, özellikle Özal ve Erdoğan dönemine damgalarını vurdular. İnançlı, idealist, vatansever, milliyetçi kadroların 'birinci dalgası' rahmetli Özal döneminde yaşandı. Koordinasyonunu Başbakanlık Müsteşarı olarak benim yürüttüğüm bu kadro, Türkiye'ye 1983-1993 yılları arasındaki 'Altın Dönem' de hizmet verdi.
Zaim'in 'ikinci dalga' kadrosu bugün Türkiye'yi idare ediyor. Düşünebiliyor musunuz? Dünkü cenaze merasimine gelen ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Bakanlar Kurulu'nun önemli bir kısmı O'nun talebeleriydi. Bu talebeler, Türkiye'ye ikinci bir 'Altın Dönem' yaşatmak için uğraşıyorlar.
Sabahattin Hoca çok değerli bir iktisatçı ve sosyal siyasetçi idi. Merhum Prof. Sabri Ülgener ekolünü, kendi özgün tezleriyle devam ettirmişti. İslâm'ın ekonomiye bakışını, yatırım, kalkınma ve refah politikasını O'nun kadar güzel anlatana rastlamadım. İlmî çalışmalarının yanında, gönüllü kuruluşlarla yakından ilgilenir, tek tek hepimizle meşgul olurdu. Aydınlar Ocağı'nda, Millî Kültür Vakfı 'nda, Gönüllü Kuruluşlar Vakfı'nda hep O'nu görürdünüz.
Türk Milleti'nin ruh ve mânâ dünyasını, medeniyetini ve kültürünü O'nun kadar hazmetmiş ve temsil eden kimseyi tanımadım.
Melek yüzlü, nurlu, güzel Hocamız'ı uğurlarken hüzün doluyum. O'na Cenâb-ı Hakk'tan rahmet niyaz ediyor, ailesine ve Türk Milleti'ne başsağlığı diliyorum.
Şimdi O'nun aziz ruhu, belki de ceddi Murâd-ı Hüdavendigâr ile birlikte Priştine'dedir kimbilir?...
O'nu Mohaç Türküsü'yle teşyi ediyoruz:
'Bir bahçedeyiz şimdi şehitlerle beraber
Bizler gibi ölmüş o yiğitlerle berâber' Ruhun şâd olsun Aziz Hocam...