Cevabı aldınız mı?

Zaferi de, mağlubiyeti de fazla çığırtkanlık yapmadan olgunlukla karşılamak gerekir. Mensubiyetiyle şeref duyduğumuz Türk ve İslâm Medeniyeti'nin şiarı budur.

Zaferi de, mağlubiyeti de fazla çığırtkanlık yapmadan olgunlukla karşılamak gerekir. Mensubiyetiyle şeref duyduğumuz Türk ve İslâm Medeniyeti'nin şiarı budur. Nitekim, kendi deyimiyle 'açık ve net' bir seçim zaferi kazanmış olan Başbakan Erdoğan, seçim akşamı yaptığı konuşmada, bu medeniyetten tevarüs ettiği asaletle, mağlup lider Baykal aleyhindeki tezahüratı susturdu ve toplumun tamamını kucaklayan mesajlar verdi. Kendisini, hem kazandığı kesin zaferinden dolayı, hem de bu birleştirici ve olgun tavrı için kutluyoruz.
Aklımıza, 1983 seçimlerinden sonra Evren Paşa'yı kucaklayıp öpen merhum Özal'ın jesti geliyor.
* * *
Lâkin, kimsecikler kusura bakmasın ama bendeniz -hiç değilse bugün olsun- bu asilane tavıra iştirak edemeyeceğim. Zira, yıllardır yapılan dayatmalar, zorbalıklar karşısında dilim şişti, mürekkebim kurudu. Bırakınız da bu 'demokrasi zaferi'nin, bu 'ak ihtilâl'in birazcık keyfini çıkarayım...
Dünkü Radikal'in manşeti ne kadar güzeldi. 'Bu da halkın muhtırası'. Hem bu muhtıra, öyle gece yarısında gizlice internetten yayınlanan saçma sapan bir muhtıra değildir. Tam aksine, Türk Milleti, kendisine yöneltilen her türlü baskı, dayatma, zorbalık ve darbe tehditlerine rağmen, yılın en sıcak gününde seçim sandıklarına koşup 'muhtıracılara' gereken cevabı vermiştir.
Aslında, ilk darbenin yapıldığı 27 Mayıs 1960'tan beri milletimiz, darbecilere karşı bu cevabı hep vermiştir. Son dönemde yargıyı da yanına alan 'CHP+Ordu = İktidar' formülü hiçbir zaman işletilememiştir. 27 Mayıs'ın cevabı, 1961'de ve özellikle 1965'te, 12 Eylül'ün cevabı 1983'te, 28 Şubat'ın cevabı 2002'de, 27 Nisan'ın cevabı da 22 Temmuz 2007'de verilmiştir.
Bu darbeler asla 'ihtilâl' değildir. Halk ihtilâli, 1950 Seçimleri'nde DP'nin iktidara gelişidir; 22 Temmuz 2007'de milletin zorbalara cevap verişidir.
* * *
Bu cevabı, muhatapları iyi değerlendirmek zorundadır. Bütün jakoben ve dayatmacı çevreler, kızgınlığı bir tarafa bırakıp halkın mesajını anlamaya çalışmalıdırlar.
Sezer, artık 'kamusal alan'ın 'kamu' (halk) tarafından tesbit edildiğini anlamalı; Teziç ve şürekâsı, üniversitelerin artık babalarının çiftliği olmadığını görmeli; yüksek yargı kuruluşları, millî iradenin temsil edildiği yasama organının vaz ettiği Anayasa ve kanunların üstünde olmadıklarını fehmetmeli; entrikacı politikacılar, askeri ve hukuku istismar ederek halka rağmen netice alamayacaklarını idrak etmelidir.
Bu milletin 'laikliği' benimsediği, ancak laiklik perdesi ardında 'laikçilik' ve din düşmanlığına tahammülü olmadığı artık anlaşılmalıdır. Trilyonlar harcayıp sözde sivil toplum kuruluşlarıyla 'Cumhuriyet Mitingleri' hazırlayanlar ve meydanlarda 'irtica' çığlıkları atanlar, 'çağdaş yaşamcılar', 'Atatürk tâcirleri', toplumu insafsızca ikiye bölmeye uğraşanlar, milletin suratlarında patlattığı 'demokrasi şamarı'nı görmelidirler.
* * *
CHP dahil, bütün partilere dostane ve samimî tavsiyelerde bulunduk. AK Parti ve MHP hariç, aldırış eden olmadı ve tahminlerimiz aynen çıktı. Bizim anlı şanlı medyamızın bir gözü kör mensupları, hâlen dahi olan bitenin farkında değildir. Onlara sormak lâzım: 'Demokrasinin farkında mısınız?'
Sonuçların tahmininde Tarhan Erdem'in Konda'sı ile Erhan Göksel'in Verso'su başarılı oldu. Köşe yazarları arasında da galiba bendeniz en doğru tahmini yaptım. Sadece, bizzat AK Parti yöneticilerinin tahminleri yüzünden AK Parti oy oranını % 3 düşük gösterdim.Daha önce yayınladığım tahmine göre; AK Parti % 43; CHP % 20,5; MHP ise % 15 civarında idi. Bunu, övünmek için değil, bizim medya bülbüllerinin halktan ne kadar kopuk olduğunu göstermek için yazıyorum.
* * *
Bu seçimin galibi, demokrasi ve millî irade, mağlubu ise zorba devlet anlayışı olmuştur. Demokrasiyi temsil eden AK Parti'yi ve oylarını bir misline yakın arttırarak başarılı olan MHP'yi tebrik ediyorum.