Çıkış: Demokrasi

Yaşanan olayları kötümser bir bakışla görmek isterseniz sizi ümitsizliğe düşürecek birçok sebep sayabilirsiniz.

Yaşanan olayları kötümser bir bakışla görmek isterseniz sizi ümitsizliğe düşürecek birçok sebep sayabilirsiniz. Terörün sonlandırılmasında etkili olacak demokrasi açılımı, PKK/DTP ile CHP ve MHP tarafından sabote edilmiştir. Terör örgütü yeniden saldırılarını arttırmış ve DTP ile birlikte şehirlerde şiddet olaylarını tırmandırmıştır. DTP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması istismar edilmektedir. Bir Türk-Kürt çatışması körüklenmektedir. İşçiler, memurlar, eczacılar sokağa dökülmüşlerdir. TSK içinde her gün yeni bir andıç ve siyasete müdahale belgesi ortaya çıkmaktadır. Ekonomik kriz ve işsizlik devam etmektedir...
Lâkin, iyimser bir bakışa sahipseniz, olayların hiç de mübalağa edilecek kadar kötü gelişmediğini görebilirsiniz. Demokrasi açılımı, terör örgütü ve muhalefet tarafından engellenmesine rağmen kararlılıkla devam ettirilmektedir. Örgütteki gevşeme, ayrılanların çoğalmasıyla açıkça ortaya çıkmıştır. Güvenlik güçlerinin terörle mücadelesi, demokrasi ve hukuk zorlanmadan müessiriyetle devam ettirilmektedir. Münferit birkaç olay dışında halkın karşı karşıya geldiği söylenemez. TSK içindeki antidemokratik yapılanmalar deşifre edilebilmektedir. Ekonomik kriz aşılmaya başlamış ve büyüme oranı yeniden artı rakamlara dönmüştür.
***
Ben, Türkiye’yi iyimser bir perspektiften görmenin ve şartların iyileşmesi için samimiyetle gayret göstermenin daha doğru olduğu kanaatindeyim.
Ortada dolaştırılan komplo teorilerine bakarsanız tüyleriniz diken diken olur. Neymiş efendim? Şehirlerde terör örgütü tarafından çıkarılan olaylar süratle tırmandırılacak; ‘Türk-Kürt çatışması’ başlatılacak; Güneydoğu’da bazı il ve ilçelerde ‘isyan’ hareketleri düzenlenecek; bunun üzerine ‘olağanüstü hâl’ ve arkasından ‘sıkıyönetim’ ilân edilecek; derken ‘Ordu göreve’ çağırılacak; böylece 12 Eylül’deki gibi ortamı ve gerekçeyi hazır bulan TSK da darbe yaparak idareye el koyacaktır.
Bu komplo teorisinin tatbiki büyük bir felâkete sebep olur. Bu defa demokrasinin kesintiye uğraması dış müdahaleye yol açar ve Türkiye’nin bölünmesi gündeme gelir. Türkiye, çağının gerisine düşer.
Herkes aklını başına almalı ve üzerine düşen sorumluluğu taşımaya çalışmalıdır. Olayların artması hâlinde dahi olağanüstü hâl ya da sıkıyönetim ilânına gidilmemelidir. Medya, olayları abartarak vermekten vazgeçmelidir. Demokratik açılıma devam edilmelidir.
***
İçişleri Bakanı Atalay’ın basın toplantısında yaptığı çağrılar önemlidir. Atalay, halka ‘Sağduyuyu kaybetmeyin’, medyaya ‘Olayları abartılı vermeyin’ ve muhalefete de ‘Birlikte mücadele edelim’ çağrılarında bulunmuştur. Prof. Atalay, ayrıca 5 demokratik
açılım adımını da anlattı. Buna göre, ‘Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu’, ‘Özerk İnsan Hakları Kurulu’, ‘Kamu Düzeni Güvenliği Müsteşarlığı’, ‘Bağımsız Kolluk Kuvvetleri Şikâyet Komisyonu’ ve ‘BM İşkenceyle Mücadele Protokolünün Onayı’ konularında çalışmalar tamamlanmak üzere.
***
Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ da düzenlediği basın toplantısında, TSK’ya karşı psikolojik harekât yürütüldüğü iddiasını tekrarladı. Org. Başbuğ, ‘Bizi en çok üzen ve yaralayan noktalardan biri, TSK içinde bizlere canları emanet edilen Mehmetçikler üzerinden kanlı hesaplar yapabilenlerin olduğunun düşünülmesi, ileri sürülmesi konusudur’ diyor. Daha önce de yazdığım gibi, ben darbeci bile olsalar hiçbir silâhlı kuvvetler mensubunun Mehmetçiğe kıyabilecek hesaplar yapabileceğini aklımdan geçirmiyorum. TSK’yı bilerek yıpratmak isteyenler ancak Türkiye’nin düşmanları olabilirler.
Lâkin, şunu da unutmamak gerekir ki, TSK’ya zarar verenler ve ordunun itibarını zedeleyenler, bizzat kendi içindeki antidemokratik odaklardır. Genelkurmay Başkanlığı’nda, andıçlar, bilgi destek ve psikolojik harekât plânları hazırlayarak siyasete müdahale eden darbeci mihraklar TSK’ya en büyük kötülüğü yapanlardır.
Org. Başbuğ, demokrasiye ve hukuka bağlılık sözünü tutmalı ve gecikerek de olsa bu odakları tasfiye etmelidir. Aksi takdirde, şikâyet etmeye hakkı olamaz.
***
Türkiye önemli bir eşikten geçiyor. Serinkanlılıkla sorumluluklarımızı yerine getirmekten başka çâre yoktur. Unutmayalım ki, tek çıkış yolu demokrasidir.