Cumhurbaşkanlığı Komedisi

Bizim Radikal'in Çarşamba günkü manşetinde yer alan Sezer'in sözü beni çok güldürdü.

Bizim Radikal'in Çarşamba günkü manşetinde yer alan Sezer'in sözü beni çok güldürdü.
Devlet Başkanı Sezer, 'Cumhurbaşkanı halkı sevgiyle kucaklamalı' buyurmuş. İlahi Sezer, sen çok yaşa e mi! Acaba şu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başına sizin kadar halktan uzak, cumhuruna sevgisiz bir Cumhurbaşkanı gelmiş midir? Halkı sevgiyle kucaklamak şöyle dursun, halkın değer yargılarına ters düşen, ikide bir 'laikçi' dayatmalarda bulunan, insanların ibadetlerini bile sınırlamaya kalkışan başka bir Cumhurbaşkanı daha gösterebilir misiniz?
İşte bu yüzdendir ki, biz Sezer'e 'Cumhurbaşkanı' olarak değil, 'Devlet Başkanı' olarak hitap ediyoruz.
Yoksa, Sayın Sezer, komutanları durup dururken Köşk'e yemeğe davet etmeyi ve onları fitlemeyi, 'halkı sevgiyle kucaklamak' olarak mı telakki ediyor dersiniz?
Kimbilir, belki de ben kucaklayamadım, halefim kucaklasın demek istemiştir...
Bana, 'Cumhurbaşkanı nasıl olmalı?' diye sorarsanız, kısaca, 'Özal gibi olmalı, Sezer gibi olmamalı' cevabını veririm. Varın, gerisini siz düşünün...
* * *
CHP lideri Baykal, son dönemdeki milliyetçi söylemleriyle kazandığı puanları, Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı konusundaki karalamalarıyla, kısa sürede bir mirasyedi gibi harcayıp bitirdi. Baykal'ın bu konuda tutulduğu ishâl-i kelâm (diarhée verbale), zaman zaman antidemokratik tehdit boyutuna ulaşırken, bazen de seviyesiz bir güldürü hâline geliyor.
Baykal'ın şu sözlerine bir bakınız:
- Önce, Çankaya için 'Son Kalemiz' diyerek, bir bakıma Cumhurbaşkanlığı makamını ve mevcut Devlet Başkanını 'CHP'nin Kalesi' olarak tanımladı.
- Sonra, 'Çanakkale gibi Ankara da geçilmez' deyip, Türkiye'nin Başbakanını Çanakkale'deki düşmanlarımıza benzetti.
- Gerekçesi neymiş biliyor musunuz? Erdoğan, terörist başı Öcalan'a 'Sayın' demişmiş. İşin komik tarafı, bu bühtanda bulunurken yanılarak Erdoğan'a 'Sayın Cumhurbaşkanı' demesi. Bir sürçülisanın karşılığı bu mudur?
- 'Türkiye eyalet sistemiyle yönetilir' diyen birisi Cumhurbaşkanı olamazmış. Eyalet sistemine biz de karşıyız. Lâkin, bu şekilde görüş söylemek neden Cumhurbaşkanlığına mani olsunmuş? Üstelik, Erdoğan 'ın bu görüşte olduğunu da sanmıyoruz.
- Bir de eski defterleri karıştırıp 'Hikmetyar'ın önünde diz çökmüş' , 'millet isterse laiklik de değişir' diyen; şimdi de 'Yasin el Kadı'ya kefil olan kişi ' çamurları var ki, güler misiniz ağlar mısınız?...
- Erdoğan'ın, milletvekili ve Başbakan olmadan, hakkındaki yolsuzluk iddiaları konusunda açılan davalardan yargılanıp beraat ettiğini görmezlikten gelerek 'dokunulmazlık zırhının arkasına sığındığı' iddiasına ne demeli?
- Ancak, bu trajikomik iddialar bir yana, Baykal'ın, 'Birilerinin de çıkıp Erdoğan'a aday olma demesi gerekir' sözü, tek parti CHP 'sinin antidemokratik zihniyetinin aynen devam ettiğini gösteren son derece talihsiz bir beyandır. Baykal'ın bu sözüyle askerin müdahalesini kastettiği açıkça anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Erdoğan'ın Baykal'ı 'çukura düşmekle' itham etmesini de çok görmemek gerekir.
* * *
Diğer taraftan, ideolojilerini hukukun üstünde tutan bazı sözde hukukçuların, Cumhurbaşkanı seçimi konusundaki hukuk dışı beyanları esef vericidir. Anayasa'nın Cumhurbaşkanının seçimiyle ilgili 102. maddesini eğip bükerek kendi siyasî emelleri doğrultusunda istismara yeltenenler, Hukuk Fakültesi öğrencilerinin dahi nisap hakkında bildiklerini saptırmaya kalkanlar, önce hukuktan utanmalıdırlar.
Son olarak, Cindoruk'un yorumuna dayanarak, tek kelimesi bile doğru olmayan mahkûmiyet sicili iddiasına rağmen Baykal'ın, eski ve bir hayli profesyonel bir avukat olarak bu iddianın saçmalığını bilmesi gerekirdi.
Ne diyelim, bel fıtığı olanların tedavisi mümkündür ama demokrasi özürlü olanlar bir türlü iyileşemiyorlar.
* * *
Bütün bu mugalatalar ve laf cambazlıkları karşısında, Erdoğan'ın Başbakan olarak kalmasını istediğim hâlde, halkın çoğunluğu gibi benim de inadına şöyle bağırasım geliyor: 'Çık be aslanım, çık da görsünler, halkı sevgiyle kucaklayan gerçek Cumhurbaşkanı nasıl olurmuş!...'