Demokrasiye sahip çıkalım

Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayınlanan bildiri, gelecekte Türk tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Bir demokrasi ve hürriyetler çağında...

Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayınlanan bildiri, gelecekte Türk tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Bir demokrasi ve hürriyetler çağında, elinde silah tutanların hâlâ meşru demokratik iktidara karşı muhtıra verebildiği bir rejimde yaşadığım için gerçekten utanç duyuyorum.
Yazıklar olsun!...
Türkiye'de yaşayan, hürriyetçi demokrasiye ve cumhuriyete inanan herkesi, bu antidemokratik dayatmaya karşı koymaya çağırıyorum...
***
Bu 'muhtıra' olayının şu şekilde cereyan ettiği anlaşılıyor:
Başbakan'ın büyük bir fedakârlıkla ve esas itibariyle gerilimi azaltmak için Cumhurbaşkanı adaylığından feragat edeceğini gören (Belki de Başbakan kendisine bunu önceden söylemiş veya ima etmiş olabilir) Genelkurmay Başkanı, 12 Nisan'da son derece mutedil bir konuşma yaparak demokrasiye ve hukuka bağlı olduklarını, Meclis kararına saygı göstereceklerini ifade etmiştir.
Daha sonra Başbakan'ın çeşitli yoklamalar neticesinde eşi başı örtülü olmayan Vecdi Gönül veya Beşir Atalay'ın Cumhurbaşkanı adayı olmasını istediği; ancak TBMM'de 103 milletvekilinin öncülüğünü yaptığı söylenen Meclis Başkanı Arınç'ın, -her ne kadar aksini iddia etse de- bunu kabul etmeyerek Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı adayı olmasına yol açtığı anlaşılmaktadır.
Bunun üzerine, zaten kazanların kaynatıldığı TSK'nın alt kademesinden yukarıya baskı yapıldığı ve Cumhurbaşkanı adayı konusunda aldatıldığını düşünen üst kademenin de bunu sahiplendiği görülmektedir. Yoksa, daha iki hafta kadar önce yapılan konuşmaya tezat teşkil eden ve gece yarısı garip bir yöntemle internet sitesine verilen muhtıranın izahı mümkün değildir.
***
Cumhurbaşkanlığı seçiminin 1. turunda TBMM'de sergilenen demokrasi ve hukuk dışı soytarılık bütün milletin gözü önünde cereyan etmiştir. Seçimden önce muhtıracıların Baykal, Ağar ve Mumcu ile temas ettikleri -onlar bunu inkâr etse de- açıkça anlaşılmaktadır. CHP, demokratik şekilde hiçbir zaman iktidara gelemediği için, Baykal daima askerî müdahaleyi teşvik etmiş ve ümidini zaten bu müdahaleye bağlamıştır. Burada, ne yazık ki olan DYP ile ANAP'a olmuş; telkinlerin tesirinde kalarak CHP'nin peşine takılmışlardır.
CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne gidişi de bu antidemokratik oyunun bir parçasıdır.
Diğer taraftan, demokratik anayasal rejime karşı verilen muhtıra, Anayasa Mahkemesi'nin durumunu güçleştirerek onu muhtemel bir bozma kararında peşinen şaibe altında bırakmıştır.
***
Muhtıra metni incelendiğinde, laiklik karşıtı olarak sıralanan
ve birçoğunun doğru olmadığı anlaşılan incir çekirdeğini doldurmayacak saçma sapan iddiaların, gerekçe teşkil edecek ağırlığa sahip olmadığı görülecektir. Birkaç küçük kız çocuğunun başörtülü Kur'an okuması hiç muhtıra ve darbe sebebi olarak gösterilebilir mi?
Bizce, Muhtıra metninde önceki beyanlarla hiç ilişiği bulunmayan şu son ibare önemlidir: 'Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene!' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.' Bu ibarenin laiklikle hiç bir ilgisi yoktur. Demek ki, Muhtıranın gerisinde, faaliyetlerini gittikçe
arttıran ırkçı-bölücü Kürtçülere karşı bir tepki yatmaktadır.
***
Bu Muhtıraya karşı Cemil Çiçek'in, son derece dikkatle hazırlandığı görülen açıklaması, Türkiye'de bu nevi antidemokratik dayatmalar karşısında ilk olarak dik durulduğunu gösteren çok isabetli bir cevap olmuştur.
***
Bu olaylar karşısında demokrasiye sahip çıkmamız lazımdır. Bir taraftan tavrımızı açıkça ortaya koyarken, diğer taraftan Muhtıranın hemen arkasından gelmesi beklenen sıcak darbeye karşı siyasî tedbirleri de almak gerekir. Aksi halde, bu defa yapılacak darbenin, 28 Şubat değil, 27 Mayıs-12 Eylül modeli olacağı anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, CHP'nin müracaatını haklı bulursa hemen genel seçime gidilecektir.
Lakin, Anayasa Mahkemesi, görevsizlik kararı verirse, Cumhurbaşkanı seçimine Çarşamba günü devam etmek yerine, aslında o makama her yönüyle layık olan Gül'ün seçimden çekilmesiyle sıcak darbe önlenir ve genel seçime gidilir.
Bunları yazmak bana çok ağır geliyor. Ancak, görünen köy kılavuz istemez.
Keşke, demokrasiye karşı yürütülecek tankların önüne çıkarken yanımda halkı bulabileceğime inansaydım...