Derhal yeni Anayasa

Köşe yazısı yazmaya başladığımdan bu yana geçen yaklaşık 5 yıldır her fırsatta 'Yeni Anayasa'nın hazırlanması ve vakit kaybetmeden yürürlüğe konulması zaruretini anlatmaya çalıştım. Aslında, geçen yasama döneminde bunun yapılması lâzım gelirdi.

Köşe yazısı yazmaya başladığımdan bu yana geçen yaklaşık 5 yıldır her fırsatta 'Yeni Anayasa'nın hazırlanması ve vakit kaybetmeden yürürlüğe konulması zaruretini anlatmaya çalıştım. Aslında, geçen yasama döneminde bunun yapılması lâzım gelirdi. Bu konuda gecikilmiştir. Zira, çeyrek asırdır Türkiye'nin önündeki en büyük engeli oluşturan bu gayrımeşru Anayasa'nın bir an evvel kaldırılması gerekir. Aksi takdirde,
hiç bir köklü reformun ve değişikliğin gerçekleştirilmesi mümkün olamayacaktır.
***
Bence Türkiye'de siyasî sistemdeki tıkanıklık ve istikrarsızlıkların temelinde, geçen yüzyıldan beri devam eden, aydınların halktan yabancılaşması, taklitçi ve şuursuz bir batılılaşmanın peşin hükümlü bir ideoloji hâline dönüştürülerek halka dayatılması yatmaktadır. Son iki asırdır Batı'daki gelişmeleri doğru teşhis edemeyen, pozitivizmi ve modernizmi en kaba şekliyle anlayıp Batı'yı gecikmeli olarak taklide çalışan bürokrat yarı aydınlarımız, milletin birikimini ve irfanını hiçe saymışlar; 'resmî ideolojiler' icat edip halka, bazen zor kullanarak darbelerle, çoğu zaman da hukuk yoluyla dayatmalarda bulunmuşlardır. Bu dayatmaların esas kaynağını ise anayasalar teşkil etmiştir .
127 yıllık bir anayasal tecrübeye, parlamenter geçmişe ve yarım asırlık
bir demokrasi uygulamasına sahip olan Türkiye'de, anayasaların hiç biri millet tarafından, en azından milletin değer yargıları dikkate alınarak hazırlanmış değildir. Özellikle, son yarım asırlık 'darbeler dönemi'nde anayasalar, darbe sonrasında asker-sivil bürokratların hazırlayarak zorla millete kabul ettirdikleri 'antidemokratik metinler' şeklinde ortaya çıkmıştır.
Bu anayasalar, birbirlerine 'tepki' şeklinde hazırlanmışlar; bu yüzden öngörülen sistemin aksamadan işletilmesi mümkün olmamıştır. İfrat ile tefrit arasında dolaşan bu uç metinlerin uygulamasında istikrarsızlıklar ve krizler ortaya çıkmış; ya 'kuvvetlerin birliği ve temerküzü' ile (Misâl; 1924 Anayasası) veya 'kuvvetlerin infiradı' (ayrılıkçılığı) ile (Misâl; 1961 Anayasası) sistem kilitlenerek işlemez hâle gelmiştir.
***
1982 Anayasası, 'gayrımeşrû' bir hukukî metindir. Sadece bunun için dahi, 12 Eylül Cuntası tarafından yaptırılan bu gayrımeşrû ve antidemokratik Anayasa, mümkün olan en kısa zamanda yürürlükten kaldırılmalıdır. 'Kılıç zoru' ile iktidarı elde edebilirsiniz; anayasalar, kanunlar da yapabilirsiniz; fakat bunların meşrûiyetini asla sağlayamazsınız.
Asıl ayıp olan, normal demokrasiye(!) geçildikten 57 yıl sonra dahi bu gayrımeşrû anayasanın yürürlükte bulunmasıdır.
Bundan da, Türkiye'deki rejimin ne derece sınırlı bir demokrasi uygulaması olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasaların meşrû olmayan vazıları (koyucuları), kanunları vaz'eden milletin meclisine ve millî iradeye güvenmedikleri için, anayasaları çok teferruatlı ve sert (değiştirilmesi zor) metinler şeklinde hazırlamışlardır. Türk Anayasaları, özellikle hâlen yürürlükte olan 1982 Anayasası, çok ayrıntılı, katı, sert, merkeziyetçi ve sınırlayıcı hukuk metinleridir.
1982 Anayasası, antidemokratik bir anayasadır . Temel hak ve hürriyetler
tümüyle sınırlandırılmıştır. Özellikle düşünce, düşünceyi ifade, din, vicdan ve ibadet hürriyeti önemli ölçüde tahdit edilmiştir. Laiklik
anlayışı, -gerekçedeki ikaza rağmen- din ve vicdan hürriyetini ortadan kaldıracak şekilde yanlış vaz'edilmiştir.
1982 Anayasası, parlamenter sisteme göre hazırlanmış, ancak Cumhurbaşkanı'na bu sistemle bağdaşmayan yetkiler vererek, yetki-sorumluluk dengesini alt üst eden; çok ayrıntılı olmasına rağmen sistemin işleyişinde boşluklar bulunan; kuvvetlerin (erklerin) birbirlerinin alanına müdahale ettiği, 'devletçi' ve 'merkeziyetçi' bir anayasadır.
Mevcut anayasada, Millî Güvenlik Kurulu gibi yarı bürokratik bir kurul,
Bakanlar Kurulu'nun, yürütmenin ve bazı durumlarda TBMM'nin üstünde tasarlanmıştır. Silahlı Kuvvetlerin statüsü ve yetkileri hususunda tartışma vardır.
Gene bu anayasada, Kuvvetler Ayrılığı prensibi işletilememiş; 'yargı bağımsızlığı' tam olarak sağlanamamış; bazı yüksek yargı kuruluşları, yasama ve yürütme organlarının üstüne çıkarılmış ve 75 yıllık metruk bazı kanunların ve darbe kalıntısı hükümlerin anayasa teminatı altında muhafazası sağlanmıştır.
***
Kısaca, 1982 Anayasası, Türkiye'nin önünde, gelişmesini engelleyen bir ayakbağı durumunda bulunmaktadır. Artık bu gayrımeşru ayakbağı kaldırılmalı ve yerine 'milletin iştirakı' ile millet temsilcileri tarafından hazırlanmış bir 'Yeni Anayasa' yürürlüğe konulmalıdır.