Devlete mâbadını dönen general

Anayasa'nın 104. maddesine göre, 'Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder...'

Anayasa'nın 104. maddesine göre, 'Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder...'
İdraki kıt olanlar için açıklayalım: Bugün sayın Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, yani devletimizin başıdır. Bu sıfatıyla hepimizin O'na karşı saygılı olması şarttır. Zira Abdullah Gül'ün gerçek kişi olarak özellikleri ne olursa olsun, Devletin tüzel kişiliğinin baş temsilcisi olarak siyasî, hukukî ve manevî bir yeri vardır. O'nu sevmeyenler, sert şekilde eleştirenler, hatta Cumhurbaşkanı olarak kabul etmediğini söyleyenler çıkabilir. Ancak bu kişiler dahi Cumhurbaşkanı'nın temsil ettiği makama, diğer bir ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başına ve Türk Milleti'nin birliğinin temsilcisine saygı göstermek mecburiyetindedir.
Cumhurbaşkanı, Türk Milleti'nin tarihinde ve örfünde daima mutena bir yere sahip olmuştur. Türkler, dünyanın en mahir devlet kurucuları olarak devletlerinin başına her zaman saygı duymuşlar ve büyük bir değer atfetmişlerdir. Özellikle Türk askeri, devletinin başına asla saygısızlıkta bulunmamıştır.
Bir millet ve devlet için Cumhurbaşkanı'nın temsil ettiği değerler, bayrak gibi, İstiklâl Marşı gibi mukaddes değerlerdir. Bilir misiniz ki, Cumhurbaşkanı'nın her gittiği yerde, sağ tarafına ayyıldızlı Türk Bayrağı, sol tarafına Cumhurbaşkanlığı Forsu çekilir; Cumhurbaşkanı bir toplantıya geldiğinde -aksi kendisi tarafından istenmemişse- hep beraber ayağa kalkılır ve ona doğru dönülerek İstiklâl Marşı okunur; Cumhurbaşkanı seyahate çıkarken askerî birlikle uğurlanır ve karşılanır.
Anayasa'nın 117. maddesine göre, 'Başkomutanlık(...) Cumhurbaşkanı tarafından temsil edilir.'
Diğer taraftan, Cumhurbaşkanına hakaret, Türk Ceza Kanunu'nda ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir (Md. 299).
* * *
Şimdi siz bütün bunları bildiğiniz halde Cumhurbaşkanı'na gereken saygıyı göstermiyorsanız, elbette bunun hesabının sorulması gerekir.
Cumhurbaşkanı Gül'ü KKTC'de karşılamayan ve uğurlamayan komutanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı saygısızlık etmişler ve suç işlemişlerdir.
Ya, Cumhurbaşkanı'nın başörtülü eşiyle birlikte KKTC'den döndüğünü bilmesine rağmen, havaalanına geldiği halde Cumhurbaşkanı'nın ve eşinin ellerini sıkmamak için mâbadını (sırtını anlamında) Cumhurbaşkanı'na dönüp keklik gibi sıçrayarak kendisini kırmızı halının karşısına atan generale ne demeli?!.. Aklı sıra Cumhurbaşkanı'na ve başörtülü eşine tavır koyuyor, mesaj veriyor.
Bu generale sormak lâzım: Mâbadınızı Başkomutan'a nasıl döndürürsünüz? Sırtınızı Devletin başına nasıl çevirirsiniz? Daha da önemlisi, Yüce Türk Milleti'nin birliğinin temsilcisine bu saygısızlığı nasıl yaparsınız?
Siz bir devlet görevlisisiniz. Sırtınızdaki üniformadan ayağınızdaki ayakkabıya kadar bütün mevcudiyetinizi Devlete ve Millete borçlusunuz. Millet size maaşınızı, seçtiği Cumhurbaşkanı'na saygısızlık gösteresiniz, hakaret edesiniz diye mi ödüyor? Bu yaptığınızdan hicap duymalı ve özür dilemelisiniz. Bu yazdıklarım, devletin başına saygısızlıkta bulunan herkes için geçerlidir.
Bu arada, Genelkurmay Başkanlığı'nın da Devlete mâbadını dönen general hakkında disiplin soruşturması açmasını bekliyoruz.
* * *
Herkes haddini bilsin ve aklını başına toplasın. Devleti koruma kollama iddiasında bulunanlar da Devleti yıpratmaktan vazgeçsinler.