DTP ile HÖH aynı mı?

Ben tarafsız bir köşe yazarıyım, 62 yıllık ömrüm boyunca hiç zikzak çizmedim. Demokrasiyi, hürriyetler rejimini, millî -manevî değerleri ve sosyal adaleti savundum.

Ben tarafsız bir köşe yazarıyım, 62 yıllık ömrüm boyunca hiç zikzak çizmedim. Demokrasiyi, hürriyetler rejimini, millî -manevî değerleri ve sosyal adaleti savundum. Bu hüviyetimle Türk halkının özelliklerini taşıdığımı düşünüyorum. Devlet hizmetinde, siyasette ve yazarlıkta her zaman inandıklarımı hiç çekinmeden savundum.
AK Parti ve Başbakan Erdoğan hakkında yaptığım bazı olumlu değerlendirmeler yüzünden 'AK Partili' olarak görüldüm. Başbakan'ı birçok bakımdan takdir ettiğim doğrudur. Ancak, bu olumlu değerlendirmelerimin asıl sebebi, AK Parti icraatının genellikle inandığım ve savunduğum değerlere muvazi olmasıdır.
Başbakan Erdoğan'ın, millî ve manevî değerler ile Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü konusundaki samimiyetine ve vatanseverliğine inanıyorum. Bu konularda, istemeden yaptığı bazı hataları, fevrîliğine, istişare ettiği kişilerin bilgisizliğine ve tecrübesizliğine bağlıyorum.
Lâkin, Türkiye gibi büyük bir devleti idare etme mevkiindeki kişilerin, günlük politika dışındaki ciddî meselelerde çok dikkatli konuşması ve beyanat vermesi gerekir. Misâl mi istersiniz? Başbakan'ın 1993 yılında 'Türkiyelilik bilinci'nden söz etmesi, alt ve üst kimlik konusundaki yanlış tahlilleri, Türkiye'nin bir 'mozaik' olduğunu söylemesi ve etnik grupları sayması, nihayet Diyarbakır'da 'Kürt sorunu' ifadesini kullanması doğru olmamıştır. Bereket versin ki Başbakan, hatasını tekrarlamama irfanına sahiptir.
* * *
Başbakan'ın bir TV programında DTP ile işbirliğine açık oldukları mesajını vermesi, siyasî bir hatanın ötesinde önem taşımaktadır.
Zira Başbakan, DTP'nin terör örgütü PKK'nın uzantısı olduğunu ve ırkçı-bölücü Kürtçüler tarafından kurulduğunu bilmektedir. Bizzat kendisi daha önce SHP'nin DEP milletvekillerine Truva atı olduğunu, meydanlarda CHP aleyhinde kullanırken, seçim öncesinde böylesine bir gaf yapması anlışılır gibi değildir.
Nitekim, Başbakan da bu hatasını görüp Uğur Dündar'la yaptığı görüşmede telafi etmeye çalışmıştır. Ancak, bu defa da kaş yaparken göz çıkarmış ve Bulgaristan'daki Türk azınlığın Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH) ile PKK'nın DTP'si arasında benzetme yapmaya çalışmıştır. Gerçi Erdoğan, DTP'nin bugünkü hâlini kastetmiyor ve HÖH gibi olursa diyor ama gene de bu benzetme külliyen yanlıştır. Üstelik bu benzetmeyi Türkiye'deki Kürtçü çevreler yapmaya çalışırken.
DTP ile HÖH'ün; daha önemlisi Türkiye'deki Kürtler ile Bulgaristan'daki Türkler'in en ufak bir benzerliği dahi yoktur. Şöyle ki:

    1. Bulgaristan'daki Türkler 'azınlık' statüsü içindedirler. Bu statü onlara, ta 1913'ten bu yana çeşitli milletlerarası anlaşmalarla hukuken tanınmıştır. Halbuki Türkiye'deki Kürtler azınlık değil tek milletin aslî unsurudur. Bu benzetme, onları azınlık durumuna düşürmektedir.
    2. Bulgaristan'da 15 asır boyunca Türkler hâkim olmuşlar ve çeşitli Türk devletleri kurmuşlardır. Halbuki, Türkiye'de bin yıldır bu topraklarda Türkler ve Kürtler, Türk Milleti'nin ve Türk devletlerinin bölünmez bütünlüğü içinde yaşamaktadır.
    3. Bulgaristan'daki Türkler Müslüman'dır. Sadece hukukî statü bakımından değil, bütün sosyal ve kültürel özellikler açısından da Bulgarlar'dan tamamen farklıdır. Oysa Türkiye'deki Kürtler, Türkler gibi Müslüman'dır ve bu iki unsur arasında hiçbir sosyal ve kültürel farklılık yoktur.
    4. Bulgaristan'da Türk azınlığın partisi olan HÖH kesinlikle siyasî ayırımcılık ve bölücülük yapmamaktadır (Zaten Başbakan da bu özelliği işaret ediyor). Buna karşılık DTP, politikasını tümüyle ayrımcılık, bölücülük ve ırkçılık üzerine inşa etmiştir. Üstelik, frontu bulunduğu PKK ile dirsek teması içindedir.

Sayın Başbakan'ın bu talihsiz benzetmeyi bir daha yapmamasını temenni ediyoruz.