DTP ve Kürt oyları

Cumartesi günü TBMM'deki el sıkışma ve barış havası gazetelerin manşetlerine taşındı. İlk bakışta, bu centilmenlik gösterisinin hoşumuza gittiğini söylemeliyiz.

Cumartesi günü TBMM'deki el sıkışma ve barış havası gazetelerin manşetlerine taşındı. İlk bakışta, bu centilmenlik gösterisinin hoşumuza gittiğini söylemeliyiz.
Ancak, bu gösteri yapılırken aslan gibi Mehmetçikler'in PKK tarafından şehit edildiğini düşününce, tüylerimiz diken diken oluyor.
Geçen yazımızda, 'DTP'nin, legal bir siyasî parti gibi faaliyette bulunması samimî dileğimizdir' demiştik. Ancak, bunun için MHP'lilerle el sıkışmak yetmez. DTP'nin, PKK'nın bir front kuruluşu olmaktan kendini kurtarması gerekir. Bu ise kolay değildir. Zira, Apo'nun stratejik yönetiminde ve Kuzey Irak'taki PKK yöneticilerinin güdümündeki DTP, aslında PKK'nın cephe teşkilâtının bir parçasıdır. Bu sebepledir ki, TBMM'de temsil edilmek terörü kaldırmaz. Sadece, kışa doğru yeni bir sözde 'ateşkes' ilân edilebilir.
***
22 Temmuz Genel Seçimlerinde, ayrılıkçı-ırkçı DTP, aslında büyük bir hezimete uğramıştır. 2002 Genel Seçimlerinde, DTP'nin kapatılan eski versiyonu olan DEHAP, toplam oyların yüzde 6,2'sine tekabül eden 1.960.660 oy almışken; 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde bağımsızlara verilen toplam oy miktarı 1.822.253 (yüzde 5,2) olmuştur. Bu miktarın, çeşitli hesaplamalara göre en fazla yüzde 3,5'unun DTP'li bağımsızlara ait olduğu düşünülecek olursa; ayrılıkçı-ırkçı kesimin oylarının 1.961 binden 1.226 bine; oy oranının da yüzde 6,2'den yüzde 3,5'a düştüğü görülecektir.
DTP'nin başarısızlık sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Adaylarını bağımsız olarak göstermesi ve bağımsız adayların listede yer alması, DTP oylarının azalmasında etkili olmuştur. DTP, DEHAP gibi seçimlere parti olarak iştirak etseydi, bu oran bir miktar artış gösterebilirdi.
2. DTP'li belediye başkanlarının başarısızlığı, DTP'li bağımsız adaylara menfî şekilde tesir etmiştir.
3. Sisteme entegre olan Kürtlerin, sistem dışında kalanlara göre ekonomik bakımdan daha iyi durumda olmaları, bağımsızların oylarını düşürmüştür.
4. Aynı şekilde, iktidar partisine yönelerek iktidarın avantajlarından yararlanmak, bu seçmen tabanına daha cazip gelmiştir.
5. İslamî yanları ağır basan Kürt seçmenler AK Parti'yi tercih etmişlerdir. Bunda, Güneydoğu'da ağırlık kazanmaya başlayan
Barzanîci çevrelerin de etkisi olmuştur.
6. Son seçimlerde PKK, şehirleri kontrol edememiş ve Güneydoğu seçmeni şehirlerde terör baskısından önemli ölçüde sıyrılmıştır.
7. Lâkin bizce, DTP'nin bu başarısızlığındaki en önemli unsur, artık Kürt vatandaşlarımızın gerginlik istemeyişleridir.
***
Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü sağlamak ve PKK'yı tesirsiz hâle getirmek için 22 Temmuz Seçim sonuçlarının çok iyi değerlendirilmesi gerekir.
Bizce, şu üç konuda yeni politikaların geliştirilmesi lâzımdır:
1. Gerginlik yerine istikrar ve huzurun tercih edilmesinin, bölge halkına sağlayacağı imkânlar anlatılmalı ve yeni bir 'Doğu-Güneydoğu Kalkınma Programı' hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır.
2. En büyük ortak sosyal unsur olan İslamiyet konusunda toplumu birleştirici mesajlar verilmelidir.
3. Irkçı-bölücü propagandaya karşı gerçekçi ekonomik mesajlar verilmeli; birlik ve bütünlükten yana olanlar özellikle desteklenmelidir.
***
Bu arada, sınır ötesi harekât dahil, güvenlik güçlerinin terörle mücadelesi konusunda geri adım atılmaması zaruretine de işaret etmeliyiz.
Nihayet, seçim sonuçlarından, Türkiye'deki Kürt sayısını 10-15-20-25 milyon olarak açık arttırmaya çıkaran palavracıların da ders alması gerektiğini düşünüyoruz. Artık şunu kabul etmelidirler ki, Türkiye'de Kürt ırkçılığı güden ve bundan etkilenen kişi sayısı sadece 1,2 milyondan ibarettir. Bunu 2 milyonunu üzerine çıkarmak da mümkün değildir. Türkiye'nin yüzde 98'i birlik ve bütünlükten yanadır.