Düğümler Çözülürken...(1)

Türkiye'de millî iradenin zoraki ortakları yüzünden, 2007 yılı başından itibaren şiddetlenerek devam eden bir siyasî kriz yaşıyoruz. Türk demokrasisinde taşlar yerine oturmuş olsaydı, bu sun'î kriz ortamına gelinmezdi.

Türkiye'de millî iradenin zoraki ortakları yüzünden, 2007 yılı başından itibaren şiddetlenerek devam eden bir siyasî kriz yaşıyoruz. Türk demokrasisinde taşlar yerine oturmuş olsaydı, bu sun'î kriz ortamına gelinmezdi. Ne yazık ki, mahcur demokrasimiz, militarist-jakoben bir vesayet altındadır. Sistemin yürütülmesini belirleyen Anayasa, bir darbe döneminde zorla dayatılmış, gayrimeşru ve antidemokratik bir metindir. Ancak, jakoben zorbalar, kendi hazırladıkları bu Anayasa'yı dahi geçersiz sayabilmektedir.
Anayasa'ya göre Meclis Cumhurbaşkanı'nı seçmek isteyince, Türkiye'deki millî irade dışındaki bütün dayatmacı güç odakları ayaklanmış; azınlıktaki Ana Muhalefet Partisi'nin koordinasyonunda, uzatmalı Cumhurbaşkanı, YÖK, Anayasa Mahkemesi ve güdümlü paramiliter organizmalar, milletin iradesine meydan okumuşlardır. Toplumu kutuplaşmaya götüren sözde Cumhuriyet Mitingleri, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'yı ihlâl eden siyasî kararları, Cumhurbaşkanı'nın, yetkisini istismar ederek sergilediği AYM'ye başvuruları ile tarafsızlığını ortadan kaldıran vetoları ve nihayet Genelkurmay'ın siyasete dayatma niteliğindeki muhtırası, siyasî bir kriz oluşturarak Türkiye'deki demokrasinin sefaletini açıkça ortaya koymuştur.
Buna mukabil, milletin desteğinden başka sığınacak merci bulamayan iktidar çoğunluğu, bir yandan erken seçim kararı alırken, bir yandan da Cumhurbaşkanı'nın doğrudan halk tarafından seçilmesini sağlayacak Anayasa değişikliğini gerçekleştirmiştir.
22 Temmuz'da milletin önüne çıkıldığında, yüce milletimiz, bu jakoben zorbalara muhteşem bir demokrasi dersi vermiş; milletin şamarı, hem CHP'nin ve onun kuyruğuna takılan DP (DYP-ANAP)'nin hem de dayatmacı bürokrasinin suratında patlamıştır.
***
Seçimlerden sonra başlayan yeni dönemde, 22 Temmuz'u içlerine sindiremeyenlerin, bu sun'î siyasî krizi devam ettirme gayretleri gözden kaçmıyor. Ancak, yeni Cumhurbaşkanı, yeni Meclis Başkanı ve yeni Hükûmet'in sorumluluğunu taşıyan Erdoğan'ın, bu defa 4,5 yıllık tecrübenin ışığında oyuna gelmeyeceği anlaşılıyor. Nitekim, Erdoğan'ın halkın tamamını kucaklayan olumlu ve uzlaşmacı tavrı, değerli devlet adamı Elekdağ'ın -CHP'li olmasına rağmen- Başbakan'ın konuşmasına atıfta bulunmasını sağlayacak kadar müspet karşılanmıştır.
Erdoğan'ın önünde üç düğüm var. Bunlardan birisi olan Meclis Başkanlığı seçimi bugün çözülecek. AK Parti içinde Meclis başkanlığı yapacak vasıfta çok sayıda yetişmiş devlet adamı bulunuyor. İsmi medyaya akseden Vecdi Gönül, Cemil Çiçek, Murat Başesgioğlu, Ülkü Güney ve Köksal Toptan, gerçekten birbirinden değerli ve dürüst siyaset adamlarıdır. Erdoğan tarafından AK Parti Grubu'nda adaylığı açıklanan Köksal Toptan'ı otuz senedir tanırım. İstikrarlı, dürüst, namuslu, ismi hiçbir şaibeye karışmamış gerçek bir devlet adamıdır. Hâlen TBMM'nin de en tecrübeli üyesi ve duayenidir. TBMM Başkanı olarak seçilince, uzlaşmacı, mutedil tavrı ve yüzünden eksik olmayan tebessümüyle siyasî istikrara önemli katkılarda bulunacağına inanıyoruz.
Köksal Toptan'a peşinen başarılar diliyoruz. Toptan'ın, ilk turda üçte iki çoğunluğa çok yaklaşacağını sanıyoruz. Toptan'ın ilk turda seçilmesi ihtimali de vardır.
Bugün ilk düğüm çözülüyor.