Düğümler çözülürken... (2)

Dünkü yazımızda, Başbakan Erdoğan'ın önündeki üç düğümden bahsetmiş ve ilk düğüm olan Meclis Başkanı Seçimi'nin, Köksal Toptan'ın aday gösterilmesiyle müsbet şekilde çözümlendiğini...

Dünkü yazımızda, Başbakan Erdoğan'ın önündeki üç düğümden bahsetmiş ve ilk düğüm olan Meclis Başkanı Seçimi'nin, Köksal Toptan'ın aday gösterilmesiyle müsbet şekilde çözümlendiğini ifade etmiştik.
Başbakan Erdoğan'ın ikinci ve asıl büyük düğümü Cumhurbaşkanı Seçimi'dir. Geçen haftaki yazımızda da belirttiğimiz gibi, bu konuda demokratik kaideler tam olarak işletilememekte, millî iradeye dayatmada bulunulmaktadır. Genelkurmay Başkanı'nın seçim sonrasındaki beyanları, seçim sonuçlarına rağmen bu dayatmaların devam ettiğini açıkça göstermektedir. Bu durumda, ya ciddî bir krizi, hatta müdahaleyi göze alıp demokrasinin gereği yapılacaktır; ya da zavallı demokrasimiz üzerindeki dayatmalar sineye çekilerek 'uzlaşma'ya gidilecek; açıkçası taviz verilecektir.
Birinci tercihte, Türkiye büyük bir gerginliğe maruz kalacak ama AK Parti'nin bu en güçlü döneminde demokratik bir direniş gösterme fırsatı doğmuş olacaktır. İkinci tercihte ise, millî iradenin tezahürüne gene engel olunacak ve dayatmaya boyun eğilecek ama gerginlik yaşanmadan düğüm çözülmüş olacaktır. Erdoğan ve AK Parti kurmaylarının bu kolay yolu seçeceğini tahmin ediyoruz.
***
Hem şeklen de olsa demokrasiyi işletebilmek ve zevahiri kurtarabilmek, hem de gerginliği tırmandırmamak için bir 'orta yol' teklifimiz var:
Buna göre, önce Anayasa'daki mevcut sistem işletilerek Abdullah Gül 11. Cumhurbaşkanı olarak seçilir. Daha sonra yapılan Anayasa değişikliği çerçevesinde, Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi konusunda 21 Ekim'de referandum yapılır. Bu arada, 11. Cumhurbaşkanı'nın Cumhurbaşkanlığı süresinin, doğrudan halk tarafından seçilecek olan 12. Cumhurbaşkanı'nın seçilmesiyle sona ereceği, Anayasa'da geçici bir madde şeklinde yapılacak değişiklik ile hükme bağlanır. 12. Cumhurbaşkanı olarak da Vecdi Gönül gibi üzerinde mutabakat sağlanabilecek bir aday gösterilebilir.
Bu sâyede, hem Gül'ün 11. Cumhurbaşkanı olarak seçilmesiyle, hakkı bir ölçüde de olsa verilmiş olur, milletin gönlü alınır, Erdoğan ve AK Parti yıpranmaz; hem de gerginliği tırmandırmadan düğüm çözülür. Bu takdirde Gül, yıl sonuna kadar Cumhurbaşkanlığı yapar; aralık ayında yeni Cumhurbaşkanı'nın seçilmesinden sonra tekrar daha da güçlenmiş olarak Dışişleri Bakanlığı görevine döner.
Her hâlükârda, Erdoğan'ın bu düğümü de çözebileceğine inanıyoruz.
***
Yeni Hükûmet'in hazırlanması, aslında Erdoğan için ilk iki düğüm gibi zor olmayacaktır. Zira bu konuda tam yetkilidir. Başbakan'ın, yeni kabineyi oluşturmak için yeni Cumhurbaşkanı'nın seçilmesini beklemesi ihtimali vardır. Başbakan'ın bu tercihte bulunması bizce yanlış olmayacaktır. Bu tercihi, Sezer'e karşı bir tavır alma olarak değerlendirmek doğru değildir
(Bizce böyle bir tavır almaya binlerce defa hakkı vardır). Ancak, Bakanlar Kurulu'nu hazırlama süresi içinde yeni Cumhurbaşkanı seçilebileceğine göre, yeni Hükûmet'in yeni Cumhurbaşkanı'na sunulması kadar tabiî bir şey yoktur.
Yeni Bakanlar Kurulu listesini hazırlarken Başbakan Erdoğan'ın,
AK Parti Grubu'nu ayrıntılı şekilde değerlendireceğine inanıyoruz.
***
Türkiye'nin en geç bir ay sonra bu sun'î kriz ortamını geride bırakarak gerçek sorunlarını çözmesini ve yeni bir ekonomik hamleye girişmesini bekliyoruz.