DYP+ANAP= DP olur mu?

'Demokrat Parti' denilince içim sızlar, yüreğim kabarır, heyecanlanırım. DP amblemi benim için, futboldaki fanatik taraftarların takımlarının renklerine ve rumuzlarına...

'Demokrat Parti' denilince içim sızlar, yüreğim kabarır, heyecanlanırım. DP amblemi benim için, futboldaki fanatik taraftarların takımlarının renklerine ve rumuzlarına bağlılıkları gibidir. 1950 seçimlerinde, daha 5 yaşındayken göğsümde gururla taşıdığım DP rozetini ve her yere astığımız 'Yeter! Söz Milletindir!' afişlerini hatırlarım. Rahmetli babamın, Celâl Bayar, Adnan Menderes ve Refik Koraltan'la fotoğrafları, hâlâ albümümün baş köşesinde duruyor. Merhum Menderes'in o sımsıcak, hüzünlü gülüşünü hiç unutmuyorum.
Millî Mücadele'nin önderi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu büyük Atatürk'ten sonra, Türkiye'deki en önemli gelişme, DP döneminde ve şehit Menderes tarafından gerçekleştirilmiştir. Bence, hemen sonra üçüncü önemli devlet adamımız da merhum Turgut Özal olmuştur. Özal döneminde de, O'nun sevdiği tâbirle 'Türkiye çağ atlamıştır' .
***
22 Nisan tarihli yazımda, DYP-ANAP beraberliğinin başarı şartlarını incelemiş; 'İki partinin de teşkilâtlarının ve tabanlarının tatmin olacağı, yeni rüzgâr estirecek bir hareketi oluşturmanın şartı, yepyeni bir lider, parti ve kadroyla ortaya çıkabilmektir' demiştim. Bunun için de DYP, ANAP, BBP ve LDP'nin, 'DP çatısı' altında birleşebileceğini; DP'nin başına yıpranmamış bir ismin getirilmesi ve halkın sevdiği isimlerden bir vitrin dizilmesi gerektiğini işaret etmiştim.
Mevcut durumu incelediğimizde, DYP ile ANAP'ın DP çatısı altında birleşmesini olumlu bir adım olarak görüyorum. Ancak, iki partinin DYP'nin vesayetinde birleşerek DP adını alması, kısa zamanda ivme kazanması için yeterli değildir. Çünkü, DYP Genel Başkanı, DP'nin de lideri olmuş ve yeni isimlerden yeni bir kadro ortaya konamamıştır. Bu hareket, DYP'nin ANAP'ı yutması ve ANAP'ın da DYP'yi koltuk deyneği yapması şeklinde cereyan etmiştir.
Bütün bu noksanlıklara rağmen yeni DP, hiç değilse barajı aşacak bir performans gösterebilirdi. Lâkin, Türkiye'de son on beş günde cereyan eden olaylar karşısında DYP ve ANAP'ın, CHP'nin yanında yer alarak antidemokratik dayatmalara ortak oluşu, onları 'DP misyonuna' tamamen ters bir mecraya sürüklemiştir. Bu durumda, yeni DP'nin, bırakınız rüzgâr estirmeyi, artık barajı aşma şansı bile kalmamıştır.
***
Aydın Menderes, 'DYP ve Anavatan, millete karşı suçunu örtmek için DP ismine sığınmıştır. Beraber batacaklar...' diyor. Lâkin değerli dostum Menderes'in asıl şu sözleri beni çok düşündürdü: "DP, 'Yeter, söz milletindir!' sloganı ile kurulmuş ve milletin gönlünde bugüne kadar yaşamış bir partidir. Fakat bunlar cumhurbaşkanı seçimlerine katılmayarak, 'Yeter, söz milletindir!' sözünü indirmiş ve yerine 'Yeter, söz devletindir!' tabelasını asmıştır."
Yeni DP'liler, kendilerini inkâr ederek CHP'nin, yargı oligarşisinin ve muhtıracıların tarafında saf belirlerken, DP'nin tarihî misyonunu unutmuşlardır. Zorba devlet anlayışına karşı millî iradeyi savunan, CHP'nin Şeflik Dönemi diktasına karşı çıkan Menderes'in Demokrat Partisi'nin ismini taşıyabilmek için en azından bu şuura sahip olmak gerekirdi. Ne yazık ki, DYP-ANAP karmasının son günlerdeki antidemokratik tavrı, bu şuura yeterince sahip olmadıklarını açıkça göstermektedir.
Bakalım, 22 Temmuz seçimlerinde bu tezadı nasıl izah edecekler?
***
Her şeye rağmen, DYP-ANAP birleşmesini müsbet karşılıyor ve yeni DP'ye başarılar diliyorum.