'Evet' çıkacak ama...

Referanduma neredeyse iki hafta kaldı. Tarafsız gözlemciler 'evet' oylarının önde gittiğinde hemfikirler.

Referanduma neredeyse iki hafta kaldı. Tarafsız gözlemciler ‘evet’ oylarının önde gittiğinde hemfikirler. Referanduma sunulan Anayasa değişikliklerinin, yüzde 55-70 aralığında ‘evet’ oylarıyla kabul edileceği belirtiliyor. Bize göre de yüzde 60 civarındaki ‘evet’ oyuyla Anayasa Reform Paketi kabul edilecek...
***
Son haftada, Karayılan’ın, AK Parti İktidarı ile anlaştıkları yolundaki iddiaları ve teröristbaşı ile görüşme söylentileri, referandum kampanyasının ortasına bomba gibi düşmüştür. Öyle ki MHP lideri Bahçeli, ara verdiği referandum mitinglerini tekrar başlatmış ve Erdoğan’ın PKK ile anlaştığı şeklindeki ithamlarını devam ettirmeye girişmiştir.
CHP’nin ve yeni lideri Kılıçdaroğlu’nun bu iddialar konusundaki tutumu, gene tutarsız, çelişkili ve değişken olmuştur. CHP’liler, iddiaların ortaya atıldığı ilk günlerde, mal bulmuş Mağribî gibi Karayılan’ın iftiralarına sarılıp iktidara veryansın ederken, CHP lideri Kılıçdaroğlu, memleketi Tunceli’de -günlerdir Güney Doğu’da hasret kaldığı ilgiyi yakalayınca- ‘Terör bitecekse görüşmeler yapılır’ deyivermiştir. Daha da ilgi çekici olan beyanı ise, toplumsal uzlaşmanın sağlandığı ortamda, PKK’nın koşulsuz silâh bırakmasıyla affın çıkarılabileceği istikametindedir. Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı seçilmesinden bu yana Kürtler hakkında yaptığı açıklamalar incelenirse, bu konuda oturmuş bir fikre sahip olmadığı görülecektir.
***
Kürtler, elbette bizim kardeşimizdir. Onların referandumda ‘evet’ oyu vermeleri tabiatıyla çok önemlidir. Lâkin siyaset bir denge hesabına dayanır. Güney Doğu ’da yaşayan Kürt vatandaşlarımızın
büyük kısmının zaten referandumda ‘evet’ oyu kullanacağı tahmin edilmektedir. PKK/BDP’nin ‘boykot’ çağrısı, Kürt oylarının az bir kısmında etkili olabilecektir. Bunların toplum nüfus içindeki yerleri birkaç puanı geçmeyecektir.
Diğer taraftan, ‘PKK ile görüşüldüğü ve pazarlık yapıldığı’ şeklindeki iddialar, toplam içinde çok büyük yer tutan oy sahiplerini olumsuz yönde etkileyebilecektir. Üstelik bu kitleler, sadece MHP tabanında değil, başta AK Parti olmak üzere diğer parti tabanlarında da etkili olabileceklerdir.
Bu itibarla AK Parti, bir yandan MHP tabanına hitap etmeye çalışırken, diğer yandan kendi tabanına sahip çıkmada güçlük çekebilecektir.
Devlet kurumları, milletin menfaatini düşünerek elbette her türlü görüşmeyi yapabilirler. Ancak, referandum atmosferinde bu nevi temasların, terör örgütü ve onun temsilcileri tarafından nasıl istismar edilebileceği hesaplanmalıydı. Bu aşamada devlet görevlilerinin de temasları doğru olmamıştır.
Şurasını unutmamak lâzımdır ki, Türkiye gibi yüzde 97’sinin millî birlik içinde olduğu bir ülkede siyaset yapanlar, PKK/BDP’nin karşısındaki tavırlarını iyi ayarlayamazlarsa, daima kaybetmeye mahkûmdurlar. Türkiye’yi parçalamak isteyenlerin siyasî destekleri, her zaman getirdiğinden çok götürür.
***
12 Eylül’e yaklaşık iki hafta kala bir kazaya uğramamak için bu yazdıklarımızın üzerinde iyi düşünülmelidir.