Evren'in bölge valiliği talebi neydi?

İdarede yerinden yönetimi savunan rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu yaşasaydı, Evren Paşa'nın gündeme taşıdığı 'eyalet sistemi' tartışmalarına </br>gülüp geçerdi.

İdarede yerinden yönetimi savunan rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu yaşasaydı, Evren Paşa'nın gündeme taşıdığı 'eyalet sistemi' tartışmalarına
gülüp geçerdi. Hayatı boyunca savunduğu 'ademi merkeziyet' (yerinden yönetim) görüşünün, Cumhurbaşkanlığı yapmış devlet adamları ve fiyakasından yanlarına yaklaşılmayan köşe yazarları tarafından nasıl ters
şekilde anlaşıldığına herhalde çok şaşırırdı.
Evren Paşa, 12 Eylülcülerin giderayak hazırlattığı Bölge Valileri Kararnamesi'ni 'Eyalet Sistemi' diye adlandırarak sözümona kendisini yerinden yönetimden yana, reformist ve modernist göstermeye çalışıyor. Merhum Özal'ın da bu 'ilerici' (!) hamleye karşı çıktığını iddia ediyor.
Bu kör döğüşünü açıklığa kavuşturabilmek için işin esasını yazmak istiyoruz.
***
'Bölge Valiliği' kurulması görüşü, 27 Mayıs'tan sonra hazırlanan 'MEHTAP Raporu'na dayanır. Darbeciler, herhalde ismini romantik bulmuş olacaklar ki, bu kolay 'idarî reform'u(!) pek sevmişlerdir. Halbuki, bizim darbeciler her zaman 'katı merkeziyetçi yönetim'i 'yerinden yönetim'e tercih etmişlerdir.
12 Eylül'den sonra kurulan Ulusu Hükûmeti üzerindeki, Evren'in başkanlık ettiği darbe yönetimi, yani 'Millî Güvenlik Konseyi' de, devlet yönetimini, dikta idarelerine benzer şekilde, merkezin sıkı kontrolü altındaki çok katı bir 'merkeziyetçi' yönetime dönüştürmek için kolları
sıvamıştı. Darbe Konseyi'nin asker uzmanları, Ekim 1980'de, devlet teşkilâtını, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları'nı örnek alarak yeniden düzenleyen 29 sayfalık bir raporu Başbakanlığa gönderdiler. Ben o sırada Başbakanlık Müsteşarlığı'na vekâlet ediyordum. Başbakan Ulusu, raporu vererek bir görüş hazırlamamı istedi. Raporu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Özal'a götürüp durumu anlattım. Bana, 'Buna engel olmamız lâzım. Bir karşı görüş hazırla, ben de Ulusu'ya anlatırım' dedi. Hiç unutmam, iki gece sabahlayarak 40 sayfalık bir rapor hazırladım
ve Konsey üyelerine sunuşumu yaptım. Özal da beni destekledi ve bu merkeziyetçi yapıya mâni olabildik.
Şimdi, bu zihniyetteki bir yönetimin, ademi merkeziyetten yana olduğu düşünülebilir mi?...
***
12 Eylül yönetimi, artık yetkinin ellerinden çıkacağı zaman yaklaşınca, Evren'in deyişiyle 'politikacıların tencereyi pisletmemesi' için alelacele bir takım kanunlar çıkarıp Özal yönetiminin başına bela etmişlerdir.
Bu eylemlerini, ANAP seçimi kazandıktan sonra da sürdürdüler. 9.11.1983 tarih ve 2945 sayılı 'Millî Güvenlik Kurulu ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu' bunların tipik bir örneğidir.
71 sayılı Bölge Valiliği Hakkında Kanun Hükmünde Kararname de 24.6.1983 tarihinde kabul edilmesine rağmen, 4 ay kadar bekletildikten sonra 4.10.1983'te yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözkonusu KHK
incelendiğinde, bu düzenlemenin yerinden yönetimle ilgili ciddî hiç bir tedbir getirmediği; sadece idarî kademeleri ve formaliteleri arttıracağı görülmüştür.
31 maddelik KHK'da, Erzurum, Diyarbakır, Adana, Kayseri, Konya, Ankara, İstanbul ve İzmir bölge valiliği hâline getirilmekte ve bölge valilerine 'olağanüstü hâl' yetkileri verilmektedir. 24. maddeye göre, olağanüstü hâl valilerinin ataması, MGK Genel Sekreterliği'nden görüş alınarak yapılabilmektedir.
Kısaca, bu düzenleme, eyalet sistemindeki gibi yerinden yönetim prensibine değil, tam aksine militarist denetimli merkeziyetçi bir yapılanma görüşüne uygun şekilde hazırlanmıştır.
Bu KHK'nın yanlışlığını ve mahzurlarını, rahmetli Özal'a, Mehmet Keçeciler ile beraber anlattık. KHK, hem getirdiği bazı hükümler bakımından Anayasaya aykırıydı; hem antidemokratik ve müdahaleci bir zihniyetle hazırlanmıştı; hem de Türkiye'nin üniter yapısı bakımından bir tehdit oluşturuyordu. Çünkü, merkeziyetçi bürokrasi değişmiyordu ama kurulan bölgeler yoluyla federatif bir sisteme kapı açılıyordu. Bu değerlendirmeler neticesinde, 11.7.1984 tarih ve 3036 sayılı Kanunla (Bölge Valiliği Hakkında 71 sayılı KHK'nın Reddine
Dair Kanun) sözkonusu KHK kaldırıldı.
***
Üniter yapıyı muhafaza ederek 'Başkanlık Sistemi'ne geçebilir, hatta eyaletler kurabilirsiniz. Lâkin, 'özerk yönetimler' teşkili ve 'federatif sistem'e gidilmesi, Türkiye'nin 'ülkesiyle ve devletiyle bölünmez bütünlüğü'nü (Anayasa, madde 3) tehlikeye sokacaktır. Buna da milletimiz asla izin vermez.