'Ey oğul! sabretmesini bil!'

23 Mart tarihli yazımda, Erdoğan'ın Başbakan olarak kalmasını istediğim hâlde, halkın çoğunluğu gibi benim de inadına şöyle bağırasım geliyor demiştim: 'Çık be aslanım, çık da görsünler...

23 Mart tarihli yazımda, Erdoğan'ın Başbakan olarak kalmasını istediğim hâlde, halkın çoğunluğu gibi benim de inadına şöyle bağırasım geliyor demiştim: 'Çık be aslanım, çık da görsünler, halkı sevgiyle kucaklayan gerçek Cumhurbaşkanı nasıl olurmuş!..'
Erdoğan da, Özal gibi halkın içinden çıkmış, milletin değerlerini kucaklayan, ağzı dualı, gözü yaşlı bir gönül adamı... TBMM Başkanı Arınç, Özal için artık sloganlaşmış 'demokrat-sivil-dindar' Cumhurbaşkanı sıfatını kullanınca, bu kavramlara bilinç altından sempatik bakmayanlar kıyameti kopardılar. Lakin rahmetli Özal, tam da böyle bir Cumhurbaşkanı idi. Bu sebepledir ki, kendisinden önce vefat eden bazı Cumhurbaşkanlarını hiç kimse hatırlamazken, Özal'ın vefatının 14. yıldönümünde Kocatepe'deki Mevlidine, aylardır hazırlanan mahut mitingden daha fazla kişi iştirak etti.
Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasına hiçbir hukukî engel yoktur. Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı olduğu takdirde, aynen Özal gibi milletin çok sevdiği bir Cumhurbaşkanı olacağına eminim. Böylece, millî irade bir defa daha tezahür etmiş olacak ve millete rağmen antidemokratik dayatmalarda bulunanların yüzlerine milletin şamarı inecektir.
* * *
Lâkin, sorumluluk taşıyan bir devlet ve siyaset adamı olarak Sayın Başbakan'ın mevcut siyasî ortamı ve şartları iyi değerlendireceğine inanıyorum. Bu konuda, geçmişteki emsalleri de gözönüne almak gerekir.
Merhum Özal'ı, Cumhurbaşkanlığı sevdasından vazgeçirmek için uğraşanlardan biriydim. O'na, Köşk'e çıktığı takdirde çok sıkılacağını ve yeni reform programlarını gerçekleştiremeyeceğini; ayrıca ANAP'ın da gerileyeceğini anlatmaya çalışmıştım. Ancak ikna edemeyince O'nu Cumhurbaşkanlığına seçmiştik (Tabiî, o zaman bu 367 saçmalığı yoktu). Neticede, dediklerim aynen gerçekleşti. Özal'lı 1987 seçimlerinde yüzde 36,3 oy oranındaki ANAP, 1991'de yüzde 24,0'e, 1995'te yüzde 19,7'ye ve 1999'da yüzde 13,2'ye geriledi. Özal ise, vefatından kısa bir müddet önce beni arayarak yeni bir siyasî hareketin işaretini verdi. Çankaya'da çok sıkılmıştı.
Demirel'li DYP , 1991'de yüzde 27,3 oranında oy almışken, Demirel 'in Cumhurbaşkanlığından sonra gerileyerek 1995'te yüzde 19,3'e ve 1999'da yüzde 12,1'e düştü. Her iki parti de son genel seçimlerde barajın altında kaldılar.
* * *
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı olursa, her ne kadar 2. adam durumundaki Gül'ün Başbakanlığındaki AK Parti'nin, ANAP ve DYP kadar etkilenmeyeceği söylenebilirse de, bunun AK Parti teşkilâtında ve tabanında bir karışıklığa yol açacağını bilmek gerekir. Genel seçimler öncesindeki bu lider değişikliği, tahmin edilenin üstünde bir sarsıntıya sebep olabilecektir.
Diğer taraftan, merhum Özal'ın Cumhurbaşkanı olma yaşından 10 yaş daha genç olan Erdoğan'ın, Çankaya'da kendisini mahpus gibi hissedip sıkılacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yoktur.
Lakin, bütün bunlardan çok daha önemlisi, siyasî rejim konusunda Erdoğan'ı bekleyen sıkıntılardır. Zorbaların dayatmaları karşısında boyun eğmek, bu aziz milletin naçizane bir ferdi olarak doğrusu benim de hiç hoşuma gitmiyor. Ancak, TSK'da darbe hazırlıklarının üzerinden henüz birkaç yıl geçmişken; bazı kademelerde kaynama hâlen devam ederken; adalet terazisini kendi peşin ideolojik hükümleri için eğip büken yargı mensupları ile daha şimdiden koltuk derdine düşen kara cübbeli militanlar köşede beklerken; Baykal, ellerini ovuşturarak 'CHP+Ordu = İktidar' hayalleri kurarken, Erdoğan'ın yangına körükle gitmesi mantıklı olmayacaktır.
* * *
Başbakan Erdoğan, o kendisine çok yakışan mahviyetkârlığıyla, hakkı olan Cumhurbaşkanlığı'ndan vazgeçmeli ve milletin takdir etmesiyle 5 yıl daha Başbakanlık yaparak Türkiye'yi fert başına GSMH'si 10 bin dolarlık bir ülke hâline getirmek için cansiperâne çalışmalarına devam etmelidir. Gelecek 5 yıllık dönemin sonunda, Anayasa'da değişiklik yapılarak Cumhurbaşkanı'nın beş yıllığına halk tarafından doğrudan seçilmesi sağlanabilir.
O takdirde, halk tarafından doğrudan seçilen Cumhurbaşkanı'nın yetkileri de -Başkanlık Sistemi'nde olduğu gibi- artar ve Erdoğan 58 yaşında daha fazla yetkilerle donatılmış bir Cumhurbaşkanı olabilir.
En iyisi, Şeyh Edebalı'ya kulak vermek:
'Ey oğul, (...) Suçlamak bize, katlanmak sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana.
Ey oğul! Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz...'