'Gül devri' ve yeni dönem

Rahmetli Özal, ilk frak giydiğinde yakışıp yakışmadığını sormuştu. Yakışmadığını söyleyince çok kızdı. </br>Ben de sarılıp yanaklarından öptüm.

Rahmetli Özal, ilk frak giydiğinde yakışıp yakışmadığını sormuştu. Yakışmadığını söyleyince çok kızdı.
Ben de sarılıp yanaklarından öptüm.
Bu samimî anlarda olduğu gibi hitap ederek "Ağabey ne kızıyorsun? Bu kıyafet uzun boylu ve bıyıksız İngilizler için tasarlanmış.
Sen en iyisi smokin giy" dedim.
Özal, kalender meşrep idi. Eşi Semra Hanım, onun kılık kıyafetine dikkat ederdi. Gün oldu protokolü hiçe saydı; içinden geldiği gibi hareket etti. Devletin başı olarak görevini bihakkın yerine getirdi. Lâkin özellikle cumhurun, halkın başkanı olmaya önem verdi. Türk halkı, bu güleryüzlü, tonton zâtı, sanki aile efradındanmış gibi benimseyip bağrına bastı.
Atatürk, bizim millî sembolümüz. Onu değerlendirme dışı bırakırsak, Özal en fazla sevilen Cumhurbaşkanı olmuştu. Ama artık onun bir rakibi var: Abdullah Gül de eminim ki cumhur tarafından çok sevilecektir...
* * *
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, yeminden sonra yaptığı teşekkür konuşmasında, Köşk'te ve Türkiye'de başlayan 'yeni dönem'e dair önemli mesajlar vardı.
Bir defa Gül, konuşmasına 'demokrasi' vurgusuyla başladı. Gerçekten de bir takım antidemokratik dayatmalar ve hazımsızlıklar olmadığı takdirde, bu seçimle Türk Demokrasisi'nin önü açılmış ve demokratik sistem rayına oturmaya başlamıştır.
İkinci olarak Gül, tarihî bir perspektiften Türk Milleti'ni ve Türkiye Cumhuriyeti'ni millî bir yorumla değerlendirdi. Bu, 11. Cumhurbaşkanı'nın tarih ve devlet şuurunun bir nişanesidir.
Üçüncü olarak, 'tarafsızlık' mesajı veren Gül, belli jakoben çevrelerce yıllardır istismar edilen 'laiklik' üzerinde de önemle durdu.
İlkokul çocukları gibi ezberden öteye geçemeyen dogmatik kişiler, Gül'ün laiklik konusundaki görüşleri karşısında homurdanmadan edemediler. Halbuki Gül'ün laiklik ilkesi konusundaki söyledikleri milletlerarası standartların yansımasıydı.
Dördüncü olarak Gül, temel hak ve hürriyetler üzerinde durdu. 'İnsan odaklı bir hizmet anlayışı' görüşü, zorba devlet anlayışının artık Cumhurbaşkanlığı katında iflas ettiğinin müjdesi gibiydi.
Son olarak Gül, Türkiye'nin dış politikası ve özellikle AB konusunda da ağırlıklı mesajlar verdi.
* * *
'Yeni Dönem'de Çankaya'nın kapısını halka açacağı, zorba devlet anlayışının değişeceği ve 11. Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'nin dış politikasına önemli katkılarda bulunacağı anlaşılıyor.
Yeni Cumhurbaşkanı'nın Millet ile Devlet'i barıştıracağına, Türkiye'yi layıkıyla temsil edeceğine ve yeni dönemde gerçekleştirilecek atılıma önemli katkılarda bulunacağına inanıyoruz.
Şakir Süter'in ardından...
Değerli bir eski dost, mesleğine âşık bir gazeteci, dürüstlük timsali Şakir Süter'in kaybından duyduğum derin üzüntüyü sizinle paylaşmak istiyorum.
O, daima Türkiye'nin menfaatlerini düşündü. Millî bakış açısını hiç değiştirmedi. Kendisini ideolojik fantezilere hiç kaptırmadı. Demokrasiyi savunmaktan hiç vazgeçmedi.
Bir dostu kaybetmenin teessürü içinde, O'na Allah'tan rahmet, çok sevdiği ailesine başsağlığı diliyorum.