Gül'ün yaptığı doğrudur

Gazetelerde gene estiriyorlar. Cumhurbaşkanı Gül, Suudî Arabistan Kralı Abdullah'ın ayağına gitmiş diye eleştiriliyor.

Gazetelerde gene estiriyorlar. Cumhurbaşkanı Gül, Suudî Arabistan Kralı Abdullah'ın ayağına gitmiş diye eleştiriliyor. Böylece, Cumhurbaşkanı, makamının ve temsil ettiği Türkiye Devleti'nin itibarına göre davranmadı denmek isteniyor.
Kimileri, Suudî Bayrağı'nın önünde poz verdiğini ve Bayrak'ta Kelime-i Tevhid (La ilahe illallah, Muhammeden resullullah) yazılı olduğunu kaydederek, Cumhurbaşkanı'na neredeyse 'dinci' imasında bulunuyor. Herhalde bizimkilerin laikçi hassasiyetleri yüzünden adamlar bayraklarını değiştirecek değiller. Üstelik Kelime-i Tevhid, Anadolu'daki her evin duvarına asılan İslâm'ın temel düsturu değil midir? Ayrıca, yayınlanan fotoğraflarda Suudî Bayrağı'nın yanında Türk Bayrağı'nın bulunduğunu görmüyorlar mı?..
Kimileri de Kral'a Devlet Şeref Madalyası verilmesini kınıyor ve bu jestin Suudî parası sebebiyle yapıldığını söylüyor. Bir defa, önce Kral Abdullah, Cumhurbaşkanı Gül'e Kraliyet Nişanı vermek isteyince Gül de ona Devlet Şeref Madalyası ile karşılıkta bulunuyor. Sonra, diyelim ki Kral'a yapılan bu jestlerde elindeki 1.5 trilyon doların ve 100 milyar dolarlık yatırım isteğinin rolü bulunsun. Bunu ne diye tuhaf karşılıyoruz? ABD Başkanı'nın, İngiltere Kraliçesi'nin, Fransa Cumhurbaşkanı'nın birkaç yüz milyon dolarlık yatırım ve ülkelerinin ekonomik menfaatleri için Suudîler'in ayağına nasıl gittiklerini hatırlamıyor muyuz?
Dostlar arasında yapılan jestleri Devletin itibarı hâline getirmeye çalışan monşerler, bir zamanlar Endonezya Cumhurbaşkanı Sukarno'nun Türkiye'yi ziyareti esnâsında, adamcağıza Lüks Nermin'den sermaye bularak nasıl bel soğukluğu kapmasına sebebiyet verdiklerini ve diplomatik skandal çıkardıklarını unutmasınlar.
Bütün bu tenkitlerin şuur altında, Arap fobisinin ve Suudîler'in dinle ilişkisinin yattığını biliyoruz. Açıkça itiraf edelim, sözkonusu olan Suudî Kral'ı yerine, meselâ İngiltere Kraliçesi ya da Rusya Devlet Başkanı olsaydı, aynı kıyamet kopartılır mıydı?!..
* * *
Aslında Suudîler'in birçok hatâları var. Ülkedeki Vehhabî rejiminin bizim inançlarımızla bağdaştığı söylenemez. Hele uygulanan siyasî sistemin laik Türkiye Cumhuriyeti ile hiçbir benzerliği yoktur.
Gerek İran gerekse Suudî Arabistan siyaset adamlarının, Türkiye'nin kurucu lideri ve millî kahramanı olan Atatürk'ü ziyaret etmemeleri bizi rencide ediyor. Ziyareti 10 Kasım'a tesadüf eden Kral'ın bu tavrını sempatik bulduğumuzu söyleyemeyiz. Lâkin, her ülkeyi kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirmemiz ve Türkiye'nin millî menfaatlerine göre hareket etmemiz lâzımdır.
Cumhurbaşkanı Gül, Suudî Arabistan Kralı Abdullah'ın ziyaretinde Türkiye'nin çıkarlarına uygun şekilde davranmış ve bunu yaparken de Devletin itibarına itina etmiştir. Şimdi Cumhurbaşkanı olarak Sezer ya da benzeri bir bürokrat bulunsaydı, bu sıcak ilişki ve neticesinde ortaya çıkacak faydalar sözkonusu dahi edilemezdi.
Üstelik, misafir Cumhurbaşkanı'nın dâvetine icabet etmek, protokole aykırı bir hareket değildir. 1985'te Başbakan Özal'ın ABD'yi resmi ziyareti sırasında, Özal'ın dâveti üzerine ABD Başkanı Reagen Türk Elçiliği'ndeki resepsiyona iştirak etmişti.
Bırakınız bunları da, Ocak 2001'de Osmanlı yâdigârı Ecyad Kalesi yıkılırken neredeydiniz? Bunun hesabını veriniz.