Güneydoğu'da Barzani yayılmacılığına dikkat

Türkiye'yi PKK üzerine kilitleyenlerin asıl hedefi, bir takım pazarlıklarla millî menfaatlerimizden geri adım attırmaya çalışmaktır.

Türkiye'yi PKK üzerine kilitleyenlerin asıl hedefi, bir takım pazarlıklarla millî menfaatlerimizden geri adım attırmaya çalışmaktır. Bizim Irak ile alâkamız sadece PKK'ya bağlanamayacağı gibi, Türkiye'nin bütünlüğü ve huzuru da PKK terörüyle mücadele çerçevesinde sınırlandırılamaz.
Nitekim, Türkiye'nin Orta Doğu ve Irak ilişkilerini PKK çerçevesine kilitlemeye çalışan ABD'nin, önümüzdeki dönemde peşmerge yönetimiyle 'diyalog' ve daha sonraki merhalede Kuzey Irak'ta kurulacak bağımsız devlete 'ağabeylik' etme karşılığında -daha önce nasıl Apo'yu teslim ettiyse- PKK pazarlığını hesapladığı anlaşılmaktadır.
Bu pazarlık, kısa vadeli popülist politikaya da ters gelmeyecektir. Bayrağa sarılı şehit tabutlarının gelmesi önlenince, seçime gittikçe daha fazla odaklanan sancısız politikacılar, bu kandırmacaya razı olabilirler.
***
Halbuki, bundan yirmi sene önceki siyasî tablo tamamen değişmiştir. Artık, birbiriyle çatışan Talabani ve Barzani peşmergeleri ile bunlarla anlaşamayan PKK'lı teröristler yoktur. 1991'deki Körfez Savaşı'ndan sonra 36. paralelin kuzeyinde, 'çekiç güç' desteğinde 'Kürt Bölgesi' oluşturulmuş; 2003'teki ABD işgalini müteakip de -bizim hatalarımız yüzünden- ABD tarafından 'Bölgesel Kürt Yönetimi' kurulmuştur.
Bugün, Talabani ve Barzani anlaşmış ve ABD sayesinde Irak'ta önemli mevkiler peşmergelere verilmiştir. Talabani ve Barzani güçleri, açıkça PKK'yı desteklemekte ve bu durum perde arkasında ABD tarafından da teşvik edilmektedir.
Daha önce, Güney Doğu'da Batman merkezli olarak teşkilatlanan Hizbullah
(PKK karşıtı olduğu için bazı devlet organlarınca da desteklendiği bilinmektedir), artık PKK ile anlaşmıştır.
Esasen PKK, başlangıçtan itibaren Güney Doğu halkına sempatik gelmemiş ve tabanda yer edinememiştir. PKK'nın ilk çıkışında Ermeni ASALA örgütü ile ilişkisi, marksist ve din aleyhtarı bir yapıda olması ve halka zulmetmesi, onun geniş halk kitlelerine nüfuzunu önlemiştir.
Buna karşılık, ABD'nin Irak'ı işgalinden bu yana, Amerikan destekli Barzani, Güney Doğu'daki Kürt asıllı vatandaşlarımız üzerinde geniş bir psikolojik harekât yürütmekte ve tesirli olmaktadır. PKK'nın 'dinsiz' imajının aksine, Barzani çok dindar ve Nakşibendî şeyhi olarak takdim edilmekte; gençlerimize iş ve üniversite imkânı sağlandığı propagandası yapılmakta; hatta açıktan para dağıtılmaktadır.
1 Mart 2003 sonrası dönemde, ırkçı bölücü unsurlar, bir yandan PKK terörünü kullanırken, diğer yandan da Barzanici propagandayı yaymaya başlamışlardır. Türkiye'de Barzani'nin siyasî partileri ve kendi ifadesiyle çok sayıda parlamenteri (güya 75 adet) vardır. Bazı gazetecileri de satın alarak kendisine bağlı bir lobi oluşturduğu söylenmektedir.
***
Diyarbakır'da PKK taraftarları birkaç yüz kişilik toplantılar yaparken, Hz. Peygamber'in doğumunu da kullanan 'Mustazaflar (Ezilmişler) Derneği' 150 bin kişi toplayabilmiştir (Dernek Başkanı, eski Hizbullahçı İshak Sağlam'dır). Bu örgüt Güney Doğu'da köylerimize adam göndererek dindar kisvesiyle propaganda yapmaktadır.
Diğer taraftan, Abdülmelik Fırat'ın Hakpar Partisi ve Şerafettin Elçi'nin kapatılan partisinden sonra yeni kurduğu partisi de Barzanici'dir. Dikkat çekici olan diğer bir nokta da, DTP'nin son kongresinde, Apo'nun posteri ile annesi ve kardeşinin bulunmayışı idi.
Bütün bunlardan, 'İslamcı' maskesi altında, İslama aykırı olarak ırkçılık ve bölücülük yapan Barzani yayılmacılığının gittikçe daha fazla oranda tehdit oluşturduğu görülmektedir.