Hrant Dink, Türk toplumu ve hoşgörü üzerine

Gazetelerin verdiği bilgiye göre, Hrant Dink'i yüzbin kişiyle son yolculuğuna uğurladık. Eşi Rakel'in gözyaşları içinde okuduğu 'Sevgiliye Mektup'unu içimiz parçalanarak dinledik.

Gazetelerin verdiği bilgiye göre, Hrant Dink'i yüzbin kişiyle son yolculuğuna uğurladık. Eşi Rakel'in gözyaşları içinde okuduğu 'Sevgiliye Mektup'unu içimiz parçalanarak dinledik. Patrik Mutafyan'ın Türkçe yaptığı duayı takdirle izledik.
Hepimiz çok üzgünüz. Bir vatandaş ne güzel söylemiş: '1 ölü, 70 milyon yaralı...'
Cenazesinde onu sahiplenmek isteyenler, 'Hepimiz Hrant Dink'iz', 'Hepimiz Ermeniyiz' pankartları taşıdılar. Aslında eminim ki, aksi istikamette bir cinayet işlenmiş olsaydı, Hrant Dink de 'Hepimiz Türküz' diye pankart taşırdı. Çünkü o, bu toprakları vatan kabul etmiş bir Türk vatandaşı ve sözleri yanlış anlaşılsa da bir 'Türk dostu' idi. Ermeni meselesi konusunda onunla farklı düşünüyorduk. Lakin o, asla diyasporanın Türkiye aleyhtarlığına iştirak etmedi ve uzlaştırıcı rol oynamaya çalıştı.
Bu cenaze törenine keşke siyasî liderler de katılsaydı. Katılmadılar. Çünkü Türk toplumunu yanlış değerlendirdiler. Bunun, aleyhlerinde siyasî istismar vasıtası yapılacağını zannettiler. Halbuki, bilakis böyle bir jest toplumun takdirini kazanırdı.
* * *
Başbakanlık Müsteşarlığım sırasında, Behice Boran, Fransa'da vefat etmiş ve vasiyetinde Türkiye'de defnedilmek istediğini söylemişti. Ailesi ve avukatları bana gelerek cenazenin Türkiye'ye getirilmesi konusunda yardım istediler. Hiç tereddüt etmeden gereğini yaptım ve hâlâ tesiri devam eden 12 Eylül bürokrasisinin tabuları kalktı. Daha sonra 1986'da ara seçimlerde milletvekili adayı olunca, seçim bölgem Gaziantep'te bazı rakip siyasî partiler bu tutumumu, 'Türk düşmanı komünistin cenazesini Türkiye'ye getirtti' diye istismar etmeye çalıştılar. Ancak halk bu söylenenlere aldırış etmedi; hatta bir çokları bu hareketimi takdirle karşıladılar.
* * *
Bugünlerde bazı köşe yazarları ve yorumcular, Hrant Dink cinayetinin üzüntüsüyle bir noktada hataya düşüyorlar. Bu da, Türk toplumunun hoşgörüsüz ve ırkçı olduğu iddialarıdır.
Bunu kabul etmemiz asla mümkün değildir.
Tam aksine, bugün modern dünyada, tarihinin hiç bir döneminde ırkçı olmamış tek toplum Türk toplumudur. Batı'nın bin yıllık geçmişi, ırk ve din ayrımı yüzünden işlenen cinayetlerle dolu karanlık bir tarihi aksettirirken; Osmanlı Türk toplumu, her türlü ırk ve dinden insanlara kucağını açmış bir 'hoşgörü ve huzur medeniyeti' olmuştur. Cumhuriyet döneminin de bundan pek farklı olduğu söylenemez.
Türkiye'deki Ermeni asıllı vatandaş sayısı 40 bin civarındadır. Bunun tamamının da cenazeye iştirak ettiği düşünülse bile, geri kalan onbinlerin Türk ve Müslüman oldukları halde törene katılmaları, bu sosyal dayanışma ve hoşgörünün açık bir delilidir.
Kürt ırkçısı teröristler tarafından katledilen şehitlerin cenazelerinde, acılı topluluklardan, bugüne kadar Kürt vatandaşlarımız aleyhinde atılan tek slogan duyulmuş mudur?
Üzüntümüzün tesiriyle olsa da milletimizin hakkını yemeyelim. Bu durumu kullanmaya çalışan Türkiye düşmanlarına koz vermeyelim.
Değerli dostum İsmail Cem'in vefatına çok üzüldüm. İsmail Cem, sadece Türkiye'nin yetiştirdiği önemli bir devlet adamı ve diplomat değil, aynı zamanda gerçek bir aydındı. Hatırası önünde eğiliyor, kendisine Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. Ruhu şâd olsun.