Hrant Dink'i kim öldürdü?

Sevgili okuyucular, bu pazar hepiniz gibi ben de çok üzgünüm. Bir taraftan, Türkiye ve Türk dostu, insan sevgisiyle dolu Ermeni asıllı bir Türk gazetecisinin alçakça katledilmesine;

Sevgili okuyucular, bu pazar hepiniz gibi ben de çok üzgünüm. Bir taraftan, Türkiye ve Türk dostu, insan sevgisiyle dolu Ermeni asıllı bir Türk gazetecisinin alçakça katledilmesine; diğer taraftan,
bu iğrenç cinayetin Türkiye ve Türkler aleyhinde kullanılacak olmasına üzülüyorum. Nitekim, daha aradan 24 saat bile geçmeden, 'dahilî ve haricî bedhahlarımız' aleyhimizdeki propagandayı azdırmaya başladılar.

Dost Hrant Dink
Evvelâ, şunu kaydedelim ki, Hrant Dink, Ermeni diyasporası gibi, Türkleri hiçbir şekilde soykırımla itham etmiyor ve onların aşırılıklarına karşı çıkıyordu. Bu yüzden de Ermeni diyasporası tarafından sevilmiyordu. Son olarak, Fransa'nın ayıplı kanununa karşı çıkmış ve aleyhinde gayret göstermişti. Esasen, bugün Türkiye'de yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşları içinde Türkiye'nin ve Türkler'in aleyhinde olan tek kişiyi gösteremezsiniz.
Hrant Dink, bir gönül adamı ve coşkulu bir insan hakları savunucusuydu. Malatyalı hemşehrimiz Hrant Dink'i, yakın dostu olan Cumali Ünaldı'dan dinledim. Son derece arkadaş canlısı olan Dink, Cumali'ye 'Türkiye'den toprak istiyorum ama gömülmek için...'
dermiş. Geçen sene MİAD (Malatyalı İş Adamları Derneği) panelinde yaptığı konuşmada Türkiye'deki siyasî Kürtçülere, 'Batılılar Ermenileri Osmanlı'ya karşı kışkırttılar; sonra arkalarından çekilerek iki tarafı da ezdiler. Aynı oyuna gelmeyin' diye seslenmişti.

Hrant Dink ve hatalar
Hrant Dink'in böylesine menfur bir suikasta kurban gitmesine, elbette Türk Devleti ve Hükûmeti'nin yetkilileri çok üzülmüştür. Buna hiç şüphe yoktur. Lâkin, bu cinayetin işlenmesinde ve Türkiye aleyhinde kullanılabilir hâle gelmesinde, yapılan bazı hataları gözardı edemeyiz.
Önce, yeni TCK'daki 301. madde, başlıbaşına bir hatadır. Kanun hazırlanırken âdeta yırtındık ama ne yazık ki kimselere dinletemedik.
Böyle bir madde düşünce hürriyetine aykırıdır. Daha sonra, iş polemiğe ve kısır politik hesaplara dönüşünce, 301. madde aynen muhafaza edildi.
Bunda, iktidar kadar muhalefetin de kusuru vardır.
Ya, bilirkişi raporuna rağmen, Hrant Dink'in Ermeni diyasporası aleyhine, Türkiye lehine yazdığı bir yazıyı yanlış değerlendirerek hukukî hata yapan ve onu mahkûm eden Mahkeme'ye ve Yargıtay'a ne demeli?
Bizim de defalarca başımıza geldi de iyi biliyoruz. Koskoca makaleyi bir tarafa bırakıp da içinden tek bir cümle çekerek, onu da yanlış anlayıp ceza verenler, bugünkü tablo karşısında kendilerini haklı görebilirler mi? Şunu biliniz ki, bu acı olayı istismar edenler, kendilerine
bu hatalı kararları gerekçe olarak alacaklardır.
Nihayet, Dink'in istememesine rağmen, bu suikastı önceden hesaplayamayıp güvenlik koruması yapmayanlar da hata etmişlerdir.

Komplo teorileri ve gerçekler
Gelelim Hrant Dink'i kimin öldürdüğüne ya da öldürttüğüne...
1. Milliyetçiler: Medyanın büyük kısmı, olayın failini kolayca yakaladı: Dink'i milliyetçiler veya milliyetçi ithamların tesirinde kalan bir 'milliyetçi' serderge öldürmüştür, diyorlar. Bunu yazanların gazetelerinde, bir yandan da 'Hedef Türkiye' benzeri manşetler atılıyor. En basit dedektif romanlarında dahi, cinayetin kimin yararına olduğu ortaya konulur. Türkiye'nin aleyhine olduğunda birleştiğimiz cinayeti, bir milliyetçinin, bir vatanseverin işlemesi mümkün müdür?...
En ahmak bir milliyetçi bile bunu düşünemez mi?
Farzedelim ki, fanatik bir genç terörist bu suikastı münferiden işlemiş olsun. Bu takdirde, bütün milliyetçileri bundan sorumlu tutabilir misiniz?
Üstelik, bu cinayetin tam da Türkiye'nin Irak çıkışının ortasında, Ermeni diyasporasının özellikle ABD'deki yeni baskılarının arefesinde yapılmış olması manidar değil midir?
Şu gerçeği artık kabul etmeliyiz: Bu suikast, hedef kişisi, yeri ve zamanı iyi seçilmiş, Türkiye aleyhinde gerçekleştirilmiş bir komplodur.
2. Derin devlet: Bazı akıldâneler de bu cinayeti hemen 'derin devlet'e bağlayıverdiler. Efendim, 'ulusalcı derin devletçiler', Türkiye'yi AB'den koparmak ve içeriye kapayarak antidemokratik bir rejim kurmak için bu suikastı yaptırmışlarmış... Güvenlik ve istihbarat örgütlerinin, silâhlı kuvvetlerin başka işi gücü yokmuş da Hrant Dink'i öldürteceklermiş. Ben asıl, sokaklarda 'Katil Devlet!' diye bağıranları kimlerin yönlendirdiğini merak ediyorum.
Ordu, Irak sınırına yığınak yapıp beklerken hangi 'derin devletçi' böyle bir provokasyonu düzenler? Bu, olsa olsa başka devletlerin 'derin' operasyonu olabilir.
3. PKK ve Kürtçü odaklar: Şimdi gelelim asıl suçlulara yaklaşmaya... Türkiye, son haftada PKK'ya ve Irak'taki peşmerge emrivakilerine karşı ilk defa sert ve kararlı bir ses yükseltmiştir. TBMM'de bu konuda görüşmeler
yapılmış; iktidarla muhalefet 'sınır ötesi operasyon'da ve Kerkük'e seyirci kalınmayacağı hususunda birleşmiştir.
Bu ortamda Hrant Dink'in katli, Türkiye gündemini bütünüyle değiştirmiş ve
dış dünyada Türkiye aleyhine bir hava oluşturmuştur.
Türkiye aleyhine saldırıların yoğunlaştığı bir zamanda, sınır ötesi operasyon ve Kerkük'e müdahale zorlaşmış olmaktadır. Bu da hiç şüphesiz PKK'nın işine yarayacaktır.
4. Ermeni Diyasporası: Hrant Dink'in uzlaştırıcı tutumundan şikâyetçi olan Ermeni diyasporasının, bir yandan böyle bir engeli ortadan kaldırması, diğer yandan da önümüzdeki aylarda ABD'de planladıkları Türkiye aleyhindeki kampanya için bunu kullanmak istemesi gözden uzak tutulmaması gereken bir ihtimaldir. Geçmişte, diyasporanın aşırı unsurlarının, elleri titremeden çok sayıda diplomatımızı şehit ettikleri düşünülecek olursa, Taşnak zihniyetinin böyle bir cinayeti işlemeye yatkın olduğu da bilinen bir gerçektir.
5. Yabancı istihbarat servisleri: Bu şekilde 'dâhiyane' bir suikastın Türkiye'yi karıştıracağını çok iyi değerlendirilebilecek yabancı istihbarat servisleri, özellikle Türk ordusunun operasyonlarına mani olmak ve ABD parlamentosunda sözde Ermeni soykırımı iftiralarını kabul ettirmek için bu oyuna başvurmuş olabilirler.
***
Nasıl gerçekleştirilmiş olursa olsun, bu suikastın Türkiye aleyhinde olduğu muhakkaktır. Türk güvenlik ve istihbarat güçlerinin bu müessif olayın faillerini en kısa zamanda yakalaması elzemdir.
Hrant Dink vurulmuş yatarken, altı delik ayakkabısıyla, 7 yaşından sonra yetimhanede geçen çocukluk ve gençliğiyle, ateşli ve samimî hâlleriyle
onu andım. İçim tâ derinden sızladı. Ona Tanrı'dan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.