Irak Türkleri ve gerçekler

Sevgili okuyucular, bugün (dün) öğleden sonra Irak Türkleri konusundaki Pazar sohbetini yazarken, Kerkük'ten bir Türk iş adamı telefonla aradı; Kerkük'te bir 'Türkmen katliamı'nın başladığını;

Sevgili okuyucular, bugün (dün) öğleden sonra Irak Türkleri konusundaki Pazar sohbetini yazarken, Kerkük'ten bir Türk iş adamı telefonla aradı; Kerkük'te bir 'Türkmen katliamı'nın başladığını; Türk iş adamlarının iş yerlerinin bombalandığını ve kendisinin 4 personelinin de peşmergeler tarafından öldürüldüğünü söyledi.
Bu, açıkça Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na karşı cevap ve meydan okumadır. Bakalım bu gelişmeler üzerine Erdoğan ve Gül, her zaman olduğu gibi beyanat verip 'kırmızı çizgiler' ilan etmekle mi yetinecekler; yoksa
devlet olmanın gereğini yerine getirebilecekler mi?...
'Türkmen' deyimi, sanki 'Türk'ten farklıymış gibi, bazı aydın geçinenlerin fesatlığıyla zihinler bulandırılmaya çalışılıyor. Halbuki, 'Irak Türkmenleri' ile 'Anadolu Türkleri'nin birbirinden hiç farkı yoktur. 'Türkmen', 11. asırdan itibaren Müslüman Oğuz Türkleri'ne verilen isimdir. Ancak, sanki ayrı bir etnik grup şeklinde anlaşılmaması için 'Irak Türkmeni' yerine 'Irak Türkü' denilmesi daha uygun olacaktır.
Müslüman Türkler, ilk olarak 674 yılında Buhara'dan Basra'ya gelerek yerleşmişler; daha sonra Bağdat'ın güneyindeki Bedre'de iskân edilmişlerdir. Halife Cafer Mansur, Harun Reşid ve özellikle Mu'tasım zamanında, ordu tamamen Türk askerlerinden meydana gelmiş; tarihî Samarra şehri, Türk askerlerinin kalması için kurulmuş; hattâ Halife Mu'tasım devrinde başkent Bağdat'tan Samarra'ya nakledilmiştir. 945 yılında Türkmen başbuğu Sebutekin'in Bağdat'ı alışından sonra, 1921'e kadar uzanan ve bin yıldan fazla süren uzun bir tarih devresinde -Moğol işgali dışında- Irak coğrafyası Türkler tarafından idare edilmiş; nüfusun büyük çoğunluğunu Türkler teşkil etmiş; hele 'Musul-Kerkük-Erbil Bölgesi' daima
katışıksız bir Türk yurdu olmuştur.
Irak'taki bin yıllık Türk varlığı ve hâkimiyeti inkâr edilemez bir gerçektir. Bu dönemde, 'Büyük Selçuklu İmparatorluğu' (1055), 'Irak Selçukluları', 'Musul Atabeyleri', 'Erbil Atabeyleri', 'Kerkük Türkmen Beyliği', 'Karakoyunlu Devleti', 'Akkoyunlu Devleti', 'Safevî
Türk Devleti' ve 'Osmanlı İmparatorluğu' (1534-1921) asırlar boyunca hâkim olmuşlardır.
Osmanlı'nın 'Musul Vilâyeti'nin, Musul'un, Erbil'in ve Kerkük'ün Kürt olduğunu iddia edenlere bir sualim var: Bana bin yıllık dönemde yapılmış tek bir Kürt eseri gösterebilir misiniz?...
Büyük bir kültür ve medeniyet mirasının sahipleri olan Irak Türkleri, Osmanlı'dan sonra, İngiliz Mandası, Irak Kraliyet Devleti, Irak Cumhuriyeti (BAAS çılar ve özellikle Saddam'ın diktatörlüğü) döneminde, 85 yıldır ezilmiş ve asimile edilmeye çalışılmışlardır. Irak Türkleri'nin yakın tarihi, BAAS'lı zorbaların peşmergelerle işbirliği içinde yaptıkları kanlı katliamlarla doludur.
Irak'ta bugüne kadar yapılan nüfus sayımlarında, özellikle Saddam döneminde, Türkmenlerin kendilerini Arap ya da Kürt yazdırmaları için akıl
almaz baskılar uygulanmıştır.
Lozan Konferansı esnasında alınan bir karar gereği, Musul'un ekonomik ve etnik yapısını incelemek üzere kurulan Karma Komisyon'un raporuna göre; Hıristiyanlar 7.000-8.000, Yahudiler 1.000, Araplar 25.000, Kürtler 15.000-16.000, Türkler 15.000-16.000 olarak gösterilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin son istatistiklerine göre Musul Vilâyeti'nin (Musul, Kerkük, ve Süleymaniye Sancakları toplamı) yerleşik nüfus dağılımı şöyleydi: 140.960 Türk (% 54,8), 43.210 Arap (% 16,8), 23.830 Kürt (% 9,3), 18.000 Yezidî (% 7,0) ve 31.000 Gayrımüslim (% 12,1).
İngiliz Inquiry Dergisi'nin Şubat 1987 sayısında, Irak'ta en az 1.500.000 Türk'ün yaşadığı belirtilmiştir.
1957'de yapılan nüfus sayımında Irak'ın nüfusu 6.300.000 ve Türk nüfusu -özellikle düşük gösterilip- 500.000 (% 8) olarak açıklanmıştır (Irak Planlama Başkanlığı Sayımları İdaresi Raporu). Irak Planlama Başkanlığı'na göre 1965'te Türk nüfusu 780.000 olarak hesaplanmıştır (% 12).
Irak Devleti İstatistik Merkezi'nin 1921, 1926, 1947, 1957 ve 1965 yılları için yaptığı tahminler sonucunda 1968'de Irak nüfusu 18.100.000 olarak bulunmuştur. Bu resmî istatistiklere göre Irak'ın etnik yapısı şöyledir: Araplar 11.444.000 (% 63), Kürtler 3.240.000 (% 18) Türkler 2.880.000 (% 16) ve Hıristiyanlar vd. 546.000 (% 3).
Irak Planlama Başkanlığı'nın 2003'teki nüfus tahmini 25 milyon civarında olduğuna göre, hâlen Irak'taki Türk nüfusunun 4 milyondan aşağı olmaması gerekir.
Özellikle Irak Krizi'nin devam ettiği son yıllarda, Irak Türkleri'nin nüfusunu az gösterme konusunda, Talabani ile Barzani'nin peşmergeleri, Amerikan işgal yönetimi ve Türkiye'deki uzantıları, âdeta birbirleriyle yarış içinde olmuşlardır. Gene de Irak'taki Türk nüfusu, en kötü niyetli tahminci tarafından dahi 1,5 milyonun altında telaffuz edilememiştir. Türk nüfusunun az gösterilmeye çalışılmasının sebebi açıktır: Türkleri, Irak'taki diğer küçük azınlık topluluklarından biri halinde göstererek
Irak yönetiminde söz sahibi kılmamak. Ne yazık ki, Irak Türkleri de Şiî-Sünnî ayırımı ve aralarına sokulan nifaklar yüzünden birliklerini muhafaza edememişler ve bu oyunlara imkân vermişlerdir.
Kerkük'teki Türk varlığı, Türk hâkimiyeti ve Türk nüfusu, bilimsel şekilde inkârı mümkün olmayan gerçeklerdir. Bu konuda Kürtçülerin aykırı görüşlerine dayanak yaptıkları tek kaynak, önemsiz bir derlemeden ibaret olan 'Kamûs'ul A'lâm'dır. Buna mukabil, asırlar boyunca yazılan eserlerde ve yapılan son araştırmalarda, Kerkük'ün bir Türk şehri olduğu açıkça görülmektedir.
Bunlardan sadece birkaç tanesini sayarak geçelim: J.H. Kramers'in İslâm Ansiklopedisi'ndeki 'Kerkük' maddesi, 'Musul-Kerkük ile ilgili Arşiv Belgeleri' (1525-1919) (İsmet Binark'ın araştırma projesi), Doç. Dr. Nilüfer Bayatlı'nın 'XV. yüzyılda Musul Eyâleti', Doç. Dr. Sinan Marufoğlu'nun çalışmaları ve diğerleri...
10 Nisan 2003 tarihinde Kerkük'ün Amerikan askerleri desteğindeki gözü dönmüş peşmergeler tarafından işgalinden önce, Kerkük nüfusunun % 60'ı Türk , % 25'i Arap ve % 15'i Kürt idi. Ancak, bütün dünyanın ve Türkiye'nin gözleri önünde, peşmergeler yüzbinlerce kişiyi -üstelik bunların daha önce Saddam tarafından sürülen Kürtler olduğu yalanıyla- Kerkük'e taşıyarak şehrin demografik yapısını değiştirmeye çalıştılar. Türkleri ve Arapları çeşitli zulümlerle yıldırarak Kerkük'ten sürmeye başladılar.
Sorarım size, mâdemki Kerkük'te Kürt nüfusu çoğunluktaydı da, işgalden sonra peşmergelerin ilk işi neden nüfus ve tapu kayıtlarını yok etmek oldu?..
Şimdi de referandumdan önce, Kerkük'ü, Musul'u ve Telafer'i terketmeyen Türkler üzerinde katliamlara başladılar. Devletiyle, Meclisiyle, Hükûmetiyle, Ordusuyla bütün ilgililere sesleniyorum: Bu defa da seyirci kalmaya devam ederseniz, Türk Milleti ve Türk Tarihi'nin alınlarınıza süreceği kara lekeyi asla temizleyemezsiniz.