İşte, ABD Ermeni Soykırım Taslağı'ndaki yalanlar

Sevgili okuyucular, son günlerde açıkladığımız belgeler çok ses getirdi. Bu Pazar sohbetinde de sizlere, yıllardır ABD Kongresi'nden geçecek diye endişe edilen Ermeni Soykırım Taslağı'ndan söz etmek istiyorum.

Sevgili okuyucular, son günlerde açıkladığımız belgeler çok ses getirdi. Bu Pazar sohbetinde de sizlere, yıllardır ABD Kongresi'nden geçecek diye endişe edilen Ermeni Soykırım Taslağı'ndan söz etmek istiyorum.
Bildiğiniz gibi, sözde Ermeni Soykırım Tasarısı'nın, Demokrat Kongre Başkanı Nancy Pelosi'nin seçim kampanyasındaki vaadleri istikametinde, bu defa ABD Kongresi'nden geçeceği söyleniyor.

Umurumuzda değil
Aslında, bu gerçek dışı iddialarla dolu gülünç tasarının ABD Kongresi'nden geçmesi umurumuzda bile değildir. Binlerce yıllık tarihe ve medeniyete sahip Türk Milleti, iki asır önce koskoca Amerika kıtasında
bir ırkın soyunu kurutan, yamalı bohçaya benzeyen, dünün 'cowboy'larından insanlık dersi alacak değildir.
Bize kalırsa, bu uydurma tasarının ABD Kongresi'nde kabulü, bazı bakımlardan hayırlı olacaktır. Şöyle ki:
1. ABD yönetimi, son yirmi yıllık dönemde bu tasarıyı Türkiye için şantaj olarak kullanmış ve tasarının Kongre'den geçmemesi karşılığında taviz koparmaya çalışmıştır. Nitekim, 1. Körfez Krizi esnasında, Türkiye üzerindeki bu baskı, ABD lehine tesir icra etmiştir. Aynı şekilde, Yahudi Lobisi de bu istikâmette etki yaparak tavizler koparabilmiştir.
2. Zaten, benzeri karar tasarıları ABD'deki eyalet parlamentolarında kabul edilmiştir. ANCA'nın resmî sitesine göre, şu anda 42 eyalette Ermeni soykırımı kabul edilmiş durumdadır.
3. Tasarının yaptırım gücü yoktur. ABD Kongresi'nde de kabul edilmesi, ABD'nin 'ırkçı' tutumunu göstermekten öteye bir değer taşımaz.
4. Bizce, bu tasarının kabul edilmesi, Türkiye'nin lehine dahi kullanılabilir. Çünkü, böylece ABD'nin 'Ermeni kozu' bitmiş olacak; ABD yönetimi, Türkiye'ye karşı mahcup duruma düşecek; Ermenistan kapısını açmamız yolundaki ısrarları etkisiz hâle gelecek; en önemlisi de, Türkiye'nin Irak'taki menfaatlerini koruma açısından manevra kabiliyeti artacaktır.

Amerikan arşiv belgelerine göre taslaktaki yalanlar
Değerli dostum Prof.
Dr. Kemal Çiçek, Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası'nda görevlidir. 2004 yılında aylarca çalışarak 'Amerikan Millî Arşivleri' (NARA) ile 'Kongre Kütüphanesi Arşivi'ndeki belgeleri tek tek inceledi.
Prof. Çiçek, Ermeni Tasarısı'ndaki iddiaları, Amerikan arşiv belgeleri ışığında çürüten ayrıntılı bir rapor hazırladı. Aşağıda, bu rapordan özetleyerek Tasarıdaki iddiaların ne kadar saçma ve uydurma olduğunu belgeliyoruz:
1. Tasarının birinci maddesinde, 1915-1923 yılları arasında 2 milyon Ermeni'nin sürgüne gönderildiği ve 1,5 milyon Ermeni'nin öldürüldüğü ileri sürülmektedir. Önce, Tasarıda 1915'teki tehcir olayının, kasıtlı olarak
1923'e kadar uzatıldığı ve T.C. Devleti'ni de özellikle kapsamaya çalıştığı görülmektedir. Bugüne kadar hiçbir resmî istatistikî kayıtta ve kasıtlı olarak uydurulan en yüksek rakamlarda dahi, Türkiye'deki Ermeni nüfusu 2 milyon olarak gösterilmemiştir. Harput Amerikan Konsolosu ve Türk aleyhtarı Leslie Davis'in raporunda aynen 'Ne kadar Ermeni'nin öldüğünü söylemek imkânsızdır fakat sayının 1 milyondan az olmadığı söylenebilir' denilmektedir (NARA 867.4016/269). Kaldı ki, Ermenilerin teorisyeni Dadrian bile pek çok yayınında kayıpları 1,1 milyon olarak göstermekte
ve hayatta kalan 1 milyon Ermeni'den bahsetmektedir. 1919 Paris görüşmelerinde Bogos Nubar Paşa yaklaşık 600-700 bin Ermeni'nin tehcir edildiğini belirtmiştir.
Ayrıca, Patrikhane, savaş sonunda Anadolu'daki toplam Ermeni sayısını 644 bin olarak vermiştir. BM ise, 1922'deki Türkiye, Ermeni sayısını 817.873 olarak açıklamıştır. Üstelik aynı belgeye göre Türkiye'de kalan 281 bin Ermeni bu rakama dahil değildir (NARA 867.4016/816).

İşgalcilerin komik mahkemeleri
2. Tasarının 2. maddesinde, 24 Mayıs 1915 tarihindeki Müttefik deklarasyonuna yer verilerek, güya Osmanlı Devleti'nin sürgünden önce uyarılmasına rağmen etnik temizlik yaptığı iddia edilmektedir. O tarihte Osmanlı'yı parçalamak için gizli anlaşmalar yapan zamanın emperyalist devletlerinin bu iddiaları, Ermeni tedhiş komitelerinin görüşlerine dayanıyordu. Deklarasyonun yayınlandığı dönemde, 20-24 Mayıs tarihleri arasında, Ruslar, Van'ı işgal etmişler ve Ermeniler, Türk ve Kürt 35 bin Müslümanı ihtiyar, kadın, çocuk demeden kesmişlerdi. Deklarasyonu yayınlayan Rusya, o tarihlerde ülkesindeki Yahudilere karşı katliam yapıyordu; İngiltere ise, Alman kökenli isyancı vatandaşlarını sınır dışı etmekte ya da toplama kamplarına göndermekteydi.
3. Osmanlı Devleti, verdiği cevapta, 'Osmanlı topraklarında Ermenilere karşı katliam yapıldığı kesinlikle yalandır' demişti. Ayrıca, bu iftiraların kaynağının, Romanya ve Bulgaristan'da bulunan İngiltere ve Rusya konsolosları olduğu belirtilmişti. Gerçekten de Taşnaksutyun siyasî propaganda büroları bu iki ülke başkentindeydi ve uydurma Mavi Kitap'taki pek çok katliam haberi de bu bürolardan çıkmıştır.
4. Tasarının 4. maddesi, savaş sonrasında Osmanlı'nın, suçu mahkemelerinde kabul ettiğini ve soykırım sanıklarını mahkûm ettiğini ileri sürmektedir. Ünlü Amerikan tarihçisi Prof. Dr. Justin McCarthy , bu komik mahkemeleri 'kanguru mahkemeleri' olarak nitelendirmekte ve işgalci müttefiklerin kukla yönetimince kurulduğunu hatırlatmaktadır. İngiliz Yüksek Komiseri S.A.G. Caltorph, Londra'ya yazdığı bir raporda, yargılamaların maskaralığa dönüştüğünü belirtmiştir (FO 371/4174/118377). 4 Nisan 1919 tarihinde ABD Yüksek Komiseri Lewis Heck, 'Yaygın bir şekilde, (yargılamaların) çoğunun kişisel intikam saikiyle veya itilaf devletleri yetkililerinin ve özellikle İngilizlerin kışkırtmasıyla yapılmakta olduğuna inandığını' rapor etmiştir (NARA 867.00/868; M 353, roll 7, fr. 448). Kaldı ki, haksız yargılamalarla bu kararların alınmasına yardımcı olan İngiltere , 144 İttihatçı ileri gelen tutukluyu benzeri suçlamalarla Malta'ya götürmüş; ancak haklarında delil bulamadığı için mahkemeye çıkaramamıştır.

Kendi arşivlerinizden utanın!
Çiçek'in, Tasarı'daki 30 madde altında toplanmış iddiaların, baştan aşağı yanlış ve mesnetsiz iftiralardan oluştuğu hakkındaki raporunun tamamını bu sütunlara sığdırmak mümkün değil.
Lâkin, 'süper güç' olarak cakasından yanına yaklaşılmayan ABD'nin, burnunun dibindeki kendi arşivlerine bakmadan, bu iftiralarla dolu sözde
Ermeni Soykırımı Tasarısı'nı Kongre'den geçirmeye kalkması cidden utanç vericidir.
Bizim 'ashab-ı kehf'e, Prof. Çiçek'in Tasarı hakkındaki raporunu, ABD Yönetimi'ne ve Kongresi'ne göndermesini tavsiye ediyorum.