İşte tarafsız Cumhurbaşkanı! İşte tarafsız Yargı!

Sevgili okuyucular, bir yanda yüreğimizi dağlayan şehit cenazeleri, bir yanda yaklaşan genel seçimler... Bu güzelim yaz gününde hiç mi hiç rahat değiliz.

Sevgili okuyucular, bir yanda yüreğimizi dağlayan şehit cenazeleri, bir yanda yaklaşan genel seçimler... Bu güzelim yaz gününde hiç mi hiç rahat değiliz.

Hudson Enstitüsü'ndeki meş'um toplantı
ABD'nin Hudson Enstitüsü'nde yapılan karanlık bir toplantıda, Türkiye üzerine senaryolar tartışılıyor. Güya Tülay Tuğcu'ya suikast yapılacakmış; PKK, Beyoğlu'nda 50 kişiyi öldürecekmiş ve TSK da Irak'a girecekmiş...
Baştan aşağıya saçma sapan bir senaryo bu. Bunlar vukubulsa dahi hiç Başbakanımız içerdeki 5000 (pardon 1500 diyecektim) teröristi bırakıp da dışardaki 500 (ya da 3500) teröristle uğraşır mı? Bunun için TSK Irak'a girer mi?
Talabani 'nin oğlunun da bulunduğu toplantıya bir Türk gazeteci başkanlık ediyor; CIA yöneticileri ve iki de tuğgeneralimiz katılıyor, iyi mi? Paşalarımıza sorsanız 'Du bakali n'olcak?' diye cevap verirler herhalde...
Oldum olası komplo teorilerinden hoşlanmam ama insanın aklına Türkiye'deki faili meçhul cinayetlerle buna benzer toplu katliamlarda ABD'nin parmağı bulunduğu geliyor.

İşte tarafsız Cumhurbaşkanı!
Anayasa'nın 101. maddesinde Cumhurbaşkanı'nın tarafsızlığı düzenlenmiştir. 103. maddedeki 'andiçmesi' hükmüne göre Cumhurbaşkanı andiçerken '... üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle
çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim' der. Gene Anayasa'nın 104. maddesinde ana görev olarak, Cumhurbaşkanı'nın birliği temsil ettiği ve Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözeteceği hükme bağlanmıştır.
Sevgili okuyucular, elinizi vicdanınıza koyunuz da cevap veriniz. Allah aşkına A. N. Sezer tarafsız bir Cumhurbaşkanı mıdır? Kendisini 'CHP'nin Çankaya İlçe Başkanı' olarak nitelendirmek haksızlık mıdır? Ne yazık ki Sezer, bütün Cumhurbaşkanlığı süresinde olduğu gibi, şimdiki hukuksuz şâgil durumunda da millete sırtını dönmüş, Devlet organlarının çalışmasını
tıkamakla uğraşmaktadır.
Kâhin veya müneccim değilim. Lâkin önceki bir yazımda, "Bir tarafta, Anayasa'nın 102. ve 106. maddeleri açıkça ortadayken, 16 Mayıs'tan itibaren Cumhurbaşkanlığı makamını işgal ve sıfatını gasp eden A. N. Sezer'in TBMM çoğunluğuna karşı taraflı ve hasmane tutumu; diğer tarafta, Sezer'in ve CHP'nin müracaatları karşısında 9-2 karar almaya hazır Anayasa Mahkemesi varken, bu Anayasa değişikliklerinin kısa zamanda gerçekleştirilmesi mümkün görülmemiştir" demiştim.
Bugüne kadar bu konuda ne tahmin etmişsem aynen çıktı. Olayları, daha önce gördüğümüz filmlerin heyecansızlığıyla seyrediyorum. Zira, Sezer'in tümüyle taraflı tutumunu çok iyi biliyorum. Önce, 15 gün bekleyip değişiklik kanununu veto etti. Sonra, gene 15 gün bekleyip hem referanduma götürdü, hem de şekil yönünden AYM'ye başvurdu. Tabiî bu arada CHP de aynı şekilde dava açmaktan geri kalmadı.
İşte size 'tarafsız' Cumhurbaşkanı!...
Ayrıca, Sezer'in makamını işgal durumunu da 6 ay uzattığını, bilmem anlatmaya lüzum var mı?

İşte tarafsız Yargı!
Mesele bununla da bitmiyor. Haydi diyelim ki Cumhurbaşkanı bir partili gibi davranabiliyor.
Ya yargıya ne demeli?..
Türkiye'de asıl korkunç olan, 'tuzun kokması', yani sığınılacak yegane merci olan yargının tarafsızlığını kaybetmesidir.
Düşününüz bir kere, 367 konusunda AYM'nin kararından önce gazeteler, sonucu tahmin için hukukî tahliller yapma yerine, futbol skoru ilan eder gibi, Sezer'in atadığı üye sayısına göre kararın 9-2 CHP lehine olacağını ilan ediverdiler ve sonuç da aynen böyle çıktı. Şimdi biz, kalkıp da bu kararın peşin hükümlü ve siyasî olduğunu söylersek hata mı etmiş oluruz?
Bu arada, 27 Nisan Muhtırası'nı ve Baykal'ın AYM'yi tehdidini de unutmayalım.
CHP+Sezer, bu defa şeklî bakımdan AYM'ye gittiler.
En ufak bir şüpheniz olmasın ki, gelecek hafta AYM'den gene
9-2 skorla Anayasa değişikliği kararı çıkacaktır.
İşte size 'tarafsız' yargı!...

Rejim buhranı çıkaranlar
Efendim, mesele bu kadar da değil. 22 Temmuz Genel Seçimleri'nden sonra sistemin kilitleneceği ve rejim buhranı çıkacağı anlaşılıyor.
22 Temmuz sonrasında, yeni milletvekilleri seçilmiş ve yeni Meclis toplanmış olacak.
Fakat heyhat!... AK Parti 367 milletvekili çıkarmadığı takdirde, bırakınız Cumhurbaşkanı seçmeyi, Meclis başkanını bile seçemeyecek. Haydi Başkanı
seçti diyelim; bu defa da Cumhurbaşkanı seçilemeyecek ya da milletvekili fazla olan parti taviz vermek zorunda kalacak. Arkasından, gelsin yeni seçimler...
Diğer taraftan, Cumhurbaşkanı seçilse bile, üç ay sonra yapılacak referanduma göre, yeniden halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilmesi gündeme gelecek.
Türkiye'yi durup dururken bu krize sürükleyenler kimler derseniz, işte cevabım:
1. Baykal ve demokrasi düşmanı CHP zihniyeti.
2. CHP'ye destek veren DYP (DP) ve ANAP.
3. Muhtıracı zorbalar.
4. Tarafsızlığını kaybetmiş AYM.
5. Cumhura muhalif fuzulî şâgil Cumhurbaşkanı Sezer.
Bu arada, AK Parti yönetiminin basiretsiz, ferasetsiz ve beceriksiz politikasını da unutmayalım.
Yalan mı?!..