Kim Cumhurbaşkanı olmalı?

Türkiye'deki dengeleri ve siyasî hesapları uzun uzadıya tartışmaya lüzum yok. Bütün faktörlerin ve tesirlerin dışında kalarak bana, 'Türkiye'de en çok kim Cumhurbaşkanlığına lâyıktır?'

Türkiye'deki dengeleri ve siyasî hesapları uzun uzadıya tartışmaya lüzum yok. Bütün faktörlerin ve tesirlerin dışında kalarak bana, 'Türkiye'de en çok kim Cumhurbaşkanlığına lâyıktır?' diye sorsanız, hiç tereddüt etmeden, 'TBMM içinden Vecdi Gönül, TBMM dışından Prof. Dr. Sami Selçuk' diye cevap veririm.
Bu açık tesbitim bazı dostlarımı üzmesin. Allah sayısını azaltmasın,
Meclis içinden ve dışından birçok değerli ve bu makama lâyık dostlarım var. Bu tesbitte, eşlerinin başörtüsü gibi ilkel bir değerlendirme de dikkate alınmamıştır. Sadece, bu kişilerin Cumhurbaşkanlığı makamı için iyi yetişmiş, entelektüel, devleti ve hukuku bilen, güvenilir, vatansever, demokrat ve tarafsız olabilecek özellikleri değerlendirilmiştir.
***
Aslında, Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da Cumhurbaşkanı seçilmesi için hiçbir engel yoktur. Erdoğan'ın bu makama lâyık olduğuna ve bu görevi en iyi şekilde ifa edeceğine samimiyetle inanıyorum. Bu makama geldiği takdirde, sadece devletin değil cumhurun da başkanı olacağını ve halkla -aynen Özal gibi- kaynaşacağını adım gibi biliyorum.
Lâkin, 53 yaşını yeni bitirmiş, cevval, dinamik, çalışkan bir Başbakan'ın Çankaya Köşkü'ne hapsedilmesine gönlüm razı olmuyor. Bizimki gibi parlamenter sistemlerde -1982 Anayasası'ndaki bazı olağan dışı görev ve yetkilere rağmen- Cumhurbaşkanlığı temsil ve protokol makamıdır. Bakmayın siz şimdiki Cumhurbaşkanına... Kanunları ve atama kararnamelerini veto ederek, iktidarı 'irtica öcüsü' ile korkutarak kendisine meşguliyet bulmuştur. Bu arada, en az dört yıllığına, yargı kuruluşlarına ve üniversitelere atama yetkisini kullanmış olduğunu da işaret etmeliyiz. O halde Erdoğan'a yapacak pek bir icraat kalmıyor.
Sakın, 'Başkanlık Sistemi'nden de bahsetmeyiniz. Meclis'in neredeyse üçte iki çoğunluğuna sahipken yeni bir Anayasa yapamayanların, siyasî sistem değişikliğinden bahsetmeye hakları yoktur.
***
Merhum Özal köşke çıkarken, ANAP Grubu'nda, benim teklifim üzerine, önce Başbakanlık ve Genel Başkanlık için '18 Türk Büyüğü' diye adlandırılan kişileri oylatmış; daha sonra kişi sayısını '8 Türk Büyüğü'ne indirmişti. Şimdi de AK Parti, Cumhurbaşkanlığı için buna benzer bir oylamayı teşkilâtına yaptırıyor. Şu farkla ki, bu defa '4 Türk Büyüğü' var. Ancak onların da üzerinde '3 Türk Büyüğü' bulunuyor. Böylece, 3'ü daha yukarıda '7 Türk Büyüğü'ne ulaşılıyor. Bunlardan yukarıda olan
3'ünün eşleri başörtülüyken, diğer 4'ünün eşlerinin başörtüsüz olması dikkat çekiyor.
Türkiye'yi bu garabete götürenler, eşleri başörtülü devlet adamlarına gulyabanî gibi bakanlar, bu tablodan memnunlar mı, bilmiyorum. Ancak, bir Türk aydını olarak ben bu değerlendirme karşısında hicap duyuyorum.
Diğer taraftan, seçildikten sonra tarafsız olacak bir Cumhurbaşkanı adayının parti teşkilâtında oylanmasını doğru bulmadığımı da altını çizerek belirtmek istiyorum.
***
Anketten, ya eşi başörtülü Başbakan Erdoğan'ın ya da eşleri başörtüsüz
4 parlamenterden birisinin seçilmesinin istendiği görülüyor. Bu dört aday adayı da, gerçekten birbirinden değerli kişilerdir.
Hepsini de yıllardır yakından tanırım.
Prof. Dr. Mehmet Aydın, çok değerli bir düşünür ve felsefecidir. Prof. Dr. Beşir Atalay, eşi Prof. Dr. Yıldız Atalay ile birlikte bu göreve Prof. Aydın gibi lâyıktır. Köksal Toptan da, değerli bir hukukçu olan eşiyle birlikte, yıllardır politikanın duayeni olmuş çok değerli bir devlet adamıdır.
Sadece bunlar da değil. Başörtüsü yasağı iptidaîliği bir tarafa bırakılsa, kişiliğini ispat etmiş TBMM Başkanı Bülent Arınç, milletin sevgisini kazanmış Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, dürüstlüğüyle dikkati çeken Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, ciddî bir devlet adamı profili çizen Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Vecdi Gönül ile birlikte en fazla devlet tecrübesine sahip olan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, hepimizin hocası ve duayeni Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve daha nicelerini bu şerefli görev için sayabiliriz.
***
Lâkin, yazımın başında belirttiğim gibi, parlamento içinde, devlet tecrübesi, bilgisi, yıpranmamışlığı, dürüstlüğü, vekarı, tarafsızlığı ve temsil kabiliyeti bakımından, bu makama en fazla lâyık olan isim Vecdi Gönül'dür.