Kim 'sözde', kim 'özde'?

Sevgili okuyucular, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Paşa'nın geçtiğimiz Perşembe günü yaptığı basın toplantısı, gelecekte Türk demokrasisi bakımından önemli bir dönüm noktası olarak hatırlanacaktır.

Sevgili okuyucular, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Paşa'nın geçtiğimiz Perşembe günü yaptığı basın toplantısı, gelecekte Türk demokrasisi bakımından önemli bir dönüm noktası olarak hatırlanacaktır.
Bir taraftan, Ana Muhalefet Partisi Lideri, Cumhurbaşkanı, YÖK, üniversiteler, yüksek yargı organları, emekli generallerin yönettiği paramiliter jakoben (güya 'ulusalcı') 'istemezükçü'ler; bir taraftan, daha dün sayılabilecek kadar kısa bir zaman önce 'darbe planları' yapıldığı artık iyice ortaya çıkan TSK'daki bazı odaklar; bir taraftan da haftalardır Cumhurbaşkanlığı konusunu tahrikçi bir üslûpla gündeminin başköşesine oturtan 'bir kısım medya'...
Bütün bunlara rağmen, Genelkurmay Başkanı çıkıp da hukuka, demokrasiye
ve TBMM'nin kararına saygılı olduğunu söylüyorsa, bu durumu son 47 yıllık
'darbeler dönemi'nin kapandığının bir işareti olarak kabul etmek, fazla
iyimserlik olmayacaktır. İnşaallah bundan sonra Türkiye'de antidemokratik darbe ve dayatma dönemi kapanmıştır.

Sevinenler, üzülenler
Efendim, Paşa'nın bu tarihî konuşması karşısında sevinenler de var, üzülenler de... Sevinenlerin başında bendeniz geliyorum. Çünkü, Paşa hem demokrasiye ve hukuka bağlılığını göstermiştir; hem de milliyetçilik, terör, Irak, peşmergeler, AB ve ABD konularında, son yılların en açık ve
vatansever çıkışı yapmıştır. 'Darbe provokatörleri' haricinde herkesin bu konuşmadan memnuniyet duyması gerekir. Artık kaderini askerî müdahaleye bağladığı iyice anlaşılan CHP'nin dışındaki bütün siyasî partilerin ve Cumhurbaşkanı adaylığı sözkonusu olan Başbakan'ın rahatladığı görülmektedir. En önemlisi de, -Tandoğan'da atılan çığlıklara rağmen- halkın yeniden huzura kavuşması ve gerginliğin azalması olmuştur. Bundan sonraki günlerde, darbeden ümidini kesen CHP'nin ve jakoben yargı bürokrasisinin, hukuku eğip bükerek Cumhurbaşkanı seçimini engellemeye çalışacakları anlaşılmaktadır.
Üzülenlerin başında Baykal'ın ve CHP'nin geldiği açıktır. Ancak bununla da kalmıyor; TSK çevresindeki müdahaleci odaklar, bir kısım emekli subaylar, Teziç ve Yüksek Öğretim Komiserliği'nin baronları, yargı terazisini eleğe çeviren bizim Dantonlar, Robespiyerler ve saz arkadaşları, anlı şanlı medyamızın ajitatör köşe yazarları, bir anda vurgun yemiş dalgıçlara dönüverdiler.
Millî iradenin bu zoraki ortakları, artık Paşa'nın 'sözde değil özde' lafına sığınmaktan başka çare bulamadılar.
Bu arada, ırkçı-bölücü teröristleri, peşmergeleri, milliyetçilerden
nefret eden haymatlosları, AB ve ABD çevrelerini de üzülenler arasında saymak, herhalde yanlış olmayacaktır.
'Söz'de değil, 'öz'de ne demek?
Büyükanıt Paşa'yı TV'de izlerken, daha önce iyice düşünülüp dikkatle ifade edildiği anlaşılan bu sözünü işitince, yanımdakilere dönüp "Yarınki manşetler atılmıştır arkadaşlar" dedim. Gerçekten de dediğim
çıktı. Paşa'nın 1,5 saatlik basın toplantısındaki yoruma açık tek ifadesi ön plana çıkarılıverdi. Şimdi Erdoğan'ın veya AK Parti milletvekillerinden ileri gelen birinin Köşk'e çıkmasını istemeyenler, kendilerine dayanak olarak bu sözü göstereceklerdir. Erdoğan ve arkadaşlarının, Cumhuriyet'in değerlerine, özellikle laikliğe, özde değil sözde sahip olduğunu yazıp çizecek, bülbüller gibi şakıyacaklardır. Erdoğan'ın fî tarihinde söylediği iddia edilen sözler, pişirilip tekrar gündeme getirilecektir.
Lâkin nafile gayretler bunlar... Zira Paşa, bu tarifini şart olarak ileri sürüp 'Yoksa karışmam ha!' filan demiyor ki. Bilakis TBMM'nin kararına saygılı olacağını söylüyor. O halde, bundan anlaşılması gereken, seçilecek Cumhurbaşkanı'nın, Cumhuriyet'in temel değerlerine sahip çıkmasının beklendiğidir.
Bizce, 'sözde' Cumhuriyetçiler, Atatürk'ten ve Cumhuriyet'ten bol bol 'söz ederek' onu istismar edenlerdir. 'Özde' Cumhuriyetçiler ise, Cumhuriyet'in demokratik özünü kavramış ve Cumhuriyet'i yüceltmek için
çalışıp ortaya eser koyanlardır vesselâm...
***
Sevgili okuyucular, iki konudaki protestomu sizinle paylaşmak istiyorum:
1. Devlet Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in Harp Akademileri'ndeki genç subaylara hitaben yaptığı antidemokratik ve tahrikçi konuşmayı nefretle protesto ediyorum.
2. Nokta Dergisi'nin basılarak dergiye ait belgelerin alınmasını şiddetle kınıyorum.
Bu, basın hürriyetinin açıkça çiğnenmesi demektir. Ne yazık ki, Türkiye'de suç işleyenlerin, darbe hazırlayanların üzerine gidileceğine, bu suçu açığa çıkaranlar baskı altında tutulmak isteniyor.