Kızılderili Soykırımı Kararı

Sevgili okuyucular, bırakınız 'sınır ötesi operasyonu' yapmayı, bu konudaki tezkere TBMM'de kabul edilince dahi nasıl tesir icra ettiğini görüyorsunuz.

Sevgili okuyucular, bırakınız 'sınır ötesi operasyonu' yapmayı, bu konudaki tezkere TBMM'de kabul edilince dahi nasıl tesir icra ettiğini görüyorsunuz. İkide bir Türkiye'ye ve Türk Ordusu'na dil uzatıp meydan okuyan peşmergeler bir anda süt dökmüş kediye benzediler. İşte, senelerdir anlatıp durduğumuz da buydu. Silahlı gücünü diplomasisinin arkasına koyamayan bir devletin varlığını devam ettirmesi mümkün değildir.
Lâkin, çok önemli bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Bu noktaya gelindikten sonra 'sınır ötesi operasyon' yapmazsak 'yalancı çobana' döneriz. Bundan sonra bize kimse inanmaz.
Bizden söylemesi...

Kızılderilileri gerçekten tanır mısınız?
Sevgili okuyucular, 'Kızılderililer' hakkında ne biliyorsunuz? Bizim neslin Kızılderililer hakkındaki bilgisi, tamamen tek taraflı olarak hazırlanmış kovboy filmlerindeki saçmalıkların ötesine geçmez. Kızılderililer posta arabasına saldırırlar, kafa derisi yüzerler; kahraman Amerikan kovboyları da onlarla savaşıp galip gelirler. Bu filmlerde Kızılderililer birtakım vahşi ve ilkel yaratıklar olarak gösterilmişlerdir.
Halbuki Kızılderililer, kendilerini acımasızca katleden Amerikalılardan çok daha medenî ve insancıldırlar. Kızılderililere atfedilen 'kafa derisi yüzme' alışkanlığı, bilakis Amerikalılar tarafından Kızılderililere uygulanmış bir işkencedir. ABD başkanlarından Andrew Jackson, At Nalı Dirseği Savaşı sonrasında öldürülen Kızılderililerin derilerinin yüzülmesine bizzat nezaret etmiştir (Sunay Akın, ayrıca Yücel Kaya).
Sonradan adı nükleer başlıklı füzelere verilen John J. Pershing 'En iyi Kızılderili ölü Kızılderilidir' demiştir.
Bu söz, 1869'da General Sheridon tarafından da tekrarlanmış ve bir Amerikan vezicesi(!) haline gelmiştir.

Kızılderili Soykırımı Amerika'nın devlet politikasıydı
Kızılderili Soykırımı, Nazi Almanyası'nda Yahudilere karşı uygulanan soykırımdan çok daha korkunçtu. Bu soykırım neticesinde bir ırk tamamen ortadan kaldırılmış ve 20 milyon civarında Kızılderili çeşitli işkencelere, tecavüzlere, hastalığa, açlığa ve sürgüne maruz bırakılarak hunharca katledilmiştir. Sadece Creekler, Seminoller ve Çerokiler'den öldürülenlerin sayısı, 2. Dünya Savaşı'nda öldürülen Yahudilerin sayısından fazladır (Yücel Kaya).
Kızılderili Soykırımı, ABD'nin resmî devlet politikası olmuştur. ABD arşivlerini inceleyenler, bunun çok sayıda belgesine kolaylıkla ulaşabilirler. Amerikan resmî makamları Kızılderili kellesi başına 5 dolar ödemişlerdir. Devlete ait binaların bodrumları, Kızılderili kafataslarıyla dolmuş taşmıştır.
İlk biyolojik silah, Amerikalılar tarafından Kızılderililer üzerinde uygulandı. Amerikalı Lord Amherst, gönderdiği bir direktifte "Kızılderililer aşağılık bir ırktır. Bunları topyekûn imha etmek için bütün metotlar gibi battaniye ile mikrop bulaştırmak iyi bir denemedir" demişti. Böylece, sürgüne gönderilen Kızılderililere güya yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda Kızılderilinin kalleşçe öldürülmesi sağlanmıştır. Kızılderililerin açlıktan ölmesi için başlıca yiyecekleri olan bizonların toptan öldürülmesi de, Kızılderili Soykırımı yöntemlerinden ilgi çekici bir örnektir.
19. yüzyıl boyunca devam eden bu insan avı , 1886'da son özgür Kızılderili Apaçi reisi Geronimo'nun esir düşmesi ve 1890'daki Yaralı Diz Katliamı ile tamamlanmıştır. Halen ABD'de 600 bin civarında asimile edilmiş Kızılderili, son derece kötü şartlar altında yaşamaktadır.

Bizim Kızılderililer
Kızılderililerin bizim akrabalarımız olduğunu bilir miydiniz?.. Son dönemde tarihçilerin ve etnologların araştırmalarına eklenen genetik bulgular, Kızılderililerin Asya kökenli olduklarını ve muhtemelen Moğol ırkına mensup bulunduklarını ortaya koymuştur. Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkan, Prof. Dr. Aldülmecit Doğru ve Doç. Dr. Ahmet Ali Arslan, yaptıkları araştırmalarda Amerikan yerlileri ile Türk Dünyası'nın kültürel özelliklerinin benzerlikleri üzerinde durmuşlardır. Özellikle Sibirya Türkleri olan Saha, Tuva, Hakas, Altay, Televit ve Şor Türkleri ile Kızılderililer arasında, dil de dahil olmak üzere birçok kültürel paralellikler bulunmaktadır. Bundan dolayı bazı araştırma cılar Kızılderililerin Türk kökenli olduklarını iddia etmişlerdir.
Bu tespitler Kızılderili Soykırımı üzerinde durmamızı gerektiren unsurlardan birini teşkil eder.
Bu arada, Prof. Dr. Turan Yazgan'ın tespitlerine göre, halen ABD'de yaşayan ve sayıları 2 milyondan fazla olan Meluncanlar da Osmanlı-Türk denizcilerinin torunlarıdır. Meluncanlar, kıtaya daha sonra yerleşen Amerikalılar tarafından aşağılanmış ve asimile edilmişlerdir. Ancak, asırlar sonra Türk olduklarının farkına varmışlardır (ABD'de bir türlü etkin lobicilik faaliyeti yapamayanlara duyurulur).

Kızılderili Soykırımı Kararı
Görüldüğü gibi sözde Ermeni Soykırımı tarihi olarak gösterilen 1915 ile son Kızılderili Soykırımının yapıldığı 1890 arasında sadece 25 yıl fark vardır. Yani, 92 yıl öncesine gidilebiliyorsa niçin 117 yıl öncesine de gidil emesin?..
Ermeni Soykırımı iftiraları ile Kızılderili Soykırımı arasında dağlar kadar fark vardır. Selçuklu ve Osmanlı döneminde Ermeniler 1000 yıl her türlü hakka sahip olarak rahatça yaşamışlar, 1. Dünya Savaşı'nda ihanet edip devleti sırtından hançerleyince, dönemin elverdi ği en uygun şartlarda tehcire tâbi tutulmuşlardır. Halbuki, Amerika'da Kızılderili Soykırımı açıkça bir devlet politikası olarak uygulanmış ve ABD'nin kuruluşundan itibaren Kızılderili ırkı sistemli bir şekilde yok edilmiştir.
Bu konudaki bilgi ve belgelerin toplanmasından sonra, TBMM Dış İşleri Komisyonu'nda ABD'nin 'Kızılderili Soykırımı Kararı' kabul edilmeli; eğer sözde Ermeni Soykırımı Kararı ABD Temsilciler Meclisi'nde kabul edilirse, 'Kızılderili Soykırımı Kararı' da TBMM Genel Kurulu'nda görüşülerek karara bağlanmalıdır.
Bakalım o zaman 'Soluk Benizliler' ne yapacaklar?!..