Kürt açılımında dikkatli olmalıyız

Eğer Antik Çağ'ın kesin olmayan tarihini bir tarafa bırakırsak, Türklerle Kürtlerin binbeşyüz yıllık beraberliği vardır. Yenisey'deki yazıtlarda sözü geçen Kürt beyi Urungu'dan bu yana, gerek Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında, gerekse Türklerin bulunduğu her yerde Kürtler de bulunmuş; İslâmiyeti birlikte kabul etmiş ve asırlardan beri bir arada kardeşçe yaşamışlardır.

Eğer Antik Çağ’ın kesin olmayan tarihini bir tarafa bırakırsak, Türklerle Kürtlerin binbeşyüz yıllık beraberliği vardır. Yenisey’deki yazıtlarda sözü geçen Kürt beyi Urungu’dan bu yana, gerek Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında, gerekse Türklerin bulunduğu her yerde Kürtler de bulunmuş; İslâmiyeti birlikte kabul etmiş ve asırlardan beri bir arada kardeşçe yaşamışlardır. Aslında, Farsça’nın değişik bir şekli olan ve özellikle Türkçe kelimelerin çokluğuyla dikkati çeken Kürtçe ve Zazaca diyalektleri haricinde, Türklerle Kürtler arasında tek bir temel kültürel fark gösterilemez.
Türklerle Kürtler tarih boyunca tek bir millet olarak kültürel bütünlük içerisinde yaşamışlardır. Osmanlı’daki dinî esasa dayanan millet anlayışı zaten çeşitli Müslüman unsurlar arasında kültür birliğini sağlıyordu. Bundan da öteye, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, Türkler ve Kürtler diğer Müslüman unsurlardan farklı olarak birbirlerini genellikle aynı soydan kabul etmişlerdir. ‘Türkmen Ekradı’ (Kürtleri) ifadesinin başka bir izahı olamaz. Diğer taraftan, Şerefhan ve İdrîs-i Bitlisî gibi Kürt büyükleri de kendilerini Türk kabul etmişlerdir.
***
Yanlış anlamayınız; kimseye zorla Türklüğü kabul ettirmeye kalkacak değiliz. Herkes kendi etnik kimliğini ve anadilini seçmekte serbesttir. Bizim dikkati çekmek istediğimiz ve üzerinde ısrarla durduğumuz nokta, Türkler ile Kürtler arasında aslında ‘çokkültürlülük’ bulunmadığıdır. Bugün, her iki unsurun kültürel kimliği arasında tek fark gösterilemez.
Asimilasyon politikasına hep beraber karşı çıkıyoruz. Lâkin, milletimizi oluşturan unsurları birbirinden farklı göstermek için bu gayret niye?.. İlle de ‘çokkültürlülük’ ısrarı, Paris Şartı’ndan beri tartışılan ‘mikro kültür/mikro milliyetçilik’ anlayışının teorik bir tepkimesi ise mesele yok. Ancak, seperatist bir plânın ilk aşamasıysa, bunu kabullenmemiz mümkün değildir.
Düşünebiliyor musunuz? Önce ‘farklılaştırmayı’ yaparak bir millet ‘yaratmaya’ kalkışacaksınız.
Sonra da bu ‘ayrı’ milletin siyasî hukukunu oluşturmaya çalışacaksınız. Nihaî hedefiniz ‘bölünmek’ olacak; yaşadığınız ve her türlü haklarından eşit şekilde faydalandığınız ülke de kendi parçalanmasına sebep olacak bu faaliyetleri destekleyecek; hattâ bunları organize etmek için gayret gösterecek...
***
İtirazlarınızı duyar gibi oluyorum.
‘Demokratik ve Barışçı Çözüm’ hayallerinize ve ‘Kürt Açılımı’nıza karşı değilim. Devletin, önce kendi eliyle kültür oluşturmasını, sonra bu kültürün farklılaştırılmasını sağlamasını da taaccüple karşılamakla beraber demokratik taleplere uygun buluyorum.
Türkiye’de huzurun sağlanması buna bağlıysa, üniter devlet yapısını bozmayacak ve bozulmasına yol açmayacak her türlü ‘açılım’ yapılabilir. Önemli olan, birlik ve bütünlüğün muhafaza edilebilmesidir.
Milletimizin değerli bir parçası olan Kürt kardeşlerimizin Türkiye’den ayrılmak gibi bir emelleri yoktur. Türkiye, hepimizin müşterek vatanıdır. Lâkin, Kürtçüler’in nihaî hedefi Türkiye’nin bölünüp parçalanması sonunda ayrı bir devlet kurmaktır. Kürtçüler ile onların dağdaki ve siyasetteki temsilcileri için ‘Kürt Açılımı’ ve ‘Barışçı Çözüm’ istismar edecekleri bir basamaktan ibarettir.
Şimdi, demokratik açılımlarda bulunurken, Türkler ile Kürtler arasındaki sayılamayacak
kadar çok ortak noktayı tahrip etmeyelim. Unutmayalım ki, milletin kültürel tarifi dışındaki en önemli birleştirici unsurlar ‘tasada ve kıvançta beraberlik’tir. Bu beraberliği bozmadan kültürel çeşitlemeyi beceremezsek bölücülerin ekmeğine yağ sürmüş oluruz.
Millî meseleleri mercek altına alırken, farklılıkları mübalağa eden sansasyon meraklısı gazeteci edası ve liberal demokrasiyi ilkesizlik sayan teorik aydın tavrı, Türkiye’yi yönetenleri dönülmez hatâların eşiğine getirebilir.