Kürt politikası ve Gül'ün gezisi

Bugün Güneydoğu'ya gitseniz, pek çok evin oturma odasının duvarında rahmetli Özal'ın fotoğraflarının asılı olduğunu görürsünüz. Güneydoğu insanı Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla Özal'ı çok sevmiş ve benimsemiştir.

Bugün Güneydoğu'ya gitseniz, pek çok evin oturma odasının duvarında rahmetli Özal'ın fotoğraflarının asılı olduğunu görürsünüz. Güneydoğu insanı Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla Özal'ı çok sevmiş ve benimsemiştir. Zira Özal, Güneydoğu'da yaşayan ve milletimizin kopmaz bir parçası olan halkımızı sahiplenmiştir. Kendisi Türk asıllı olduğu hâlde, hiçbir şekilde ayrım yapmadan herkesi bağrına basmıştır. O'nun döneminde de PKK terörü devam etmiş fakat halk tarafından desteklenmemiştir. ANAP, Özal başındayken daima bu bölgeden en fazla oyu alan parti olmuştur.
***
Yeni Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün Güneydoğu Gezisi, bana merhum Özal'ın gezilerini hatırlattı. Bazılarına katıldığım bu gezilerde, halkın Özal'a nasıl büyük bir sevgiyle sarıldığını müşahade etmiştim. Aynı samimî sevgi bu defa Gül'e gösteriliyor. Halkımız Gül'e, Özal'dan sonra mahrum kaldığı şefkat ve ilginin açlığıyla sarılıyor. Çünkü artık 'Hükûmet çatık kaşlı zât' değil... Kerim devlet, artık onu Gül yüzüyle gülerek kucaklıyor.
Sezer, hiçbir zaman cumhurun başkanı olamadı. Âdeta 'kamusal alan'ın resmî bir âbidesi gibiydi. Çatık kaşları, sadece otoriteyi, resmîyeti, yasakçılığı ve zoru çağrıştırıyordu. Halbuki Gül, gülen yüzü, kucaklayıcı ve sımsıcak davranışlarıyla, aynen merhum Özal gibi halka güven veriyor ve sempati uyandırıyor. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Abdullah Gül ikinci bir Özal olma yolundadır.
Büyük bir isabetle Cumhurbaşkanı olarak ilk gezisini Güneydoğu'dan başlatan Gül'ün, gezi esnasında son derece dengeli bir politika takip ettiğini ve Devlet Başkanı sıfatıyla askerle de yakından ilgilendiğini görüyoruz. Ayrıca, konuşmalarındaki birlik bütünlük mesajları da, bu konuda taviz verilmeyeceğinin göstergesidir.
***
Türkiye'de bir sorun hâline getirilmek istenen Kürt kardeşlerimiz konusunda doğru politika, bir taraftan halkı kucaklarken, diğer taraftan teröriste göz açtırmamaktır. Terörle mücadelede gevşek davranan bir yönetim de, terörle mücadeleyi polisiye tedbirlerle önlemeye çalışmakla yetinen bir yönetim de başarılı olamaz.
AK Parti'nin Güneydoğu'daki 22 Temmuz başarısını, birtakım komplo teorileriyle, gizli anlaşmalarla ve tavizlerle açıklamak doğru değildir. AK Parti'yi Güneydoğu'nun en büyük partisi hâline getiren, halka şefkatle yaklaşımı ve halkta bir ümit uyandırmayı başarmasıdır. Diğer siyasî partileri samimiyetsiz bulan Güneydoğu halkı, PKK'nın uzantısı olan DTP ile kendisine kucak açan AK Parti arasında tercihini AK Parti'den yana yapmıştır. Bu tercihte, aynı dinî duyguları ve inancı paylaşmanın tesirini de gözardı etmemek lâzımdır.
Daha önce 'Terörle Mücadele Kurulu' Başkanı olan Cumhurbaşkanı Gül'ün ve Başbakan Erdoğan'ın, Güneydoğu halkına sevgiyle yaklaşımları doğru bir politikadır ve semeresini vermiştir.
Lâkin, bu sevgi politikasının, terörle mücadelede gereken tedbirleri vaktinde alabilme konusunda herhangi bir zaafa yol açmaması (sınır ötesi operasyon konusunda olduğu gibi) gerektiğinin altını çizmek istiyoruz.
***
Özal'ın liderlik karizması ve icraatçı Başbakanlığı Erdoğan'da, herkesi kucaklayan güleryüzlü Cumhurbaşkanlığı da Gül'de tezahür ediyor.
Gül'ü, bu başarılı gezisi için tebrik ediyoruz.