Kuzey Irak için 'tavizsiz' ve 'kucaklayıcı' diplomasi

1977yılının ikinci yarısında, 2. MC Koalisyonu döneminde İçişleri Bakanı Prof. Korkut Özal'dı. Ben de o sırada Müşavir, sonra da Müsteşar Yardımcısı olarak görev almıştım.

1977yılının ikinci yarısında, 2. MC Koalisyonu döneminde İçişleri Bakanı Prof. Korkut Özal'dı. Ben de o sırada Müşavir, sonra da Müsteşar Yardımcısı olarak görev almıştım. O günlerde, Güneydoğu'daki ırkçı-bölücü Kürtçü faaliyetler yoğunluk kazanmaya başlamıştı. Korkut Bey, zamanın Başbakanı Demirel'in de onayını alarak bu faaliyetlere karşı sıkı tedbirler alınmasını istedi. Müsteşarımız Galip Demirel, Emniyet Genel Müdürü Vecdi Gönül, Müşavir Attila Koç, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Saffet Arıkan Bedük ve Malatya Emniyet Müdürü Abdülkadir Aksu ile meseleyi görüştük.
Müştereken geliştirdiğimiz politika şuydu: Yasadışı faaliyetler karşısında hiç taviz verilmeden sert tedbirler alınacak, ancak bölge halkına son derece müşfik davranılarak bu fukara insanlarımız kucaklanacaktı. Yani devlet, hem otoritesini göstererek düzeni sağlayacak, hem de normal vatandaşı bölücüden ayırt ederek ona sahip çıkacaktı.
Bu politika çerçevesinde, en değerli valiler Güneydoğu illerine tayin edildi. Bu arada, şimdiki İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu da K. Maraş Valivekili olarak atandı. Hepsi de son derece başarılı oldular. Benim de, bir nevi adı konulmamış koordinatör vali pozisyonunda Diyarbakır'a gönderilmem için kararname hazırlandı. Ancak, tam bu sırada meşhur Güneş Motel transferiyle Ecevit Hükûmeti kuruldu ve yeni bakan İrfan Özaydınlı hepimizi görevden aldı. Böylece Güneydoğu Projemiz de tamamlanamadan kaldı.
* * *
Türkiye'nin Irak politikası üzerinde tartışıldığı son günlerde, otuz sene önceki bu projemiz aklıma geldi. Aslında, Türkiye'nin Irak politikasının temelinde bu anlayış yatmalıdır.
Önümde, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün yayımladığı ve değerli araştırmacı, stratejist Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın hazırladığı 'Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası' adlı rapor var. Bugün toplanacak MGK üyelerinin bu raporu incelemelerini tavsiye ediyorum. Rapor, durumu bilimsel şekilde ele alıyor ve çözüm için somut teklifler getiriyor.
Rapor'da, Türkiye'nin Kuzey Irak'a yönelik izlemesi gereken politika, 'K. Irak'ın, Irak'ın bütünlüğü içinde kalması ve Türkiye ile samimi dostluğa zorlanması' şeklinde özetleniyor. Özdağ, dünkü yazımızda belirttiğimiz gibi, Kuzey Irak'ın tehdit olmaktan çıkarılması için Türkiye'nin nihaî olarak ve sırası ile 'ezici ve kucaklayıcı diplomasi' şeklinde tanımlanabilecek çok boyutlu politikalar izlemesi gerektiğini kaydederek, bu çerçevede alınacak ekonomik, kültürel, politik, istihbaratî, anti-terörist, diplomatik ve askerî önlemleri sıralıyor.
* * *
Rapor'da Barzani'nin Türkiye'ye yönelik psikolojik operasyonu da şu şekilde özetleniyor:
1. Türkiye'de siyasî parti kurdurması.
2. Türkiye'de doğrudan ideolojik-siyasî faaliyette bulunarak özellikle Hakkâri gibi sınır bölgelerinde Barzanici bir taban oluşturması.
3. Türkiye içinde Kürdistan nüfus cüzdanı dağıtması.
4. Türkiye'ye yönelik başta sigara olmak üzere kaçakçılık merkezi oluşturması.
5. Gazete ve gazeteci satın alarak basında bir Kürt lobisi oluşturması.
6. Türkmenleri sistematik olarak ezmesi ve 2007 başından itibaren Kerkük Türkmenlerine yönelik saldırıları artırarak Kerkük'ü terk etmeye zorlaması.
7. Türkiye'den bir kısım öğrenciye K. Irak'ta üniversite bursu vererek, Pankürdist faaliyetler için zemin oluşturması.
8. Türkiye'nin de katkılarıyla kurulan Kürtsat'ta, Türkiye'ye dönük Pankürdist yayınlar yaptırması.
9. PKK'yı koruyup kollaması, bünyesine alması, Türkiye'ye geçmelerini sağlaması, lojistik hizmetler vermesi.
10. Türkiye'den K. Irak'taki peşmerge ordusuna bazı gençlerin katılmasını sağlaması.
* * *
Namık Kemal ne güzel demiş:
'Uyan ey yâreli şîr-i jeyan bu hâb-ı gafletten'