'Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı'

Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan günü yaptığı Basın Toplantısı'nda, Cumhurbaşkanı seçimi çerçevesindeki rejime müdahale beklentisi, terör ve güvenlik konularında söylediği çok önemli sözleri gölgede bıraktı.

Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan günü yaptığı Basın Toplantısı'nda, Cumhurbaşkanı seçimi çerçevesindeki rejime müdahale beklentisi, terör ve güvenlik konularında söylediği çok önemli sözleri gölgede bıraktı. Bu tarihî konuşmanın ardından yapılan yorumlarda, ya darbe tahrikçilerinin hayal kırıklığı ile 'sözde-özde' tartışmaları ya da TSK'nın demokrasiye ve hukuka bağlılığından duyulan memnuniyet dile getirildi.
Oysa Büyükanıt Paşa, bunun kadar önemli ve TSK'yı doğrudan ilgilendiren konularda da mesajlar vermişti. Onun bu mesajları, Cumhurbaşkanı seçimine kilitlenen Türk medyası dışında daha fazla yankılandı. Öyle ki, Washington Post'ta yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin nisan ayı sonunda Kuzey Irak'a gireceği ileri sürülüyordu.
* * *
Genelkurmay Başkanı'nın, PKK ve Kuzey Irak'ı organik ilişki içinde gösteren tahlili, 1. Körfez Krizi'nden bu yana, yaklaşık 20 yıldan beri ilk olarak bir devlet yetkilisinin yaptığı en açık ve gerçekçi açıklama olmuştur. Bu tahlil, bir bakıma TSK'nın da içinde olduğu bir hatalar zincirinin ikrarı mahiyetindedir. Nitekim, Büyükanıt Paşa konuşmasının 'Kuzey Irak ve Güvenlik' bölümüne, 'Bu bölüm bir kısmıyla belki de bir özeleştiri olarak da kabul edilebilir' diyerek başlamıştır.
Bu konuda üç dönüm noktası olduğunu belirten Paşa, bunları şu şekilde sıralamıştır:
1. Birinci Körfez Savaşı: Benim de 1991 Şubatı'nda ANAP sıralarından tek başıma seslendiğim gibi, bu savaştan en büyük zararı Türkiye görmüştür. Bu harekâttan önce bitme tükenme noktasına gelen PKK, savaş sonrasında yeniden güçlenmiştir. Bu arada, Saddam'ın saldırıları sonunda 'Kürt sorunu iddiaları' dünya kamuoyuna mal olmuştur. Özal'ın Irak'a girme teşebbüsü ise TSK tarafından engellenmiştir.
2. Çekiç Güç Dönemi: 36. paralelin kuzeyinin Saddam'a yasaklanması, Türk yönetimi ve TSK tarafından da desteklenen 'Çekiç Güç'ün, PKK'ya koruma bölgesi oluşturduğu ve peşmergelerle birlikte bağımsız bir devletin temellerini attığı görülmüştür. 1991-1995 arasında terörist saldırılar karşısında artan zayiatın asıl sorumlusu, bu dönemdeki gafletimizdir.
3. İkinci Körfez Savaşı: Paşa'ya göre, İkinci Körfez Savaşı'ndan sonra Türkiye gene iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir, coğrafyasına hapsolmuştur.
İki, PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah malzeme ele geçirmiştir. Ayrıca, Paşa'nın bu isabetli tesbitlerine, Irak Türkleri'nin hakları başta olmak üzere çok sayıda başka unsur ilave etmek de mümkündür. Lakin, ne yazık ki, 1 Mart Tezkeresi'nden önce toplanan MGK'da, TSK sessiz kalarak aleyhteki bu gelişmelerin sorumluları arasına girmiştir.
Bütün bunları yirmi yıldır yazıp çizip söyleyen biri sıfatıyla ne kadar kahrolduğumu herhalde tahmin edersiniz.
* * *
Yıllar sonra yapılmış da olsa Genelkurmay Başkanı'nın şu açıklamalarının çok önemli olduğunu kaydetmek istiyoruz:
"Şu soruyu bana sorabilirsiniz: 'Peki Kuzey Irak'a bir operasyon yapılmalı mı?' Yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu siyasîdir. Bunun için bir siyasî kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.'
Bu konuşma, sadece TSK'nın hukuka ve siyasî iradeye bağlılığını ortaya koyması bakımından önemli değildir. Aynı zamanda siyasî iktidara da bir mesaj niteliğindedir. Türkiye'nin millî güvenliği açısından Genelkurmay Başkanı'nın, Kuzey Irak'a operasyon yapılmasını gerekli ve faydalı bulmasına rağmen, Türkiye'yi yönetenler hâlâ pasif ve çekingen tavırlarına devam ederlerse, hem ülkenin millî menfaatlerini gözetmemiş duruma düşerler, hem de yaklaşan genel seçimlerde bunun hesabını veremezler.
Başbakan'ın 'Öfkeyle kalkan zararla oturur' beyanı, böylesine hayatî bir meselenin cevabı olamaz. Şehit cenazeleri gelmeye devam ederse, Genelkurmay Başkanı'nın sözleri ağırlığını gittikçe artan şekilde hissettirecektir.
* * *
Keşke, merhum Özal, Kuzey Irak'a girmek istediği zaman, Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt olsaydı...