'Mahalle'nin görüşü

Sevgili okuyucular, üç haftadır darbe yazıları yazmaktan ve 'Bizim askerimiz, komutanlarımız aslandır; darbe yapmazlar' diyerek karanlıkta yüksek sesle şarkı söylemekten bıktığım için...

Sevgili okuyucular, üç haftadır darbe yazıları yazmaktan ve ‘Bizim askerimiz, komutanlarımız aslandır; darbe yapmazlar’ diyerek karanlıkta yüksek sesle şarkı söylemekten bıktığım için bizim Adnan’ı da yanıma alıp Keçiören’de bir kahve ziyaretine gittim. Kahvede, mahallenin muhtarı ve ileri gelenleri ile son hadiseleri bir görüşelim, ne düşündüklerini öğrenelim dedik.
Selâm ve hatır faslından sonra son günlerdeki siyasî olayları sıralayıp ne düşündüklerini sorduk.
İşte mahallenin görüşü ve yorumları:

* Mahalle, ordu içerisinde darbeci odakların olduğuna ve mâhut belgenin düzenlenmiş olabileceğine inanıyor.

* Mahalle, buna mukabil Org. Başbuğ’un iyi niyetli olduğunu ve içine düşürüldüğü açmazdan çıkabilmesi için ona yardım edilmesi gerektiğini düşünüyor.

* Mahalle, Başbakan Erdoğan’ın demokrasiden yana dik durmasından, cesur ve kararlı tutumundan memnun. Yaşlı bir dede, “Bu Kasımpaşalı sıkı çıktı. O her darbede şapkasını alıp kaçan Keloğlan gibi değil” dedi. 

* Mahalle, Baykal’la alay ediyor. Baykal’ın bir yandan 12 Eylül darbecilerinin yargılanması için Anayasa değişikliği teklif edip diğer yandan da darbecilerin yargılanmasını sağlayacak kanun değişikliklerine karşı çıkmasına kızıyorlar. Hele CHP ’lilerin kanun değişiklikleri üzerinde önce mutabakata varıp sonra ‘Aldatıldık!’ diye feveran etmelerine çok gülüyorlar. “Bunlar politikanın hepten suyunu çıkardı yahu!” dedi mahallenin muhtarı...

* Mahalle, askerî savcılığın belge hakkındaki kararını da doğru bulmuyor. “Hem askerî
yargının yetkisi daraltılmasın diyorlar hem de takipsizlik kararı verip olayı örtbas etmeye çalışıyorlar” dedi genç bir üniversiteli... Yaşlıca bir esnaf da, “İşin içinde iş var Hasan Celâl bey” dedi kafasını sallayarak...

* Mahalle, 28 Şubat rezaletinden etkilenerek bu defa gene MGK’da asker dayatması olur mu heyecanına kapılmış. Sekiz saatlik MGK toplantısını da bu şekilde yorumlamış ama ortaya çıkan bildiri yüreklerine su serpmiş. Muhtar, gevrek gevrek gülerek, “Şimdi Deniz bey buna üzülmüştür” dedi. 

* Mahalle, örgüt suçundan tutuklanan denizci albayın 18 saat sonra tahliye edilmesine de ateş püskürüyor. Avukatların gece yarısı tutuklamaya jet itirazları, tutuklama kararı veren hâkimin apar topar izne çıkarılması ve yerine geçici üye atanmasıyla tahliye kararının verilmesi kimsenin gözünden kaçmamış. Mahallede söylenenleri yazabilsem birilerinin yüzleri nasıl kızarırdı kim bilir? Çaycı imalı bir şekilde sırıtarak, “Yahu, bu mahkeme hani Şener Eruygur’un karısının sevdiği bir mahkeme vardı, o değil mi?” diye sordu...

* Mahalle, MGK toplantısından sonra Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın üçlü zirvesini ve sonradan bu zirveye Başbakan Yardımcısı Çiçek’in ve Adalet Bakanı’nın katılmasını da manidar bulmuş. Malûm albayın jet tahliyesinde ve Cumhurbaşkanı Gül’ün son kanun değişiklikleri konusunda rapor istemesinde bu zirvenin etkili olduğunu düşünüyorlar. Beni en çok da kahvenin müdavimleri arasındaki bir işçi emeklisinin şu sözleri düşündürdü: “Meclis’in üstünde bir başka yer mi var ki Cumhurbaşkanı bürokratlardan rapor istiyor?..”
***
Kahveden yazıhaneye dönerken, “İşte mahallenin düşündükleri... Keşke baskı yapabilecek durumda olsalardı” dedim.
Türkiye olağanüstü bir dönemden geçiyor... Bu arada acemilikler, acelecilikler, tahammülsüzlükler yaşanıyor. Demokrasiye ve hukuka bağlı kalınmak uğruna bazen bunların dışına da çıkılıyor. Lâkin, bizce Türkiye’nin önü aydınlıktır.
Bu demokrasi ve meşruiyet mücadelesinde, temel ilkelerden vazgeçmeden akıllı olmak da lâzımdır. Yarım asırlık darbe geçmişinden sonra demokrasiye dönmek isteyenlerin önünü kapamamak ve onları sıkboğaz etmemek gerekir.
Son siyasî kriz döneminde Başbakan iyi bir imtihan vermiş ve demokratik duruşundan tâviz vermeden meselelere yapıcı yaklaşmıştır.
CHP lideri ise, kendisinin ve partisinin siyasî karnesinin en düşük notlarını almıştır. Çelişmeli davranışlarla karşı çıktığı son kanun değişikliği için, ‘Önümüzdeki birkaç saat içinde Cumhurbaşkanı bu yasanın uygun olmadığını anlar’ şeklindeki sözleri, militer zorbalığın teşvikinden başka bir mâna ifade eder mi?..
Hep söylüyor, yazıyorum: Türkiye mutlaka bu bâdireleri atlatacak ve demokratik dünyadaki hakkettiği yeri alacaktır.