Milletten kaçıp mahkemeye sığınmak

Sevgili okuyucular, hep birlikte siyaset tarihimize geçecek olaylı bir hafta yaşadık. Bir yanda, dayatmalar neticesinde hiçe sayılan millî irade ve Meclis çoğunluğu, yasama işlevinin tıkanması...

Sevgili okuyucular, hep birlikte siyaset tarihimize geçecek olaylı bir hafta yaşadık. Bir yanda, dayatmalar neticesinde hiçe sayılan millî irade ve Meclis çoğunluğu, yasama işlevinin tıkanması; diğer yanda, darbe heveslilerini tahrik eden ve muhtıra verilmesini sağlayan, Anayasa Mahkemesi üzerinde tehdit ve baskı kurarak kendi isteği doğrultusunda haksız kararlar çıkartan CHP jakobenizmi... Bütün bu zorbalıklar karşısında, reel politiği unutup lüzumsuz bir inatla dayatmacıların ekmeğine yağ sürenler de cabası...
Sonra, gelsin bir günde 7 milyar dolarlık ekonomik kayıp, Türkiye'nin itibarının dünya kamuoyunda beş paralık edilişi ve milletin huzurunun kaçması...
Neymiş efendim? Abdullah Gül'ün eşinin başı örtülüymüş. İşin aslı, Deniz Bey'in başbakanlık emelleri depreşmiş;
ne milletin huzuru, ne demokrasi, ne hukuk ne de Türkiye'nin dış itibarı umurundaymış. Millete rağmen zorla başbakan olacak; Sezer'i haksız olarak Köşk'te devam ettirecek ve benzeri birini de Cumhurbaşkanı yapacakmış...

'Cumhuriyet' mitingleri
Efendim, elimde 14 Nisan'da Ankara-Tandoğan'da yapılan 'Cumhuriyet Mitingi'ne davet broşürü var. Broşürün ön sayfasında şunlar yazılı: 'Cumhuriyetimize sahip çıkalım. Birliğe çağırıyoruz sizleri. Türk gibi hissetmeye, Türk gibi yaşamaya, Türk gibi çalışmaya, birbirimizin hakkını aramaya, birbirimiz için ölmeye, tek bir kalp gibi atmaya, anan, baban, atan ve vatan için, yarınlar için birliğe çağırıyoruz sizleri'.
Broşürün iç sayfalarında 'ABD'nin yeni Orta Doğu Haritası' başlığı ve silüetiyle, ABD ve bölücülere karşı ateşli sözler ve çok ilgi çekicidir ki dinî motifler yer alıyor. Broşürde, tek kelimeyle dahi laiklikten söz edilmiyor. Arka sayfada ise, bir şehidin kabri başında selam veren çocuğunu ve PKK teröründe şehit olanların hepimizi duygulandıran anılarını görüyorsunuz.
Sevgili okuyucularım, bu broşürü okuyunca, mitingin arkasındaki paramiliter darbe destekçilerinin, çeşitli ayrımcı grupların ve milletin iradesine karşı dayatmada bulunanların varlığını bilmeme rağmen, benim de mitinge katılasım geldi.
Halbuki, daha sonra Çağlayan'da ve diğer yerlerde yapılan benzeri mitinglerde, kırk yıldır tanıdığımız malum sol jargonların, müziğin, marşların ve sloganların sergilendiği, 'Cumhuriyet Mitingi' diye lanse edilen bu toplantıların, aslında CHP'nin erken başlayan seçim mitinglerine dönüştüğü açıkça anlaşılmaktadır. Bizi asıl üzen husus, vatansever halkımızın kandırılması, hatta bazı milliyetçilerin de bu CHP -sol oyununa âlet edilmesidir.
Sorarım size, bunlar gerçekten 'Cumhuriyet Mitingi' olsaydı, ikide bir 'solda birlik' çağrısında bulunulur, mevcut siyasî iktidara karşı ideolojik bir tavır alınır mıydı?

Milleti bölmeyin
Efendim, daha önceki yıllarda benzeri toplantı ve yürüyüşlerde 'Ordu göreve!' pankartlarının nasıl taşındığını unutmadık. 27 Nisan Muhtırası'nın arkasında da bu mitinglerin rolü olduğunu görüyoruz. Ancak bu defa, mitingi düzenleyenler akıllı davanmışlar ve demokrasi mesajları da vermişlerdir. Geçenlerde bu mitinglerin tertibinde rolü olan 28 Şubatçı bir general bana, 'Artık darbe yok, sivil toplum kuruluşları darbeye lüzum kalmadan gereğini yapacaklardır' demişti. Ben de 'Aman darbe yapmayın da mitinge razıyız' cevabını vermiştim.
Lâkin mesele bu kadar basit değil. Bu mitinglerin milleti böldüğünü ve toplumda 'laik-antilaik' çatışmasına yol açtığını; sanki birbirine ters kavramlarmış gibi, demokrasiyi ve millî iradeyi savunanlarla cumhuriyeti ve laikliği savunanları karşı karşıya getirdiğini görmemek için kör ya da sorumsuz olmak gerekir.
Şimdi, demokrasi ve millet iradesine önem veren başka sivil toplum kuruluşları da kalkıp buna benzer mitingler yaparak meydanları doldursa ne diyeceksiniz? Milleti bu şekildeki tahriklerle ikiye bölüp karşı karşıya getirmekle Türkiye'ye ne kadar zarar verdiğinizin 'farkında mısınız?..'
Bu millet millî-manevî değerlere de, demokrasinin ve cumhuriyetin -aslında aynı mahiyetteki- değerlerine de sahip çıkmaktadır. Din ve vicdan hürriyeti ile devlet işlerinin din işlerinden ayrı olması anlamındaki laikliği de benimsemiştir; Kur'anı, ezanı, bayrağı, bağımsızlığı ve millî egemenliği de birlikte özümsemiştir.
Çekin artık ellerinizi bu aziz milletin yakasından!...

CHP ve oligarşik azınlık
Miting mi istiyorsunuz? İşte 22 Temmuzda Genel Seçimler yapılıyor. 'Cumhuriyet Mitingleri' ile halkın millî hislerini gıdıklayacağınıza, buyrun seçim meydanlarına... Bakalım seçim mitinglerinde aynı kalabalıkları toplayabilecek misiniz?
Türkiye'de olan bitenleri tahlil edebilmek için son yüzyıllık oligarşik azınlığın dayatmalarını iyi bilmek gerekir. Ta İttihat-Terakki'den beri biz bu filmi seyrediyoruz. Halkı küçük görüp millet iradesinden ürkenler, hep antidemokratik müdahalelerden medet ummuşlardır. Son yarım asırlık dönemde, milletin oyunu alamayan, sandıktan çıkamayan CHP jakobenizmi, 'CHP+Darbeci=İktidar' formülüyle askerî müdahaleleri tahrik etmiş; oligarşik bürokrasiyle işbirliği yaparak muktedir olmaya çalışmıştır. Bundan önceki 4 darbeye, ne yazık ki 27 Nisan 2007 Muhtırası da eklenmiştir.
CHP, son olarak Anayasa Mahkemesi'ni de siyasî emelleri için istismar etmiş ve halkın gözü önünde AYM (x) üzerinde baskı kurmuştur. Nitekim, AYM de son derece yanlış bir karar vererek rejimi içinden çıkılmaz hâle getirmiştir.
Bu yetmiyormuş gibi, CHP dün de AYM'ye ikinci defa başvurarak erken seçimleri engellemeye çalışıyor. Güya, AK Parti'nin, yürütmesi durdurulan 1. tur Cumhurbaşkanı seçimine devam ederek İç Tüzüğün 121. maddesini ihlal ettiğini öne süren CHP 'nin asıl maksadı, seçim tarihini Yüksek Seçim Kurulu'nun tercihine bırakarak tehir etmektir. Öyle ya, CHP, AYM gibi, YSK üzerinde de etkili olacağını hesap etmektedir.
Sevgili okuyucular, CHP jakobenizmi, milletin gözü önünde erken seçimden kaçıyor ve Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesini önlemeye çalışıyor.
Lâkin, bu millet, kendisinden kaçarak darbeci mihraklara ve yargı oligarşisine sığınmak isteyenlerden yakında bunun hesabını soracaktır.
(x) Anayasa Mahkemesi için yaptığımız A.M. kısaltması, bir kısım kötü niyetliler tarafından istismar edilmek istenmiştir. Bunun için Anayasa Mahkemesi'ni AYM olarak kısaltıyoruz.