Mr. Bush'a açık mektup

Bay Bush,</br>Savunma Bakanınız Robert Gates'in, ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi'nde yaptığı konuşmada, 'Askerimizi Irak'tan çekersek Türkler girer' mealindeki beyanı üzerine...

Bay Bush,
Savunma Bakanınız Robert Gates'in, ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi'nde yaptığı konuşmada, 'Askerimizi Irak'tan çekersek Türkler girer' mealindeki beyanı üzerine, bir Türk aydını ve eski bir bakan
olarak size bu mektubu yazma gereğini duydum.
Önce şu iki hususu altını çizerek vurgulamak istiyorum:
1. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana daima barıştan yana bir dış politika takip etmiş; kısa denilebilecek bir süre önce kendisine ait olan
bir coğrafyada bile barışçı politikasından vazgeçmemiştir. Birazcık tarih bilgisi olan danışmanlarınız, Türkiye'nin, 1922, 1959, 1991 yıllarında çeşitli vesilelerle Irak'a müdahale edebilecek konumda iken bundan imtina ettiğini size anlatabilirler. Türk askeri, 83 yılda sadece iki defa sınırları dışında savaşmıştır. Birincisinde, ABD'nin isteği üzerine 1950'de Kore'de savaşmış ve çok sayıda şehit vererek Amerikan ordusunu kurtarmıştır.
İkincisinde ise, uluslararası anlaşmalardan doğan hukukî haklarına dayanarak 1974'te Kıbrıs'ta katliama uğrayan soydaşlarının imdadına koşmuştur.
Hâlen, NATO üyesi olan ve ABD'den sonra NATO içerisindeki en büyük güce sahip bulunan Türkiye, BM ve NATO'nun talebiyle Afganistan, Bosna, Kosova ve Somali'de asker bulundurmakta ve bu yerlerde, bildiğiniz gibi, en başarılı askerî birliklere sahip ülke olarak barışa hizmet etmektedir.
Savunma Bakanınızın, Türkiye'yi saldırgan ve fırsatçı olarak göstermesi asla kabul edilemez. Bu telakki, Batı emperyalizminin özelliğiyle aynîleşmiş yansımasının haksız bir isnadından ibarettir.
2. ABD askerini çekmese de, Türkiye gerektiği takdirde Irak'ta silahlı kuvvetlerini kullanmakta engel tanımaz. Türk askerinin Amerikan ordusundan korktuğunu ima etmek gülünç olur. Bu konuda, Kore'de savaşan askerlerinizin kurduğu 'American Friends of Turkey'den bilgi almanızı tavsiye ediyorum. Basiretsiz bir emirle acze düşürülerek kafasına çuval geçirilenler sizi yanıltmasın.
Saddam'ın postal yalayıcı çapulcularıyla 'Türk askeri'ni karıştırırsanız, bundan siz zararlı çıkarsınız.
Esasen, PKK ve Irak Türkleri üzerindeki kaypak ve haksız politikalarınız yerine, gerçek bir büyük devlet gibi davranabilseydiniz, bütün bu ihtimaller söz konusu olmazdı.
Bay Bush,
Sizin de nihayet itiraf ettiğiniz gibi, Irak politikanız yanlıştır. Türkiye'nin 1 Mart Tezkeresi'ni reddederek kendi millî menfaatleri ve Ortadoğu'daki dengeler açısından hatalı davrandığını kabul ediyorum. Ancak bu konuda, sizin deyiminizle 'at pazarlığı' yapan ABD'nin küçük hesaplarının rolü yok mudur? Ya, yarım asırlık müttefikiniz, bölgenin yegane demokratik ülkesi ve en büyük gücü olan Türkiye'ye sırtınızı dönerek bir avuç peşmergeyle politika yürütmeye kalkmanıza ne demeli?
Bu manasız inadı bırakıp Türkiye ile işbirliği yapsaydınız, itiraf ettiğiniz istikrarsızlık meydana gelmezdi. Lâkin, hâlâ yanlışta ısrar ediyor, bir yandan bir bayram arefesinde Saddam'ı linç yoluyla idam
ettirerek Sünnî-Şiî çatışmasını ve iç savaşı körüklerken, diğer yandan Irak'ın parçalanmasını hızlandıracak şekilde ortalığı karıştırmaya devam ediyorsunuz. Bu arada, NATO müttefikiniz Türkiye'ye de aba altından deynek göstermeye çalışıyorsunuz.
Bay Bush,
Şunu biliniz ki, Türkiye, sizin de terörist olarak ilan ettiğiniz PKK yuvalarını kurutmak için, size rağmen 'sınır ötesi operasyonu' gerçekleştirecektir. Bu konuda bizi oyalamaya kalkmayıp vaadlerinizi tutsaydınız, müdahaleye gerek kalmazdı.
Diğer taraftan, Irak Türkleri üzerinde herhangi bir toplu katliam uygulamasına Türkiye'nin seyirci kalması mümkün değildir. Buna seyirci
kalan bir iktidarı Türk Milleti sırtında taşımaz. Ayrıca, Kerkük'teki emrivakiler de elbette müdahale sebebimiz olacaktır. ABD ordusunun
gücü ya da Türk ekonomisinin yükleneceği külfetler, bu gerçeği değiştirmeyecektir.
Size bir 'dost' sıfatıyla yeni stratejinizi ve Türkiye'nin gücünden faydalanmayı bir defa daha gözden geçirmenizi tavsiye ederim.
Bu yazdıklarıma, Türk halkının çok büyük bir ekseriyetinin katıldığına inanınız.
Her şeye rağmen iyi dileklerimle.