Nevruz ateşi

Nevruz deyince, Malatya'da geçen mesut çocukluk günlerime ait bir hatıra aklıma gelir. Baharın başlangıcında bir gün, evimizin yanındaki boş arsada çalı çırpı toplayıp yakmış, arkadaşlarla üzerinden atlıyorduk.

Nevruz deyince, Malatya'da geçen mesut çocukluk günlerime ait bir hatıra aklıma gelir. Baharın başlangıcında bir gün, evimizin yanındaki boş arsada çalı çırpı toplayıp yakmış, arkadaşlarla üzerinden atlıyorduk. Yukarıdaki Kürt mahallesinden çok sevdiğimiz Halo Dayı yanımıza gelip bizi azarladı: 'Siz Mecusi misiniz? Müslümanlıkta böyle ateşten atlamak var mı?' deyişini hiç unutmuyorum. Son yıllarda Nevruz'da ateşten atlayanları görünce, Şafî mezhebindeki dinine katı şekilde bağlı Kürt kardeşlerimizin, aslında bu olaya pek de sempatik bakmadıklarını düşünüyorum.
***
Daha önce da yazdım. Nevruz, Türk Dünyası'nın ortak kültür unsurudur. Ünlü Ergenekon Destanı, yenki gün (yeni gün/nevruz)'de meydana gelir. Kürtleri Dahhak'ın zulmünden kurtaran Isfahan'lı Demirci Kava Efsanesi ile Ergenekon Destanı birbirine çok benzemektedir. Orta Asya'dan başlayarak İran'a, Azerbaycan'a ve Anadolu'ya kadar uzanan büyük coğrafyada Nevruz, yılbaşı ve baharın başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Nevruz kelimesinin Farsça oluşu ve Nevruz'da 'ateş kültü'nün bulunuşu sebebiyle, Nevruz'u İran kaynaklı olarak gören ve Zerdüşt'e bağlayan da vardır. Ancak, Fars kültürünün kaynağı sayılan Avesta'da Nevruz geleneği yoktur. Türklerin üç bin yıllık yeni yıl ve ilkbahar geleneklerine, İran coğrafyasında yaşayan Türkler tarafından Farsça Nevruz adını verdikleri ve bu deyişin sonradan bütün Türk Dünyası'na ve kardeş topluluk Kürtlere yayıldığı anlaşılmaktadır.
Sünnî ve Şii Müslüman inancına göre Nevruz'un dinî bir özelliği yoktur. Ancak, Alevî-Bektaşî Türk topluluklarında 21 Mart Nevruz Günü, bayram olarak kutlanır. Nevruz, Hz. Ali'nin doğum günü ve Hz. Fatma ile evlenme yıldönümü kabul edilir.
Kırmızı, sarı ve yeşil, Nevruz'un renkleri sayılır. Bu renkler Türk devletlerinin bayraklarına da aksetmiştir. Göktürkler döneminden Osmanlı'ya kadar bu renkler Türklük sembolü olarak kullanılmış; Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun bayrağı yeşil-sarı-kırmızı renkleri taşımıştır.
***
Bütün bunlar, Türklerle Kürtlerin nasıl bir tarih ve kültür bağıyla birbirlerine bağlı olduklarını gösteriyor. Niyetimiz, kimsenin geleneklerini, âdetlerini, renklerini elinden alıp, 'Bunlar ille de Türktür' diye tekelimizde tutmak değildir. Lâkin, son yıllarda ırkçı bölücü çevrelerin inatla bir ayrılıkçılık ve başkaldırı fırsatı saydığı Nevruz'un, aslında ortak kültürümüzün bir parçası olduğunu göstermek istedik.
Dinimiz aynıdır; hepimiz elhamdülillah Müslümanız. Tarihimiz tamamen müşterektir. Bin senedir o kadar iç içe girmişiz ki, soy beraberliği de ortaya çıkmıştır. Kültürün bütün unsurları tümüyle ortaktır. Örf, âdet ve geleneklerimiz arasında hiçbir fark yoktur. Ayyıldızlı bayrağımız, hem Türk hem Kürt kanıyla sulanmış şehitlerimizi temsil etmiyor mu? Milleti meydana getiren unsurlar arasında -kelime hazneleri birbirine çok benzeyen dilden başka- farklılıklar olduğunu söyleyebilir misiniz? Koskoca Selçuklu'nun tesirinde kalarak resmî dil kabul ettiği Farsça'nın, Kürt kardeşlerimizi etkilemesi de normal bir gelişmedir. En önemlisi de, 'tasada, kaderde ve kıvançta' bir olmamızdır.
İddia ediyoruz ki, bütün bölücü propagandalara rağmen, Türkiye'deki Kürt asıllı vatandaşlarımız, Kuzey Irak'taki peşmergelere oranla Türk kardeşlerine her bakımdan daha yakınlardır.
***
Geçen yıllardaki teklifimizi tekrarlıyoruz: '21 Mart gününü, Türk Dünyası'nda olduğu gibi biz de 'Bahar (Nevruz) Bayramı' olarak kutlayalım. 1 Mayıs da 'İşçi Bayramı' olsun. Böylece, Nevruz'u sahiplenen Kürt kardeşlerimizi de memnun etmiş oluruz.

Birlik Vakfı'na Haksız Suçlama
Son günlerde medyamız gene 'yargısız infaz' peşinde. 'Dilara'nın ölümüne hepimiz çok üzüldük. Ancak, olayı tek taraflı ve sansasyonel şekilde aktararak dürüst insanları itham etmek haksızlıktır.
MVM Şirketi'nin temsilcisi Bilal Şahin'i, ilk gençlik yıllarından beri tanırım. Son derece dürüst ve namuslu bir insandır. Olay yakından incelendiğinde, hiçbir kusuru ve sorumluluğu olmadığı görülecektir. Bu büyük projede 723 rogar kapağı, her saat başında kontrol edilmektedir. Olayın meydana geldiği rogar kapağı saat 11.00'de kapalı olarak görülmüş; ancak 12.00'ye kadar olan bir saatlik süre içinde bir kamyonun çarpmasıyla parçalandığı anlaşılmıştır. Bu olayda, İSKİ Genel Müdürü de suçsuz olduğu hâlde, medya ilahlarına kurban edilmiştir.
Diğer taraftan, buna benzer proje ve ihalelerin Birlik Vakfı ile de hiçbir ilgisi yoktur. Türkiye'nin en eski öğrenci teşkilâtı olan MTTB'nin uzantısı Birlik Vakfı, millî kültürümüze önemli hizmetler vermiş çok değerli bir kuruluştur. Bu nevi asılsız isnatlar, demokrasinin vazgeçilmez
unsurları olan gönüllü sivil toplum kuruluşlarını töhmet altında bırakır. Bu konuda herkesin dikkatli olması gerekir.