Operasyon şimdiden amacına ulaştı

Geçen cuma günü Bursa'da 'Muradiye Toplantası'nda 'Kuzey Irak ve Terör' üzerine konuşurken, Başbakan'ın, 28 Kasım itibariyle, sınır ötesi operasyon için...

Geçen cuma günü Bursa'da 'Muradiye Toplantası'nda 'Kuzey Irak ve Terör' üzerine konuşurken, Başbakan'ın, 28 Kasım itibariyle, sınır ötesi operasyon için TSK'ya yetki verdiği haberi geldi. O gece, 700 km.'lik seyahate rağmen, beş senedir ilk defa rahat uyudum. Zira bir Türk vatandaşı olarak kırılan gururumun acısı bir nebze olsun hafiflemişti.
***
1 Aralık 2007 günü başlatılan 'sınır ötesi operasyon' kaçınılmazdı. Artık bıçak kemiğe dayanmış, Türkiye'nin diplomasisinin arkasına silâhlı gücünü koyması gerekmişti. Türkiye'nin dış politikada caydırıcılığı sarsılmış; 'Türkler konuşup dururlar, bir şey yapamazlar'
görüşü hâkim olmaya başlamıştı.
Başka hiçbir netice alınmasa bile, Türkiye'nin sınır ötesi bir harekâtı gerçekleştirmeye kâdir olduğunu dosta düşmana göstermesi, operasyonun şimdiden amacına ulaştığı anlamına gelir.
Türkiye, daha önce de çok sayıda sınır ötesi operasyon yapmıştır. Ancak bu defa durum tamamen farklıdır. Operasyonun yapıldığı ülkenin hükûmeti ve bölgede hüküm süren yönetim, en önemlisi de ülkenin gerçek hâkimi olan ve ülkeyi işgali altında tutan süper güç, bu müdahaleye karşı çıkmış ve son âna kadar engellemeye çalışmıştır.
Günümüz dünyasında sınır ötesi harekât yapabilen tek devlet ABD'dir. 1 Aralık Harekâtı ile Türkiye, sınırlarının dışında askerî harekât düzenleyebilen ikinci devlet olmuştur. Üstelik bu harekât, ABD'nin hükümranlığındaki bir ülke üzerinde gerçekleştirilmiştir.
***
Bu harekâtın yapılması kolay olmamıştır. Zira, evvelâ diplomatik bir süreçten geçilmesi gerekmiştir. Başbakan Erdoğan ve ekibi, önce uluslararası kamuoyu önünde haklılığını ispat edip destek sağlamış; daha sonra ABD'yi ikna ederek harekâta karşı çıkmamasını ve yardımını temin etmiştir. Bu süreç, Başbakan Erdoğan'ın zaferiyle neticelenmiştir.
TBMM'den operasyon tezkeresinin büyük bir çoğunlukla çıkarılmasıyla, silâhlı kuvvetler diplomasinin arkasına konulabilmiş ve -önceden belirttiğimiz gibi- daha harekât başlamadan kapılar açılmaya başlamıştır.
Operasyona karşı çıkanların hiçbir tahmini doğru çıkmamıştır. Operasyon vukuunda Türkiye içinde isyanların olacağını ileri sürüp Hükûmete şantaj yapanlar, DTP'nin birkaç etkisiz gösterisinden başka tepki olmadığını görmüşlerdir. Peşmergelerle aramızda çatışma çıkacağını söyleyenler, bölgesel yönetim liderlerinin nasıl olup da bir haftada değişip 'Türk dostu' olduğunu hayretle müşahede etmişlerdir. Barzani, operasyon sırasında ortadan kaybolmayı tercih etmiştir.
ABD ile bırakınız çatışmayı, 'dostluğumuz' daha ziyade perçinlenmiştir.
Bu başarılı diplomasi ve kararlı tutumundan dolayı Başbakan Erdoğan'ı ve ekibini candan kutluyoruz.
***
Bu arada, başta Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Paşa olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanlarına da şükran borçlu olduğumuzu kaydetmeliyiz. Tâ 12 Nisan'daki konuşmasından itibaren Büyükanıt Paşa, sınır ötesi operasyonun lüzumunu ortaya koymuş ve Hükûmetin kararlı tutumunda tesirli olmuştur. TSK, terörle mücadele ve Kuzey Irak'taki harekât konusunda istikrarlı ve azimli davranmıştır.
TSK'nın 1 Aralık tarihli basın açıklamasında, icra edilecek operasyonların, 'Irak'ın kuzeyinde yaşayan halka ve Silahlı Kuvvetlerine düşmanca bir harekette bulunmadıkları sürece, gruplara karşı olmadığını' belirtmesi de isabetli olmuştur. Bu ifadeden, Türkmenlere karşı düşmanca bir hareketin de müdahale sebebi olacağı anlaşılmaktadır.
Körfez Savaşı sırasında rahmetli Özal'ın yanında bir Büyükanıt Paşa bulunmuş olsaydı, şimdi Türkiye'nin konumu çok değişik olurdu.
***
Bu operasyon, Hükûmet ve Başbakan ile TSK ve Genelkurmay Başkanı'nı da yakınlaştırması bakımından faydalı olmuştur. Artık, dış güçlerin istismara çalıştığı sivil iktidar-asker ayrımı ortadan kalkmıştır.
Hiç değilse operasyon devam ederken, muhalefetin de Hükûmete destek olması ve medyanın bu çerçevede yayın yapması gerekir.
Kahraman Mehmetçiğimize başarılar diliyoruz.