Org. Başbuğ'un feveranı

Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı'nda, merhum Kâzım Karabekir Paşa için düzenlenen özel anma töreninde, Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ darbe plânları hakkında konuştu. Kâzım Karabekir Paşa, Millî Mücadele'nin Atatürk'ten sonra en önemli ismidir.

Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nda, merhum Kâzım Karabekir Paşa için düzenlenen özel anma töreninde, Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ darbe plânları hakkında konuştu.
Kâzım Karabekir Paşa, Millî Mücadele’nin Atatürk’ten sonra en önemli ismidir. Ancak, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Atatürk ile ters düşerek Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuştu. Önce, bu siyasî ihtilâfa rağmen, Genelkurmay Başkanlığı’nın Karabekir Paşa’yı anması, tabuların yıkıldığını gösteren takdire şayan bir olaydır.
Org. Başbuğ, darbe plânlarından bahsederken masayı yumruklayarak samimî bir feveran içerisinde şunları söyledi: “Vicdansızlara sesleniyorum. Vahim iddialar var. Biz askere ‘Allah Allah’ diye taarruz ettiriyoruz. Bu ordu nasıl Allah’ın evine bomba atmayı düşünür? Vicdansızlıktır, lanetliyorum.”
Org. Başbuğ’un samimî olduğuna inandığımız bu feveranını müspet karşılıyoruz. Ancak ‘vicdansızlar’ hitabının muhatapları arasında bu vicdansızlığı düşünmüş olanlar da bulunmalıdır. Org. Başbuğ’un, lâikliğe aykırı olma endişesi taşımadan, ‘Allah Allah’ nidasıyla taarruzu tasvibi ve camiyi ‘Allah’ın evi’ olarak kabulü de, askerimizin manevî dayanağını göstermesi bakımından olumludur. Bir bakıma Org. Başbuğ, bu çıkışıyla, darbeciler tarafından zedelenen itibarı millet nezdinde korumaya çalışmakta ve doğrusunu yapmaktadır.
***
Org. Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı dönemi zor bir dönem olmuştur. Ergenekon Dâvası’nın başlatılması ve silâhlı kuvvetlerle irtibatlandırılması, darbe hazırlıklarının ve son Balyoz Harekâtı belgelerinin ortaya çıkması hep onun döneminde gerçekleşmiştir. Özkök Paşa’nın Genelkurmay Başkanlığı’ndan beri en üst kademelerde görev yapan Org. Başbuğ’un isminin darbe hazırlıkları konusunda geçmemesi önemli bir husustur.
Gerçi Org. Başbuğ da zaman zaman yetkisini aşan beyanlarda bulunmuşsa da, her defasında demokrasiye ve hukuka bağlılığını tekrarlamıştır. Son konuşmasında da şu söyledikleri çok önemlidir: “TSK’nın son ve nihaî düşüncesi şudur: İktidarlar demokratik yollardan gelir. TSK olarak biz buna inanıyoruz.”
Org. Başbuğ, TSK içinde 61 adet bilgi sızdırma soruşturması açıldığını, bilgi sızdıran bir subayın 3 yıl ceza aldığını ve ordudan atıldığını, çeşitli rütbelerde 10 personelin bu kapsamda tutuklandığını söyleyerek ‘Hatâ yapan olabilir ama biz TSK’da barındırmayız’ diyor. Dikkat edilecek olursa, burada kastedilen ‘bilgi sızdırma’ sorunu... Yani TSK’daki darbe hazırlıklarını, andıçları, fişlemeleri ve benzeri hukuk dışı faaliyetleri dışarıya sızdıranlar hakkında soruşturmalar açılıyor ve cezalar veriliyor. Bu durumda sormak lâzımdır, acaba bu faaliyetlerde bulunanlar hakkında hiç soruşturma açtınız mı, diye...
İşte bütün mesele de buradadır. Gerçekten suç işleyenlerden ve hukuka aykırı davrananlardan hesap sorulmazken, bu suçları ifşa edenler soruşturulup cezalandırılıyor.
***
Org. Başbuğ’un şu sözlerini de çok önemli buluyor ve bir bakıma demokratik bir uzlaşma çağrısı olarak kabul ediyoruz: “Biz diyoruz ki TSK olarak, artık bu olaylar geride kaldı.
Bu süreçte yaşanan olaylarda herkesin kendi payına düşen bölümlerden gereken dersleri çıkardığını da düşünüyoruz. Ülkenin ve toplumun huzura ve barışa ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Biz diyoruz ki, 70 milyonun yürekten inanması gereken şu olmalı: Demokratik yönetimlerde olması gereken en önemli husus, iktidarların demokratik yöntemlerle el değiştirmesidir.”
Org. Başbuğ gibi biz de artık bu olayların geride kalmış olmasını temenni ediyoruz. Lâkin, bu olaylara karışmış olanların tasfiyesi mutlaka şarttır. Bu gerçeği kabul ederek ona göre gereğinin yapılmasını bekliyoruz.