PKK terörüyle mücadele politikamız yanlış ve eksiktir

Ankara'nın göbeğinde Ulus'ta patlatılan bomba, milletçe hepimizi üzdü. Gazetelerin ön sayfaları, tamamen olayla ilgili fotoğraflara hasredilmişti.

Ankara'nın göbeğinde Ulus'ta patlatılan bomba, milletçe hepimizi üzdü. Gazetelerin ön sayfaları, tamamen olayla ilgili fotoğraflara hasredilmişti. Bu da PKK terörünün maksadına ulaşmasını sağladı.
Son birkaç aylık dönemde, Türk kamuoyu ile devleti yönetenler, Cumhurbaşkanı seçimi, Muhtıra, Cumhuriyet Mitingleri gibi kısır siyasî çekişmelerle meşgul olmuş; Türkiye'nin son derece ciddî iç ve dış meseleleri gündemden düşmüştür.
Artık herkesin, 'laik-laik olmayan' ayrımı gibi saçma sapan bölücülükleri bir tarafa bırakıp, Türkiye'nin huzurunu bozmaya çalışan gerçek düşmanlarına karşı bir araya gelerek mücadele etmesinin zamanıdır.
* * *
PKK terörüyle mücadelede, başlangıçtan beri devam eden 20 yıllık dönemde yanlış ve eksik bir politika takip edilmiştir.
Daha önce de müteaddit defalar yazdık. Her şeyden önce şunu artık kabul etmeliyiz ki, PKK terörü sıradan bir terörle mücadele çerçevesinde değerlendirilemez. Bu sistemli saldırılara, normal askerlik görevini yapan genç ve tecrübesiz erlerle ve rastgele polis ve jandarma ekipleriyle karşı konulması imkânsızdır. Gerillaya karşı süratle yeter sayıda profesyonel özel güvenlik timleri oluşturmak ve mücadeleyi bunlarla yapmak zorundayız.
Türkiye'nin terörle mücadelede, stratejistler ve uzmanlar tarafından hazırlanmış, kapsamlı ve eksiksiz kısa, uzun ve orta vadeli bir programı yoktur. Bırakınız böyle bir programı, buna mesnet teşkil edecek doğru istatistikî bilgilere bile sahip değiliz. Türkiye'deki Kürtçü sayısı, PKK militan ve sempatizanlarının miktarı, terör kayıpları ve terörün maliyeti, bir takım tahminî rakamlardan öteye gitmemektedir.
Terör mücadelesi, tezatlar, hatalar ve ihmallerle doludur. Meselâ, 1984'te kıskaca alınan PKK, 1986'da güvenlik tedbirlerinin gevşetilmesiyle imha edilmekten kurtulmuş; aynı hata 1993'te de tekrarlanmış ve 'ateşkes' aldatmacası sonucunda PKK tekrar örgütlenme imkânını bulmuş; 28 Şubat Darbe döneminde, 'hayalî irtica' yla mücadele hırsı yüzünden PKK terörü meselesi ikinci öncelikli hâle getirilmiş; 1999'da Apo'nun yakalanmasından sonra da birlikler Güneydoğu'dan çekilerek PKK'nın canlanmasına fırsat verilmiştir.
Türkiye'yi yönetenler, son yirmi yıllık dönemde dış faktörlerin terör üzerindeki tesirini iyi hesap edememişlerdir. Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra kurulan 'çekiç güce' izin verilmesi, bazı geçici çatışmalara rağmen her zaman PKK'yı destekleyen Barzani ve Talabani ile peşmergeleri, bölücülük faaliyetlerinin arkasında olan ABD ve AB çevreleri, Türkiye tarafından yanlış değerlendirilmiştir.
AB sürecinin de tesiriyle, çeşitli dönemlerde yöneticiler ırkçı-bölücü Kürtçülük konusunda tavizler vermişler ve bu tavırları bir kısım hayalci ve misyon sahibi aydınlar tarafından da desteklenmiştir.
Terör konusunda Türkiye hiçbir dönemde inisiyatif sahibi olmamış; günlük hadiselere karşı reaksiyonlar göstererek faaliyette bulunmuştur. En çok tuhafımıza giden ifade, bir terör olayından sonra 'güvenlik güçlerinin yoğun ve kapsamlı operasyon başlattıkları' şeklindeki beyanlardır.
* * *
Halbuki, Türkiye'nin elinde sınırsız imkânları vardır:

    1. Önce, kısa, uzun ve orta vadeli 'Terör ve bölücülükle mücadele programı' hazırlanmalıdır.
    2. İstihbarat birimleri takviye edilmeli; yetkileri arttırılmalı; etnik ve ırkçı ayırıma dayanan faaliyetleri takip maksadıyla ayrı bir 'İstihbarat Ağı' kurulmalıdır.
    3. Terörle mücadele mevzuatı süratle gözden geçirilerek demokratik hakların özüne dokunmadan gereken kanunî düzenlemeler yapılmalıdır.
    Terörle mücadele ekipleri, önceden izin alınmadan operasyon yapabilmelidir.
    4. Terörle mücadele konusunda özel olarak yetiştirilmiş güvenlik güçlerinin sayısı arttırılmalıdır. Ayrıca, yeni teknolojilerin ve silahların kullanılması için gereği yapılmalıdır.
    5. Teröristle vatandaş iyi ayırt edilmeli ve yoğun bir 'psikolojik harekât'ın uygulanmasına geçilmelidir. PKK-ASALA irtibatı, Zerdüştlük ve misyonerliğin PKK tarafından desteklenmesi ve hâlen bombacıların başının Ermeni teröristi olduğu halka anlatılmalıdır.
    6. PKK teröristlerinin az sayıdaki lider kadrosu tesbit edilerek tesirsiz hâle getirilmelidir.
    7. ABD'nin oyalama taktiklerine, Kuzey Irak'tan menfaat sağlayanlar ile Barzani'nin uşaklarına aldırmadan ve daha fazla zaman kaybedilmeden 'sınır ötesi operasyon' gerçekleştirilmelidir.