Referanduma dikkat!

Başbakan Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, referandumda milleti 'evet' oyu kullanmaya çağırdı. Lâkin, referanduma iştirakın yüksek oranda olmayacağı anlaşılıyor.

Başbakan Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, referandumda milleti 'evet' oyu kullanmaya çağırdı. Lâkin, referanduma iştirakın yüksek oranda olmayacağı anlaşılıyor. Zira, onbeş gün gibi kısa bir zaman sonra yapılacak halkoylamasından halkın pek fazla haberdar olmadığı ve buna aldırış etmediği görülüyor.
Bu durumun çeşitli sebepleri var. Bir defa, halkın büyük kısmının Cumhurbaşkanı olmasını istediği Abdullah Gül, mevcut Anayasa'ya göre zaten Cumhurbaşkanlığına seçilmiş bulunmaktadır. Bu vakıa, halkoylamasının heyecanını azaltmıştır. Hatta, yapılacak referandumun Gül'ün Cumhurbaşkanlığına zarar vereceği endişesi bile doğmuştur. İkinci olarak, iktidar, hedefine ulaştığı için referanduma gereken önemi vermemiştir. Bu ihmalde, yeni anayasa çalışmalarının da tesiri görülmektedir. Üçüncü olarak, CHP muhalefeti de seçimde halkın Cumhurbaşkanı'nı doğrudan seçmesine karşı çıktığı için puan kaybettiğini bilmekte ve halkoylamasından hiç söz etmemektedir.
***
Anayasa değişikliğini gerçekleştiren 31 Mayıs 2007 tarih ve 5678 sayılı Kanun'un getirdiği Geçici Madde 19'da 'Onbirinci Cumhurbaşkanı' ibaresi bulunmaktadır. Lafzî ve dar yorum yapmayan bir hukukçunun, 11. Cumhurbaşkanı seçilmiş bulunduğuna göre, bu hükmün 12. Cumhurbaşkanı için geçerli olduğunu kabul etmesi gerekir. Bu takdirde, 21 Ekim'de yapılacak halkoylaması için herhangi bir ilave değişikliğe lüzum yoktur.
Gelgelelim, Türkiye gibi hukukun kolayca eğilip bükülebildiği bir ülkede, bu nevi hassas konularda yoruma açık en ufak bir nokta bırakılmaması gerekir. Geçen ilkbaharda yaşadığımız krizde, Kanadoğlu gibi hukukçuların, Sezer'in ve Anayasa Mahkemesi'nin 367 meselesindeki tutumları hatırlanacak olursa, geçici 19. maddedeki ifadenin nasıl istismar edileceğini tahmin etmek zor olmayacaktır. Nitekim, karar mercii olan Yüksek Seçim Kurulu Başkanı'nın bu konudaki mütereddit beyanı da endişemizi arttırmaktadır.
Daha önce de sık sık yaşadığımız gibi, 'şeytanın avukatları' arz-ı endâm eyleyerek, artık 11. Cumhurbaşkanı Gül'ün meşruiyetini kaybettiğini, 11. Cumhurbaşkanı'nın yeniden seçilmesi gerektiğini söyleyecekler; bununla da kalmayarak Anayasa Mahkemesi'ni devreye sokup işi büsbütün içinden çıkılmaz hâle getireceklerdir. Bu arada, Gül'ü hazmedememiş birtakım mahfiller de bu gereksiz tartışmaları fırsat bilecek; sonunda Cumhurbaşkanlığı gibi milleti ve devleti temsil eden bu yüce kurumun itibarı zedelenmiş olacaktır.
***
Süratle yaklaşan bu krize mâni olabilmek için, önümüzdeki iki hafta içerisinde 5678 sayılı Kanun'un tâdili, yani yeni bir Anayasa değişikliği gerekmektedir.
Bu değişiklikte, geçici 19. maddedeki 'Onbirinci Cumhurbaşkanı' ibaresi 'Onikinci Cumhurbaşkanı' olarak değiştirilmeli ve Gül'ün 7 yıllık Cumhurbaşkanlığı tasrih edilmelidir. Buna aykırı hükümler kanundan ve referandum metninden ayıklanmalıdır.
Aksi takdirde, Türkiye durup dururken yeni bir siyasî krize sürüklenecek ve lüzumsuz tartışmalarla zaman kaybedecektir.