Siz, Hitit, Frig, Urartu ya da İyonyalı mısınız?

Sevgili okuyucular, Allah aşkına siz kimsiniz? Anladık, Ahmet oğlu Mehmet, Ayşe kızı Zeynep'siniz de daha daha kimsiniz? Elbette önce insansınız ama daha sonra da Türksünüz, Müslümansınız .

Sevgili okuyucular, Allah aşkına siz kimsiniz? Anladık, Ahmet oğlu Mehmet, Ayşe kızı Zeynep'siniz de daha daha kimsiniz? Elbette önce insansınız ama daha sonra da Türksünüz, Müslümansınız . Kiminize Kürt, Arap, Laz filan diye alt kimliğinizle de hitap edilebilir, az bir kısmınız Müslüman olmayabilir; lâkin hepiniz Türk Milleti'nin mensuplarısınız.
Türkiye'de aslâ bir 'kimlik sorunu' yoktur. Sadece, belirli maksatlarla ortalığı karıştırıp huzurumuzu bozmak isteyenler vardır (Bu arada bütün okuyucularıma Rıza Zelyut'un yeni çıkan 'Türk Kimliği' isimli eserini tavsiye ediyorum).

Irkçı iddialar
Sevgili okuyucular, siz kendinizi Hitit, Urartu, Frig ya da İyonya'lı gibi hissediyor musunuz? Gülmeyiniz, güya biz Türk değil de bunlardan biriymişiz. 'Anadolu uygarlıkları' tezi ile belki Bodrum'da amforaları incelerken, Aspendos'daki amfiyi gezerken, Nemrut'ta Komanege krallığının heykellerini seyrederken, kimbilir belki bir lâhza antik derinliklerde kaybolup kendinizi Refik Halit'in 'İkibin Yılın Sevgilisi' gibi görebilirsiniz.
2005 Mayısı'nda Milliyet Gazetesi'nin manşetten verdiği haberin başlığı şöyleydi: 'Türkiye'de Türk geni az' . Haberde, National Geographic Derneği ile IBM şirketinin ortaklığında başlatılan Genografi Projesi çerçevesinde Dr. Spencer Wells, Anadolu 'da Türk geninin fazla yayılmadığını iddia ediyor ve peşinen şu hükmü yumurtluyordu: 'Bu tez, genetik açıdan Mezopotamya'nın, Bizans'ın torunları sayılabilecek olanlarımızın, dedeleri Anadolu'ya 11. yüzyılda ayak basanlardan sayıca daha çok olabileceğini gösteriyor'.
Geçen gün, buna benzer uydurma bir iddia sürmanşet Sabah Gazetesi'nde de yer almıştı. Güya Orta Asya'dan göç efsaneymiş; gen araştırmaları 40 bin yıldır burada yaşadığımızı gösteriyormuş. 1071'de gelenler yüzde 10-15 civarındaymış... Bu yâveleri 'bilimsel' (!) diye sunmaya çalışan antropolog, gene aynı Genografi Projesi'ne atıfta bulunuyor. Bununla kalsa neyse... 40 bin yıllık bir unutkanlıkla, bir anda Bizans'a ve Mezopotamya'ya ulaşıp, genlerimizin Yunanlılarla daha yakın olduğunu ileri sürüyor.
Antropoloji kaşığıyla tarih çanağını karıştıranlar işte bu garip neticelere ulaşırlar. Bir tarafta 50-60 bin yıllık tarih öncesi antropoloji perspektifi, diğer tarafta en fazla 5 bin yıllık tarih devirleri... Metodolojinin saçmalığı bir yana, bu tür bir iddiada bulunmak resmen 'ırkçılık'tır.

İşin aslı başka
Bu nevi projelerin ardındaki peşin ideolojik varsayım, hep Anadolu'nun 'Türk vatanı' olmadığı isnatlarına dayanmaktadır.
Hristiyan Batı, tâ Haçlı Seferlerinden beri, Anadolu coğrafyasının Müslüman Türklerin yurdu olmasını bir türlü kabullenememiştir. Bu güzel vatanın sahibi olan Türklere daima müstevlî ve barbar gözüyle bakılmıştır. Onlara ve kompleksli bazı aydın tâifesine göre, 11. yüzyılda gelen bir avuç aşiret, Anadolu 'nun 'gerçek' (!) sahiplerini kılıç zoruyla Türkleştirmiştir. Güya, Anadolu insanının çoğunluğu Bizans'lı, Ermeni, Ârâmî ve Mezopotamyalı'dır. Böylece, genlerimizin Yunanlılarla daha yakın olduğu iddia edilmiş; ayrıca Mezopotamya vurgusuyla Kürtler, Urartu vurgusuyla da Ermeniler kastedilmiştir.
Kısaca, Türk olmayınız da ne olursanız olunuz... Netice olarak, yüzyıllık Ermeni iftiralarını siyasî arenaya taşıyanlar, bu yöntemle bin yıllık Türk Yurdu üzerinde hak iddia etmeyi tasarlamaktadır.

Gülünç iddialara cevabımız
Bu saçma iddiaları bir sohbet yazısı çerçevesinde cevaplandırmak zordur. Ancak, çok özet şekilde bazı hususlara temas edeceğiz:
1. Irkların genetik haritasını çıkarmak için sadece Türkiye'yi değil, bütün dünyayı incelemek gerekir. Üstelik, özellikle beyaz ırkın nasıl birbirine karıştığını bilmeyen yoktur.
2. 'Saf ırk', ancak bir takım ilkel klanlar için geçerlidir. Dünyanın hiçbir yerinde ırka dayalı 'millet' ve 'vatan' anlayışına rastlanılmaz.
3. Türkler, Selçuklular'dan önce de Anadolu'da yerleşmişlerdir. Hunlar, Kumanlar, Kıpçaklar, Peçenekler, Avarlar ve diğer birçok Türk boyları, büyük kitleler hâlinde Anadolu'ya gelmişlerdir. Ayrıca, Sümerlerin, Friglerin ve Hititlerin proto-Türklerle ilgisi hâlen ciddî bir tartışma konusudur.
4. 'Bizanslı' deyimi, 16. asırdan itibaren söz konusu olmuştur. Bizans adı, Doğu Roma İmparatorluğu'nu ifade etmek için kullanılmıştır. Bizans halkı içerisinde, Yunanlılar kadar, İyonyalılar, eski Türkler, İtalyanlar, Makedonlar ve eski kültürlerin kalıntıları da vardır.
5. En önemlisi ise, Müslüman Türkmenler'in 9 asırlık göçleridir. Müslüman Oğuz Türkleri/Türkmenler, 10. asırdan itibaren 18. asrın sonuna kadar büyük kitleler hâlinde Asya'dan Anadolu'ya, Rumeli'ye, Kafkasya'ya, Orta Doğu'ya ve Kuzey Afrika'ya dağılmışlardır. Selçuklular'dan sonra Anadolu'ya gelen Türk göçleri, arşiv belgelerinde kayıtlıdır.
6. Türkiye, bir mozaik değil, etnik kimlik bakımından da en az yüzde 85'inin Türk olduğu bir ülkedir.

Avucunuzu yalarsınız!
Efendim, bir an için bu saçma iddiaları doğru farzedelim. Yani, Türkiye'deki insanımızın etnik bakımdan sadece yüzde 10-15'i Orta Asya'dan gelmiş olsun. Bu allâmelerin dedikleri gibi, atalarımız Türk dilini ve kültürünü Anadolu'daki ahaliye yaymış olsunlar. Bu takdirde dahi, onların önünde şapka çıkarmanız gerekmez mi? Helâl olsun Ahmet Yesevî'nin alperenlerine!...
Kürt kardeşlerimizin sayısını açık arttırmaya çıkaranlar, Taşnak iftiralarıyla atalarımızı karalamaya çalışanlar, Doğu Karadeniz'deki halkımıza etnik kulisler atanlar, Misyoner kandırmacalarıyla bölücülük yapanlar, şunu bilsinler ki, bu memlekette Sevr'i hortlatmaya kimsenin gücü yetmez. Açıkçası avucunuzu yalarsınız...
Benim Çorum'lum Hattuşaş'lı değildir; adı da Şappililulium değil Mehmet'tir. Benim Polatlı'lım Gordion'lu değildir; adı da Midas değil Oğuz'dur. Benim İzmir'lim Efes'li, Milet'li değildir; adı da Hasan Tahsin'dir. Benim Van'lım Tuşba'lı Haldi değil, halis muhlis Halit'tir.
Lâkin, ben bu iddia sahiplerinin hangi kimlikte olduklarını bilmiyorum.
Siz ne dersiniz sevgili okuyucular?...